Mesaj Panosu
|
|
Ortak Türkçe'miz | |
|
|
||
Kayıt: 2005-08-15 (15:40)
Mesaj: 218
Mesaj: 218
ATATÜRK bu işi bilerek ve bilinçle yapmıştı. Onların bize gelmesini bekleyemeyiz, biz onlara yaklaşmalıyız, demişti ve dediğini de yapmıştı.
Dizin doğu Türkçelerinde liste demek... Neden kullanmıyoruz?
Egemenlik ne demek? Ege, sahip men ise ben... Egemen kendisinin sahibi olan demek... Yani, himaye ve manda altında olmayan... Yani Atatürk Türkiye'sinin durumu...
Egemenlik sözünü kullanıyoruz. İyi ediyoruz... Özünün de bilincinde olursak daha iyi ederiz...
Kurum, Kumuk Türkçeleri'nden alındı. Müessese demek... Doğru söyleyebilmek için çok uğraştığım bir söz... Kurum, dilime ne kadar da yakışıyor.
Koordinatör sözü yerine dilcilerimiz eşgüdüm demişlerdi. Pek tutmadı. İnsanlar güdülür mü?
Kazak Türkleri koordinatör yerine uyumlaştırıcı diyorlar. Yaşasın!
Biz niye hala koordinatör diyelim. İşte, koordinasyon yerine uyumlaştırma ve yine uyumlaştırıcı...
Elbette Türk Birliği
DEĞERLİ kardeşlerim, geçmişin alışılmış söylemlerini ve düşünce kalıplarını bırakmanın demindeyiz.
Geçen gün geçti cancağızım
Gelen yeni bir gün
Yeni şeyler söylemek lazım.
Türklerin dillerinin birbirine yaklaşmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz? İşte temel soru budur.
Efendim, onlar bize yaklaşsın biz çoğuz diye başlayan düşünce tuzağına sakın düşmeyin!
Biraz siz, biraz onlar'dır doğrusu...
Sonrası sen, ben yokuz, biz varız...
Biz derken bütün Türklüğü düşünmüyorsanız, siz nasıl Türkçüsünüz?
Biz işimize bakalım, ötesini gelişmeler getirecek...
Ülken de ne?
SANIRIM ULU ve KEN sözlerinin birlikte söylenmesinden doğmuş bir söz ÜLKEN... Doğu Türkleri süper yerine kullanıyorlar. Ulu, yukarılara doğru büyüklüğü, KEN enine büyüklüğü anlatıyor. ÜLKEN ise çok çok büyük anlamında... Kullanalım, kullanalım, hem süperden daha iyidir, hem özbeöz Türkçe'dir, hem de ortak kuruluşumuza bir kerpiç daha koymuş olursunuz.
Kuruluş sözünün doğu Türkçeleri'nde inşaat yerine kullanıldığını da bu arada söyleyelim...
Söyleyecek söz çok... Ancak köşemin boyutları sınırlı...
Sığacak kadar örnekler verelim.
Söz gelimi diyelim... Sene yerine yıl dersek bunu anlamayacak Türk yoktur. Kimileri söz başındaki y'leri c yapsalar da, col ile yol'un aynı söz olduğunu bilmeyen yoktur.
Rüzgar yerine yel dediğimizde de durum öyledir.
Alamet, ya da amblem sözleri yerine belgi demeye ne dersiniz? Hem Türkçe'dir, hem de Doğu Türkleri öyle derler...
Peki amatör yerine heveskar diyelim mi? Kökü Türkçe olmasa da Türkiye dışında bütün Türkler onu kullanıyor. Azerbaycan'dan, Doğu Türkistan'a dek...
Apartman yerine çok katlı da öyle...
Arazi de yer sözüyle karşılanıyor Türk Dünyası'nda...
Asayiş dinçlik kötü mü?
Aşikara apaçık dersek herkes anlar...
Evet... Birkaç örnekle de ne demek istediğimi anlattım sanırım.
Söz varlığımızı yakınlaştırmalıyız. Anlaşma oranlarımızı yükseltmeliyiz. Tek başımıza ürettiğimiz bütün kültür varlığımızı birbirimize ulaştırmalıyız.
Ulaştıracağız ve ulaşacağız...
Neye mi, kültürde Turan'a elbette...
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=43&yazitar=19.01.2006&yaziid=17122
Dizin doğu Türkçelerinde liste demek... Neden kullanmıyoruz?
Egemenlik ne demek? Ege, sahip men ise ben... Egemen kendisinin sahibi olan demek... Yani, himaye ve manda altında olmayan... Yani Atatürk Türkiye'sinin durumu...
Egemenlik sözünü kullanıyoruz. İyi ediyoruz... Özünün de bilincinde olursak daha iyi ederiz...
Kurum, Kumuk Türkçeleri'nden alındı. Müessese demek... Doğru söyleyebilmek için çok uğraştığım bir söz... Kurum, dilime ne kadar da yakışıyor.
Koordinatör sözü yerine dilcilerimiz eşgüdüm demişlerdi. Pek tutmadı. İnsanlar güdülür mü?
Kazak Türkleri koordinatör yerine uyumlaştırıcı diyorlar. Yaşasın!
Biz niye hala koordinatör diyelim. İşte, koordinasyon yerine uyumlaştırma ve yine uyumlaştırıcı...
Elbette Türk Birliği
DEĞERLİ kardeşlerim, geçmişin alışılmış söylemlerini ve düşünce kalıplarını bırakmanın demindeyiz.
Geçen gün geçti cancağızım
Gelen yeni bir gün
Yeni şeyler söylemek lazım.
Türklerin dillerinin birbirine yaklaşmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz? İşte temel soru budur.
Efendim, onlar bize yaklaşsın biz çoğuz diye başlayan düşünce tuzağına sakın düşmeyin!
Biraz siz, biraz onlar'dır doğrusu...
Sonrası sen, ben yokuz, biz varız...
Biz derken bütün Türklüğü düşünmüyorsanız, siz nasıl Türkçüsünüz?
Biz işimize bakalım, ötesini gelişmeler getirecek...
Ülken de ne?
SANIRIM ULU ve KEN sözlerinin birlikte söylenmesinden doğmuş bir söz ÜLKEN... Doğu Türkleri süper yerine kullanıyorlar. Ulu, yukarılara doğru büyüklüğü, KEN enine büyüklüğü anlatıyor. ÜLKEN ise çok çok büyük anlamında... Kullanalım, kullanalım, hem süperden daha iyidir, hem özbeöz Türkçe'dir, hem de ortak kuruluşumuza bir kerpiç daha koymuş olursunuz.
Kuruluş sözünün doğu Türkçeleri'nde inşaat yerine kullanıldığını da bu arada söyleyelim...
Söyleyecek söz çok... Ancak köşemin boyutları sınırlı...
Sığacak kadar örnekler verelim.
Söz gelimi diyelim... Sene yerine yıl dersek bunu anlamayacak Türk yoktur. Kimileri söz başındaki y'leri c yapsalar da, col ile yol'un aynı söz olduğunu bilmeyen yoktur.
Rüzgar yerine yel dediğimizde de durum öyledir.
Alamet, ya da amblem sözleri yerine belgi demeye ne dersiniz? Hem Türkçe'dir, hem de Doğu Türkleri öyle derler...
Peki amatör yerine heveskar diyelim mi? Kökü Türkçe olmasa da Türkiye dışında bütün Türkler onu kullanıyor. Azerbaycan'dan, Doğu Türkistan'a dek...
Apartman yerine çok katlı da öyle...
Arazi de yer sözüyle karşılanıyor Türk Dünyası'nda...
Asayiş dinçlik kötü mü?
Aşikara apaçık dersek herkes anlar...
Evet... Birkaç örnekle de ne demek istediğimi anlattım sanırım.
Söz varlığımızı yakınlaştırmalıyız. Anlaşma oranlarımızı yükseltmeliyiz. Tek başımıza ürettiğimiz bütün kültür varlığımızı birbirimize ulaştırmalıyız.
Ulaştıracağız ve ulaşacağız...
Neye mi, kültürde Turan'a elbette...
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=43&yazitar=19.01.2006&yaziid=17122
Kayıt: 2005-08-15 (15:40)
Mesaj: 218
Mesaj: 218
Türkçe’den örnekler
OKUYUCULARIM başka örnekler istiyor. Öteki Türkçeler'den alıp Türkiye Türkçesi’nde kullanacağımız sözleri verelim. Bunlardan kimilerinin de aslında Türkiye'de de var olduğunu, seçimi onları kullanmak yolunda yaparsak, anlaşmamızın kolaylaşacağını da hatırlatalım.
İşte
BAGAJ yerine yük diyelim. (Türkiye'nin dışındaki Türkler'in tamamı yük diyor. Kazak ve Kırgızlar'da sözün başındaki y'lerin c olması kuralı işleyerek cük olsa da...)
Bilimsel yerine ilmi veya daha doğrusu bilimlik diyelim. Bilimsel sözü uydurmadır. Sel, sal takısı hiçbir Türkçe'de yoktur. İlmi sözünü ise anlamayacak Türk hemen hemen yoktur. Bilimlik dersek, hem Türkçe olur, hem kurallara uygun olur, hem de her Türk anlar olur.
Binâenaleyh yerine bunun için dersek, bütün Türkler anlar, hem de Türkiye Türkleri söyleyememek sıkıntısından kurtulur.
Broşür yerine kitapça veya kitapçık dersek, Dünya Türklüğü'nün yüzde doksan beşinin anlayacağının sözünü veririm...
Diyanet yerine Din İşleri denilmesine ne dersiniz? Hem Türkiye Türkleri de işin ne olduğunu iyi anlar. Ötekiler mi? Onlar Din İşleri diyor. Böylece Din- anet demek yanlışına da düşmüyorlar.
Diyete gelince o perhiz. Hepsinde mi? Yüzde doksanbeş...
Eşkâl yerine görünüş.
Galibiyet yerine yeniş.
Gâvur hepsinde kâfir.
Güzergâh yerine gidiş yolu. Azerbaycan'da böyle ama öteki Türkler de anlar.
Hâmaset yerine kahramanlık dersek. Evet, her Türk anlar...
Husumet'in karşılığı ise bütün Türkler’de, düşmanlık...
İktisat deyince bütün Türkler anlıyor, niye kullanmayalım? Kiliseye Kazak Türkleri şirkev diyor. Ötekiler de benzerini... Biz topluca şirkevi desek doğruyu söylemiş olmaz mıyız?
Kitap, bütün Türkler’de kitap... Öyleyse yeni bir söz aramak gereksizlik olur.
Komple sözü Türkler’in tamamında dolu... Öyleyse ruhi noksanlığa ne gerek? Ruhi noksanlık da kompleksin Türkçe'si... Komplo mu? O tuzak... Kime sorsanız bilir...
Komünikasyonun doğru adı "bağlanış". Her Türk öz ağzıyla söylesin... Birbirini anlasın... Baylanış olsa ne olur? Kazak Türkçesi olur.
Konseyin adı Keneş... Eskiden Türkiye Türkçesi’nde de vardı. Ötekilerde sürüp gidiyor. Biz de yeniden kullanmalıyız...
Kristal'in adı billurdur... Pırıltı dolu billur...
Kurultay bütün Türkler’de var... Aman kongreye sapmayalım... Kurultayımızı koruyalım.
Kültüre bütün Türkler’de medeniyet deniliyor. Ne yapsak ki?
Lisan yerine dil derseniz anlamayan olmaz...
Mağaza da anlaşılır ama, ortak sözümüz dükkândır.
Mahalli yerine yerli dersek ortak sözümüzü kullanmış oluruz...
Türkler’in çoğu parsel yerine evyeri derken biz niye demeyelim?
Paydos yerine de dem alış dersek iyi olmaz mı? Ortak sözdür.
Seller ve Sallar
SİYASİ derseniz anlaşılır ama şu saçma sapan siyasaldan kimse bir şey anlamıyor. Niye mi? Siyaset Arapça, sal Fransızca... İkisinden nasıl Türkçe söz çıkıyor? Anlaşılır iş mi?
Bu örnekler uzar gider... Ama bizim öncelikle şu sal'lı sel'li sözleri düzeltmemiz gerek... Anlaşmanın önündeki önemli engel onlar...
Peki ne yapalım? Bizim lik'imiz var lük'ümüz var. Cıl'ımız var cul'umuz var...
Oy doğu Türkçelerinde fikir demek... Oycul"da mütefekkir...
Düşünelim, bulalım...
Bu örnekle Türkiye Türkleri'ne, bütün Türkler'e toptan ve ayrı ayrı da söylenecek sözler var. Ama yerim dar...
NAMIK KEMAL ZEYBEK -Tercüman
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=43&yazitar=20.01.2006&yaziid=17144
OKUYUCULARIM başka örnekler istiyor. Öteki Türkçeler'den alıp Türkiye Türkçesi’nde kullanacağımız sözleri verelim. Bunlardan kimilerinin de aslında Türkiye'de de var olduğunu, seçimi onları kullanmak yolunda yaparsak, anlaşmamızın kolaylaşacağını da hatırlatalım.
İşte
BAGAJ yerine yük diyelim. (Türkiye'nin dışındaki Türkler'in tamamı yük diyor. Kazak ve Kırgızlar'da sözün başındaki y'lerin c olması kuralı işleyerek cük olsa da...)
Bilimsel yerine ilmi veya daha doğrusu bilimlik diyelim. Bilimsel sözü uydurmadır. Sel, sal takısı hiçbir Türkçe'de yoktur. İlmi sözünü ise anlamayacak Türk hemen hemen yoktur. Bilimlik dersek, hem Türkçe olur, hem kurallara uygun olur, hem de her Türk anlar olur.
Binâenaleyh yerine bunun için dersek, bütün Türkler anlar, hem de Türkiye Türkleri söyleyememek sıkıntısından kurtulur.
Broşür yerine kitapça veya kitapçık dersek, Dünya Türklüğü'nün yüzde doksan beşinin anlayacağının sözünü veririm...
Diyanet yerine Din İşleri denilmesine ne dersiniz? Hem Türkiye Türkleri de işin ne olduğunu iyi anlar. Ötekiler mi? Onlar Din İşleri diyor. Böylece Din- anet demek yanlışına da düşmüyorlar.
Diyete gelince o perhiz. Hepsinde mi? Yüzde doksanbeş...
Eşkâl yerine görünüş.
Galibiyet yerine yeniş.
Gâvur hepsinde kâfir.
Güzergâh yerine gidiş yolu. Azerbaycan'da böyle ama öteki Türkler de anlar.
Hâmaset yerine kahramanlık dersek. Evet, her Türk anlar...
Husumet'in karşılığı ise bütün Türkler’de, düşmanlık...
İktisat deyince bütün Türkler anlıyor, niye kullanmayalım? Kiliseye Kazak Türkleri şirkev diyor. Ötekiler de benzerini... Biz topluca şirkevi desek doğruyu söylemiş olmaz mıyız?
Kitap, bütün Türkler’de kitap... Öyleyse yeni bir söz aramak gereksizlik olur.
Komple sözü Türkler’in tamamında dolu... Öyleyse ruhi noksanlığa ne gerek? Ruhi noksanlık da kompleksin Türkçe'si... Komplo mu? O tuzak... Kime sorsanız bilir...
Komünikasyonun doğru adı "bağlanış". Her Türk öz ağzıyla söylesin... Birbirini anlasın... Baylanış olsa ne olur? Kazak Türkçesi olur.
Konseyin adı Keneş... Eskiden Türkiye Türkçesi’nde de vardı. Ötekilerde sürüp gidiyor. Biz de yeniden kullanmalıyız...
Kristal'in adı billurdur... Pırıltı dolu billur...
Kurultay bütün Türkler’de var... Aman kongreye sapmayalım... Kurultayımızı koruyalım.
Kültüre bütün Türkler’de medeniyet deniliyor. Ne yapsak ki?
Lisan yerine dil derseniz anlamayan olmaz...
Mağaza da anlaşılır ama, ortak sözümüz dükkândır.
Mahalli yerine yerli dersek ortak sözümüzü kullanmış oluruz...
Türkler’in çoğu parsel yerine evyeri derken biz niye demeyelim?
Paydos yerine de dem alış dersek iyi olmaz mı? Ortak sözdür.
Seller ve Sallar
SİYASİ derseniz anlaşılır ama şu saçma sapan siyasaldan kimse bir şey anlamıyor. Niye mi? Siyaset Arapça, sal Fransızca... İkisinden nasıl Türkçe söz çıkıyor? Anlaşılır iş mi?
Bu örnekler uzar gider... Ama bizim öncelikle şu sal'lı sel'li sözleri düzeltmemiz gerek... Anlaşmanın önündeki önemli engel onlar...
Peki ne yapalım? Bizim lik'imiz var lük'ümüz var. Cıl'ımız var cul'umuz var...
Oy doğu Türkçelerinde fikir demek... Oycul"da mütefekkir...
Düşünelim, bulalım...
Bu örnekle Türkiye Türkleri'ne, bütün Türkler'e toptan ve ayrı ayrı da söylenecek sözler var. Ama yerim dar...
NAMIK KEMAL ZEYBEK -Tercüman
http://www.tercuman.com.tr/v1/yazaryazi.asp?id=43&yazitar=20.01.2006&yaziid=17144
Kayıt: 2006-01-20 (12:10)
Mesaj: 6
Mesaj: 6
Ne yapılmaya çalışılıyor? Kültür mü modifiye ediliyor? (bakın modifiye dedim) Kimlerin tekelinde bu? Çıkıp teker teker sözcükleri Türkçeleştirmekle Türkçe'yi anlaşılır ve doğru kullanılabilineceğine mi inanılıyor? Bu bir anda olabilecek bir iş midir Allah aşkına?
Kültür dediğimiz şey hiçbir zaman biricik, ve aynı kalan bir şey olmamıştır. Kültür, sürekli değişme içindedir. Dilde kültürün bir parçasıdır, süreç içerisinde halk kendi konuşma diline uygun bir dil yaratır kendine, hatta herkesin dili farklıdır bu açıdan. Tutup da yabancı sözcüklere yeni yeni türkçe anlamlar bulmak da moda oldu...
Bir bilim adamı vardı, Oktay Sinanoğlu diye, buyrun onunh örneğini verelim, üniversite yerine "evrenkent" dememizi istiyordu. Bu bilimadamının hayranlarınca kurulmuş bir sitede tüm üyeler üniversite yerine evrenkent derler. Çevrimi de çok hoş ve basit; universe= evren, city=kent. İşte bu kadar kolay (!) insanımıza hoş gelecek bir sözü üretmek. Ben şahsen Dilimize artık girmiş, ve kendine tapulu bir yer bulmuş yabancı sözcüklerin külliyen değiştirilip eski dilde söylenmesiyle dilin iyileşeceğine inanmıyorum, inanmayı bırakın böyle bir şey yapıldığı anda dilin çorba olacağına inanıyorum. Evrenkent bana ne ifade eder ki? Bunun eğitime, öğretime atıf yapan bir anımsatıcı yönü var mı? Böyle yapmakla türkçeleştimi sözcük? Hadi diyelim türkçeleşti, insanlar bunu kullanacak mı artık?
Öyle baştan önlem almayıp, tam dilimize gireceği anda değiştirmek yerine, yıllar geçtikten sonra bir kelimeyi değiştirmek ne kadar kolay bir işmiş(!). Yazara bakın, bir yazısıyla yüzlerce oturmuş kelimeyi değiştirmiş birgünde... Be kardeşim bunlar dilimize girerken neredeydin? Artık değişirmi "bilimsel" sözü? Bunlara kafayı takacağına dilimize şu anda girmekte olan sözcüklere kafayı taksana, "modifiye" gibi, "dejenere" gibi sözcükler daha halk tabanına girmedi ama dilimize girdi. Tutup da şu anda giren kelimelere set çekmek yerine çoktan yolunu almış sözcüklere "şuna şöyle diyelim, şuna da şöyle diyelim" demek akıl kârı mı?
O zaman ben sana bir ton söz söyleyeyim değiştir burada. Karpuz sözcüğü mesela, farsçadan dilimize girmiş, değiştir bunu da halkın dilinden olsun(!), arapçadan gelme "teşekkür" sözcüğünü de kaldır bari, yüzyıllardır benimsediğimiz bu sözcüğü de değiştir. Öyle ya, Türkçe değil bu sözcükler; arapça, farsça... Hatta hatta dilimize girmiş bir söz vardır ki, 70 milyon birleşip kaldırmaya kalksa yine kalkmaz; "ve" bağlacını bilir misiniz? Bu sözcük Arapça'dır. Has ve has arapçadır, hadi bunu da değiştir sıkıyosa...
Kolaymı kültür tekelciliği yapmak? Kültür insani müdahalelerle değişir bir şey mi? Bunu bu anlama getirip milliyetçilik yapmanın ne alemi var? O kadar milliyetçi ise soruyorum bu yazara, "bizim gözlerimiz artık oğuz boyu turkleri gibi çekik değil"... hadi bizi de değiştir; karışmışız bu coğrafyanın insanlarıyla...
Dil bir süreçtir. Şuna şöyle diyelim türkçe olsun demek iyi bir amaçtır ama boş amaçtır. Dilimize şu anda girmekte olan sözcükleri kullanmamaya özendirmeliyiz. "-sel" eki fransızcaymış, fransızcanın da %40'ı latince onlar ne yapsın? ingilizcenin %60'ı latince (eski roma imp. dili) Bugün emperyal dediğimiz bu devletlerin dilleri bile saflaşmamışken, zaman hepsini yenmişken, tutup da bir günde bir sözcüğü değiştirmek saflıktan başka bir şey değildir. Totalitarizm kimsenin tekelinde değildir, ne bu yazarın, ne de sinanoğlu'nun...
Kültür dediğimiz şey hiçbir zaman biricik, ve aynı kalan bir şey olmamıştır. Kültür, sürekli değişme içindedir. Dilde kültürün bir parçasıdır, süreç içerisinde halk kendi konuşma diline uygun bir dil yaratır kendine, hatta herkesin dili farklıdır bu açıdan. Tutup da yabancı sözcüklere yeni yeni türkçe anlamlar bulmak da moda oldu...
Bir bilim adamı vardı, Oktay Sinanoğlu diye, buyrun onunh örneğini verelim, üniversite yerine "evrenkent" dememizi istiyordu. Bu bilimadamının hayranlarınca kurulmuş bir sitede tüm üyeler üniversite yerine evrenkent derler. Çevrimi de çok hoş ve basit; universe= evren, city=kent. İşte bu kadar kolay (!) insanımıza hoş gelecek bir sözü üretmek. Ben şahsen Dilimize artık girmiş, ve kendine tapulu bir yer bulmuş yabancı sözcüklerin külliyen değiştirilip eski dilde söylenmesiyle dilin iyileşeceğine inanmıyorum, inanmayı bırakın böyle bir şey yapıldığı anda dilin çorba olacağına inanıyorum. Evrenkent bana ne ifade eder ki? Bunun eğitime, öğretime atıf yapan bir anımsatıcı yönü var mı? Böyle yapmakla türkçeleştimi sözcük? Hadi diyelim türkçeleşti, insanlar bunu kullanacak mı artık?
Öyle baştan önlem almayıp, tam dilimize gireceği anda değiştirmek yerine, yıllar geçtikten sonra bir kelimeyi değiştirmek ne kadar kolay bir işmiş(!). Yazara bakın, bir yazısıyla yüzlerce oturmuş kelimeyi değiştirmiş birgünde... Be kardeşim bunlar dilimize girerken neredeydin? Artık değişirmi "bilimsel" sözü? Bunlara kafayı takacağına dilimize şu anda girmekte olan sözcüklere kafayı taksana, "modifiye" gibi, "dejenere" gibi sözcükler daha halk tabanına girmedi ama dilimize girdi. Tutup da şu anda giren kelimelere set çekmek yerine çoktan yolunu almış sözcüklere "şuna şöyle diyelim, şuna da şöyle diyelim" demek akıl kârı mı?
O zaman ben sana bir ton söz söyleyeyim değiştir burada. Karpuz sözcüğü mesela, farsçadan dilimize girmiş, değiştir bunu da halkın dilinden olsun(!), arapçadan gelme "teşekkür" sözcüğünü de kaldır bari, yüzyıllardır benimsediğimiz bu sözcüğü de değiştir. Öyle ya, Türkçe değil bu sözcükler; arapça, farsça... Hatta hatta dilimize girmiş bir söz vardır ki, 70 milyon birleşip kaldırmaya kalksa yine kalkmaz; "ve" bağlacını bilir misiniz? Bu sözcük Arapça'dır. Has ve has arapçadır, hadi bunu da değiştir sıkıyosa...
Kolaymı kültür tekelciliği yapmak? Kültür insani müdahalelerle değişir bir şey mi? Bunu bu anlama getirip milliyetçilik yapmanın ne alemi var? O kadar milliyetçi ise soruyorum bu yazara, "bizim gözlerimiz artık oğuz boyu turkleri gibi çekik değil"... hadi bizi de değiştir; karışmışız bu coğrafyanın insanlarıyla...
Dil bir süreçtir. Şuna şöyle diyelim türkçe olsun demek iyi bir amaçtır ama boş amaçtır. Dilimize şu anda girmekte olan sözcükleri kullanmamaya özendirmeliyiz. "-sel" eki fransızcaymış, fransızcanın da %40'ı latince onlar ne yapsın? ingilizcenin %60'ı latince (eski roma imp. dili) Bugün emperyal dediğimiz bu devletlerin dilleri bile saflaşmamışken, zaman hepsini yenmişken, tutup da bir günde bir sözcüğü değiştirmek saflıktan başka bir şey değildir. Totalitarizm kimsenin tekelinde değildir, ne bu yazarın, ne de sinanoğlu'nun...
Kayıt: 2005-08-15 (15:40)
Mesaj: 218
Mesaj: 218
arkadaşım yazının tamamını okumamışsın heralde yazıda dilimize girmiş bütün yabancı kelimelerin türkçeleştirilmesinden bahsedilmiyor bu tamamen farklı bir konu türk dünyasının daha da yakınlaşması için türk dünyasının çoğunluğunda kullanılan ortak kelimeleri kullanmamız tavsiye ediliyor
dikkat ettisyen iktisat ve kitap gibi kelimeler için bütün türkler anladığı için yerine yenisini bulmaya gerek olmadığını belirtiyor yazar
eğer yazının tamamını okusaydın konunun türk dünyasındaki ortak kelimelirn kullanılmasını teşvik etmek için yazıldığını anlardın
yinede düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler
dikkat ettisyen iktisat ve kitap gibi kelimeler için bütün türkler anladığı için yerine yenisini bulmaya gerek olmadığını belirtiyor yazar
eğer yazının tamamını okusaydın konunun türk dünyasındaki ortak kelimelirn kullanılmasını teşvik etmek için yazıldığını anlardın
yinede düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler
Kayıt: 2005-09-01 (11:25)
Mesaj: 2.005
Mesaj: 2.005
ben yani aldıgım Türkçenin gücü kitabını okuduktan sonra bu başlıga bakıyım bir 

Kayıt: 2005-09-26 (14:26)
Mesaj: 2.513
Mesaj: 2.513
"tolstoyevski" demiş ki:
Ne yapılmaya çalışılıyor? Kültür mü modifiye ediliyor? (bakın modifiye dedim) Kimlerin tekelinde bu? Çıkıp teker teker sözcükleri Türkçeleştirmekle Türkçe'yi anlaşılır ve doğru kullanılabilineceğine mi inanılıyor? Bu bir anda olabilecek bir iş midir Allah aşkına?
Kültür dediğimiz şey hiçbir zaman biricik, ve aynı kalan bir şey olmamıştır. Kültür, sürekli değişme içindedir. Dilde kültürün bir parçasıdır, süreç içerisinde halk kendi konuşma diline uygun bir dil yaratır kendine, hatta herkesin dili farklıdır bu açıdan. Tutup da yabancı sözcüklere yeni yeni türkçe anlamlar bulmak da moda oldu...
Bir bilim adamı vardı, Oktay Sinanoğlu diye, buyrun onunh örneğini verelim, üniversite yerine "evrenkent" dememizi istiyordu. Bu bilimadamının hayranlarınca kurulmuş bir sitede tüm üyeler üniversite yerine evrenkent derler. Çevrimi de çok hoş ve basit; universe= evren, city=kent. İşte bu kadar kolay (!) insanımıza hoş gelecek bir sözü üretmek. Ben şahsen Dilimize artık girmiş, ve kendine tapulu bir yer bulmuş yabancı sözcüklerin külliyen değiştirilip eski dilde söylenmesiyle dilin iyileşeceğine inanmıyorum, inanmayı bırakın böyle bir şey yapıldığı anda dilin çorba olacağına inanıyorum. Evrenkent bana ne ifade eder ki? Bunun eğitime, öğretime atıf yapan bir anımsatıcı yönü var mı? Böyle yapmakla türkçeleştimi sözcük? Hadi diyelim türkçeleşti, insanlar bunu kullanacak mı artık?
Öyle baştan önlem almayıp, tam dilimize gireceği anda değiştirmek yerine, yıllar geçtikten sonra bir kelimeyi değiştirmek ne kadar kolay bir işmiş(!). Yazara bakın, bir yazısıyla yüzlerce oturmuş kelimeyi değiştirmiş birgünde... Be kardeşim bunlar dilimize girerken neredeydin? Artık değişirmi "bilimsel" sözü? Bunlara kafayı takacağına dilimize şu anda girmekte olan sözcüklere kafayı taksana, "modifiye" gibi, "dejenere" gibi sözcükler daha halk tabanına girmedi ama dilimize girdi. Tutup da şu anda giren kelimelere set çekmek yerine çoktan yolunu almış sözcüklere "şuna şöyle diyelim, şuna da şöyle diyelim" demek akıl kârı mı?
O zaman ben sana bir ton söz söyleyeyim değiştir burada. Karpuz sözcüğü mesela, farsçadan dilimize girmiş, değiştir bunu da halkın dilinden olsun(!), arapçadan gelme "teşekkür" sözcüğünü de kaldır bari, yüzyıllardır benimsediğimiz bu sözcüğü de değiştir. Öyle ya, Türkçe değil bu sözcükler; arapça, farsça... Hatta hatta dilimize girmiş bir söz vardır ki, 70 milyon birleşip kaldırmaya kalksa yine kalkmaz; "ve" bağlacını bilir misiniz? Bu sözcük Arapça'dır. Has ve has arapçadır, hadi bunu da değiştir sıkıyosa...
Kolaymı kültür tekelciliği yapmak? Kültür insani müdahalelerle değişir bir şey mi? Bunu bu anlama getirip milliyetçilik yapmanın ne alemi var? O kadar milliyetçi ise soruyorum bu yazara, "bizim gözlerimiz artık oğuz boyu turkleri gibi çekik değil"... hadi bizi de değiştir; karışmışız bu coğrafyanın insanlarıyla...
Dil bir süreçtir. Şuna şöyle diyelim türkçe olsun demek iyi bir amaçtır ama boş amaçtır. Dilimize şu anda girmekte olan sözcükleri kullanmamaya özendirmeliyiz. "-sel" eki fransızcaymış, fransızcanın da %40'ı latince onlar ne yapsın? ingilizcenin %60'ı latince (eski roma imp. dili) Bugün emperyal dediğimiz bu devletlerin dilleri bile saflaşmamışken, zaman hepsini yenmişken, tutup da bir günde bir sözcüğü değiştirmek saflıktan başka bir şey değildir. Totalitarizm kimsenin tekelinde değildir, ne bu yazarın, ne de sinanoğlu'nun...
Kültür dediğimiz şey hiçbir zaman biricik, ve aynı kalan bir şey olmamıştır. Kültür, sürekli değişme içindedir. Dilde kültürün bir parçasıdır, süreç içerisinde halk kendi konuşma diline uygun bir dil yaratır kendine, hatta herkesin dili farklıdır bu açıdan. Tutup da yabancı sözcüklere yeni yeni türkçe anlamlar bulmak da moda oldu...
Bir bilim adamı vardı, Oktay Sinanoğlu diye, buyrun onunh örneğini verelim, üniversite yerine "evrenkent" dememizi istiyordu. Bu bilimadamının hayranlarınca kurulmuş bir sitede tüm üyeler üniversite yerine evrenkent derler. Çevrimi de çok hoş ve basit; universe= evren, city=kent. İşte bu kadar kolay (!) insanımıza hoş gelecek bir sözü üretmek. Ben şahsen Dilimize artık girmiş, ve kendine tapulu bir yer bulmuş yabancı sözcüklerin külliyen değiştirilip eski dilde söylenmesiyle dilin iyileşeceğine inanmıyorum, inanmayı bırakın böyle bir şey yapıldığı anda dilin çorba olacağına inanıyorum. Evrenkent bana ne ifade eder ki? Bunun eğitime, öğretime atıf yapan bir anımsatıcı yönü var mı? Böyle yapmakla türkçeleştimi sözcük? Hadi diyelim türkçeleşti, insanlar bunu kullanacak mı artık?
Öyle baştan önlem almayıp, tam dilimize gireceği anda değiştirmek yerine, yıllar geçtikten sonra bir kelimeyi değiştirmek ne kadar kolay bir işmiş(!). Yazara bakın, bir yazısıyla yüzlerce oturmuş kelimeyi değiştirmiş birgünde... Be kardeşim bunlar dilimize girerken neredeydin? Artık değişirmi "bilimsel" sözü? Bunlara kafayı takacağına dilimize şu anda girmekte olan sözcüklere kafayı taksana, "modifiye" gibi, "dejenere" gibi sözcükler daha halk tabanına girmedi ama dilimize girdi. Tutup da şu anda giren kelimelere set çekmek yerine çoktan yolunu almış sözcüklere "şuna şöyle diyelim, şuna da şöyle diyelim" demek akıl kârı mı?
O zaman ben sana bir ton söz söyleyeyim değiştir burada. Karpuz sözcüğü mesela, farsçadan dilimize girmiş, değiştir bunu da halkın dilinden olsun(!), arapçadan gelme "teşekkür" sözcüğünü de kaldır bari, yüzyıllardır benimsediğimiz bu sözcüğü de değiştir. Öyle ya, Türkçe değil bu sözcükler; arapça, farsça... Hatta hatta dilimize girmiş bir söz vardır ki, 70 milyon birleşip kaldırmaya kalksa yine kalkmaz; "ve" bağlacını bilir misiniz? Bu sözcük Arapça'dır. Has ve has arapçadır, hadi bunu da değiştir sıkıyosa...
Kolaymı kültür tekelciliği yapmak? Kültür insani müdahalelerle değişir bir şey mi? Bunu bu anlama getirip milliyetçilik yapmanın ne alemi var? O kadar milliyetçi ise soruyorum bu yazara, "bizim gözlerimiz artık oğuz boyu turkleri gibi çekik değil"... hadi bizi de değiştir; karışmışız bu coğrafyanın insanlarıyla...
Dil bir süreçtir. Şuna şöyle diyelim türkçe olsun demek iyi bir amaçtır ama boş amaçtır. Dilimize şu anda girmekte olan sözcükleri kullanmamaya özendirmeliyiz. "-sel" eki fransızcaymış, fransızcanın da %40'ı latince onlar ne yapsın? ingilizcenin %60'ı latince (eski roma imp. dili) Bugün emperyal dediğimiz bu devletlerin dilleri bile saflaşmamışken, zaman hepsini yenmişken, tutup da bir günde bir sözcüğü değiştirmek saflıktan başka bir şey değildir. Totalitarizm kimsenin tekelinde değildir, ne bu yazarın, ne de sinanoğlu'nun...
desene biz o zaman boşuna kürek çekiyoruz."bizim gözlerimiz oğuz boyları kadar çekik değilmiş mi?"olayın özünü anlasan böyle konuşmassın.bak benim adım da yabancı sözcüklerden oluşuyor."salihlevend"arapça da olsa osmanlıcada olsa biri peygamber ismi diğeri de yüzyıllardır türk karasularını koruyan cenyaverlerin ismi.ama ben bunları değiştirmeyi düşünmediğim kadar türkçeyi savunuyorum.inadına türkçe inadına sevgi ve kardeşlik dili diyorum.çünkü türk demenin türkçe demek olduğunu adım gibi bilyorum.
Kayıt: 2005-03-24 (20:27)
Mesaj: 1.195
Mesaj: 1.195
ALINTI
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."
Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,
yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."
Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra
kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."
Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..
Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."
Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,
baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar yu yavrum?'"
Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."
Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,
yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."
Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra
kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."
Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..
Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."
Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,
baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar yu yavrum?'"
Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.239
Mesaj: 1.239
okadar olduk mu yaa??
Kayıt: 2005-03-24 (20:27)
Mesaj: 1.195
Mesaj: 1.195
"tolstoyevski" demiş ki:
Ne yapılmaya çalışılıyor? Kültür mü modifiye ediliyor? (bakın modifiye dedim) Kimlerin tekelinde bu? Çıkıp teker teker sözcükleri Türkçeleştirmekle Türkçe'yi anlaşılır ve doğru kullanılabilineceğine mi inanılıyor? Bu bir anda olabilecek bir iş midir Allah aşkına?
Evet inanlıyor, yoksa sen inanmıyor musun saf Türkçeden oluşan kelimelerden oluşan cümlelerin daha anlaşılır olabiliceğine?
Hem bir anda olacağını kim söyledi?
"tolstoyevski" demiş ki:
Kültür dediğimiz şey hiçbir zaman biricik, ve aynı kalan bir şey olmamıştır. Kültür, sürekli değişme içindedir. Dilde kültürün bir parçasıdır, süreç içerisinde halk kendi konuşma diline uygun bir dil yaratır kendine, hatta herkesin dili farklıdır bu açıdan. Tutup da yabancı sözcüklere yeni yeni türkçe anlamlar bulmak da moda oldu...
Evet kültür yaşam şartları ve coğrafyası değiştikçe değişir.
Tabiki halk dilini değiştirecek yeni sentezler oluşturacak. Ama bu kendi saflığını bozmayacak şekilme olmalı. Ama yabacı kelimelerin birebir alınması doğru mu sence ? Kİ dilimize girmişse bile onu değiştirip Türkçesini kullanmak yanlış mı ? "tolstoyevski" demiş ki:
Bir bilim adamı vardı, Oktay Sinanoğlu diye, buyrun onunh örneğini verelim, üniversite yerine "evrenkent" dememizi istiyordu. Bu bilimadamının hayranlarınca kurulmuş bir sitede tüm üyeler üniversite yerine evrenkent derler. Çevrimi de çok hoş ve basit; universe= evren, city=kent. İşte bu kadar kolay (!) insanımıza hoş gelecek bir sözü üretmek. Ben şahsen Dilimize artık girmiş, ve kendine tapulu bir yer bulmuş yabancı sözcüklerin külliyen değiştirilip eski dilde söylenmesiyle dilin iyileşeceğine inanmıyorum, inanmayı bırakın böyle bir şey yapıldığı anda dilin çorba olacağına inanıyorum. Evrenkent bana ne ifade eder ki? Bunun eğitime, öğretime atıf yapan bir anımsatıcı yönü var mı? Böyle yapmakla türkçeleştimi sözcük? Hadi diyelim türkçeleşti, insanlar bunu kullanacak mı artık?
Üniversite sana ne anlam ifade ediyor? Neden bunda takılıp kaldın ki ? Evrenkent, ne var ki bu kelime de ? Gayet estetik ve bence doğru bir kelime? Kaldı ki dilimize artık girmiş olan bir yabancı kelimeyi bire bir çevirmen gerekir teknik olarak. Çünkü o artık dilimize girmiştir. Ona yeni anlamlar katamazsın. Ayrıca ben şu an dilimizdeki bütün yabancı kelimelerin birebir değiştirilip yerine Türkçe sinin kullanılmasının doğru olduğuna inanıyorum. Öyle dediğin gibi de çorba falan olmaz. Biraz çaba gerektirir ki bunda tembellik edenler için çorba olur.
"tolstoyevski" demiş ki:
Öyle baştan önlem almayıp, tam dilimize gireceği anda değiştirmek yerine, yıllar geçtikten sonra bir kelimeyi değiştirmek ne kadar kolay bir işmiş(!). Yazara bakın, bir yazısıyla yüzlerce oturmuş kelimeyi değiştirmiş birgünde... Be kardeşim bunlar dilimize girerken neredeydin? Artık değişirmi "bilimsel" sözü? Bunlara kafayı takacağına dilimize şu anda girmekte olan sözcüklere kafayı taksana, "modifiye" gibi, "dejenere" gibi sözcükler daha halk tabanına girmedi ama dilimize girdi. Tutup da şu anda giren kelimelere set çekmek yerine çoktan yolunu almış sözcüklere "şuna şöyle diyelim, şuna da şöyle diyelim" demek akıl kârı mı?
İyi de nerden biliyorsun adamın daha önce de bu konuda uğraş vermediğini.Neden olmasın? Bir gün de de olur, bir saatte de olur. Önemli olan uygulamaya geçmesi. Bulunur Türkçe karşılıkları ve bunların kullanılması için gerekenler yapılır ve zamana bırakılır. Hem artık dilimize girmiş yabancı kelimelerin değiştirlmesinde ne gibi bir teknik sakınca var? Eğer bilmediğimiz teknik bir sorun varsa açıkla , "ha evet bunda haklısın diyelim"
"tolstoyevski" demiş ki:
O zaman ben sana bir ton söz söyleyeyim değiştir burada. Karpuz sözcüğü mesela, farsçadan dilimize girmiş, değiştir bunu da halkın dilinden olsun(!), arapçadan gelme "teşekkür" sözcüğünü de kaldır bari, yüzyıllardır benimsediğimiz bu sözcüğü de değiştir. Öyle ya, Türkçe değil bu sözcükler; arapça, farsça... Hatta hatta dilimize girmiş bir söz vardır ki, 70 milyon birleşip kaldırmaya kalksa yine kalkmaz; "ve" bağlacını bilir misiniz? Bu sözcük Arapça'dır. Has ve has arapçadır, hadi bunu da değiştir sıkıyosa...
"tolstoyevski" demiş ki:
Kolaymı kültür tekelciliği yapmak? Kültür insani müdahalelerle değişir bir şey mi? Bunu bu anlama getirip milliyetçilik yapmanın ne alemi var? O kadar milliyetçi ise soruyorum bu yazara, "bizim gözlerimiz artık oğuz boyu turkleri gibi çekik değil"... hadi bizi de değiştir; karışmışız bu coğrafyanın insanlarıyla...
Burada ne dediğini anlamış değilim. Kültür tekelciliği mi ?
Kültür insani müdahaleler le değişir mi? Kültürü değiştiren nedir? Coğrafya , sosyal olgular v.s bunlar da insani yan aramamak delilik olur
Kabul et bu paragrafın anlamsız
"tolstoyevski" demiş ki:
Dil bir süreçtir. Şuna şöyle diyelim türkçe olsun demek iyi bir amaçtır ama boş amaçtır. Dilimize şu anda girmekte olan sözcükleri kullanmamaya özendirmeliyiz. "-sel" eki fransızcaymış, fransızcanın da %40'ı latince onlar ne yapsın? ingilizcenin %60'ı latince (eski roma imp. dili) Bugün emperyal dediğimiz bu devletlerin dilleri bile saflaşmamışken, zaman hepsini yenmişken, tutup da bir günde bir sözcüğü değiştirmek saflıktan başka bir şey değildir. Totalitarizm kimsenin tekelinde değildir, ne bu yazarın, ne de sinanoğlu'nun...
İyi bir amaç ama boş amaç... anlamsız bir cümle:D Ama senin eleştrin burda çok dar kalmış ve sadece Sinanoğlunun yaptıklarına bakarak bu sıradışı mücadeleyi gereksiz görüyorsun. Kİmse zaten bu benim mücadelem ve benim tekelimde demiyor.
Totalitarzm kimsenin tekelinde değil mi ?
İlginç

Neyse saygılar




