Tayvan
--------------------------------------------------------------------------------
Çin'le Kavgalı Küçük Kardeş; Tayvan
Mao'nun Çin'inden kaçanların kurduğu Tayvan, Pekin, 'bağımsızlık ilanı halinde adayı işgali' yasalaştırınca gerildi. BM'de devlet olarak tanınmasa da ekonomik mucizesiyle örnek teşkil eden Tayvan'da halk, 'En iyisi statümüz belirsiz kalsın' diyor
Çözümsüzlük çözüm olunca...
Asya'nın doğu ucundaki bir boğazın 50 yıldır dindirilmeye çalışılan 'ağrısı' geçen hafta bir gelişmeyle nüksetti. Tayvan Boğazı'nın bir yakasındaki Çin, yıllık Halk Kongresi'nin sonunda boğazın diğer yakasındaki 'isyankâr ufaklık' Tayvan'a, resmen bağımsızlık ilan ederse askeri müdahalede bulunmasını yasalaştırınca, bir dolu bölgesel krizi takip etmekten bunalan uluslararası kamuoyunun gözü yeniden boğazın kabaran sularına çevrildi.
Televizyonda bir yarışma programında, 'BM üyesi 191 üyeden sadece 25'i tarafından resmen tanınan ama dünyanın dört yanıyla ticaret yapan ülke hangisidir?' diye bir soru sorulursa yanıt; 'Tayvan'dır. Kişi başına geliri 13 bin dolar olan, BM'de sandalyesi bulunmayan ama Dünya Ticaret Örgütü üyesi ve bilgisayar üretiminde dünyada bir numara olan Tayvan, diplomatik statüsü dünyadaki en belirsiz ülke. Çin'in güneydoğusunda, büyüklüğü Konya kadar olan,
22.5 milyon nüfuslu bu ada ülkesini, Guatemala, Nikaragua, Swaziland, Malawi ve birkaç ufak ada dışında hiçbir ülke resmen tanımıyor. 'Çin Cumhuriyeti' diye anılan ülke karşı kıyıdaki dev Çin'in doğrulttuğu namluların gölgesinde yıllardır varoluyor. Peki nasıl bir yerdir bu Tayvan ve nedir 50 yıldır süren bu kavga?
De facto bağımsızlık
Tayvan'ın özel durumunu kavrayabilmek için tarih kitabını epeyce geriye doğru karıştırmak gerek. MS 239'da adaya askeri keşif birliği yolladığını kaydetmiş olan Çin, bu bilgiyi halen Tayvan üzerindeki egemenliğine dayanak olarak sunuyor. Yüzyıllarca Çin hanedanları tarafından yönetilen ancak 'korsan yatağı' görüldüğünden üzerine düşülmeyen ada, 1895'te Çin ile Japonya arasındaki savaşta Japonya'nın zaferi üzerine Tokyo'ya verilir. Japonya yeni kolonisinin ekonomisini hızla geliştirip Tayvan'ın yıllar sonraki mucizesinin gerisindeki kurumların temellerini atar. Ama Japonya, 2. Dünya Savaşı'ndan yenilgiyle çıkınca savaşın galipleri ABD ve Britanya, Tayvan'ı o günlerde Çin'in büyük çoğunluğunu yöneten müttefikleri Çan Kay-Şek hükümetine devreder. O da Tayvan'ın resmi statüsünü 'Çin'in bir eyaleti' olarak tesciller. Japonya'dan kurtulmak önce Tayvanlıları memnun etse de kısa süre sonra işin rengi değişir. 'Anavatan' Çin'in yeniden yapılanma için Tayvan'ın kaynaklarını kullanması ada halkını yoksulluğa ittikçe protestolar başlar. Çin 1947'de tepkilere yaklaşık 30 bin Tayvanlının katledildiği 'Beyaz Terör' adlı harekâtla yanıt verir. İç savaşta Pekin'e ilerleyen Mao Zedung birliklerine gücü yetmeyen Çan Kay-Şek çareyi 1949 Ekim'inde Komüntang (KMT) partisi, ordusu ve anavatanın vekilleriyle Tayvan'a çekilmekte bulur. 1.5 milyon Çinli Tayvan'a akın edince Tayvanlılar, bunu 'Çin işgali' gibi algılar. Çan Kay-Şek ve KMT ise Taypei'i 'Çin'in geçici başkenti' ilan eder. Böylece Tayvan'da, bütün Çin'i temsil ettiğini iddia eden bir yönetim fiili (de facto) bağımsızlık sürecini başlatır. Çan Kay-Şek hükümeti içerde ise 'olağanüstü hal' ilan eder. Yaşananları izlemekle yetinen ABD ise 1950'de Kore Savaşı patlayıp Çin'in komünist ordusunun Kore'de savaşmaya başlayınca denkleme dahil olmakta gecikmez.
Kamber'siz düğün olmaz
'Komünizmden neresini kurtarsak kârdır' mantığıyla Tayvan'ın hamiliğine soyunan ABD, adaya para ve askeri teçhizat akıtır. Komünist Çin'in Tayvan'ı işgal planı, ABD Başkanı Truman'ın 7. Filo'yu boğaza göndermesiyle suya düşer. 1950 ve 1960'larda boğazın iki yakasındaki tablo şöyledir: ABD'nin, ekonomik yardımları ve adanın Japonya'dan miras çarklarının dönmesi sayesinde Tayvan'da müthiş bir ekonomik gelişme yaşanır. Giderek diktatörleşen KMT, 'anavatanı tekrar fethetme' rüyasından vazgeçip Tayvan'a yoğunlaşır. Mao'nun Çin'i, 'Tek Çin vardır. Tayvan da Çin'in eyaletidir' ilkesine bağlıdır. Tayvan halkı ise nüfusun yüzde 14'ünü oluşturan Çinlilerin tepelerine çöreklendiğini düşünüp 'bağımsızlık' fikrine daha çok sarılır.
1960'ların sonlarında Soğuk Savaş'la taşların yeri değişir. Washington ve Pekin, Rusya'ya karşı samimiyet kurmaya başlayınca Tayvan gözden düşer. Tayvan hem en güçlü 'ağabeyini' hem de 1971'de BM Güvenlik Konseyi'nde Çin adına oturduğu sandalyesini kaybeder. 1972'de ABD Başkanı Richard Nixon'ın Pekin'e gidip Mao'nun elini sıkması Tayvan'ın suratında patlayan bir tokat daha olur. Yedi yıl sonra ABD ile Çin yeniden diplomatik ilişki kurarken, Çin'in 'Beni tanıyan Tayvan'la resmi ilişkiyi bitirmeli' şartının gereği 1979'da Tayvan'la diplomatik ilişkisini kesen ABD'yi izleyen Batı ülkeleri de Taypei'deki elçiliklerini Pekin'e taşır. Ama ABD Tayvan'la ipleri koparmaz, bir yasa tasarısıyla bu ülkeye silah satıp olası Çin işgaline karşı Tayvan'ı koruyacağını yasalaştırır.
Tayvan da ciddi siyasi değişimler yaşar. KMT'nin 1980'lerde bir dizi mali skandalla sarsılması tek parti yönetimine tepkiyi alevlendirince KMT 1986'da ilk muhalefet partisinin (Demokratik İlerleme Partisi-DİP) kurulmasına izin verir, bir yıl sonra 38 yıllık olağanüstü hali lağveder. 1989'da ilk çok partili seçim yapılırken bir yıl sonra anavatanı temsil eden vekillerin istifasıyla Taypei'nin 'tüm Çin'in meşru hükümeti' olma iddiası biter.
Tayvan, 1970'lerde kaybettiği özgüvenini 1990'larda yeniden kazanır.
Ekonomisini dünyaya açan Tayvan, 1992'de Çin'le doğrudan görüşmeye başlar. Ancak Tayvan 1996'da ilk doğrudan devlet başkanlığı seçimi yapınca Pekin, füze denemeleriyle yanıt verir. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton da ABD donanmasını Tayvan Boğazı'na çekip Pekin'e 'Erkeksen gel' mesajı gönderir. Clinton iki yıl sonra da 'üç hayır'ı dillendirir: 'Tayvan'ın bağımsızlığına hayır', 'İki Çin'e hayır', 'Tayvan'ın uluslararası örgütlere katılımına hayır'.
1999'da Tayvan Devlet Başkanı Li Teng-hui'nin, Çin'le süren görüşmelerden 'özel devlet-devlet' ilişkisi diye bahsedince yine kriz çıkar. Pekin, Tayvan'dan 'Çin'in parçası olduğu' ilkesini kabul etmesini ister. Tayvan reddedince görüşmeler kesilir. Bir yıl sonra bağımsızlık yanlısı DİP'in adayı Çen Şui-bien başkan seçilince Çin 'Bu kez kesin bağımsızlık ilan edecekler' diye hazırlığa başlar. Çen, Pekin zor kullanmadıkça bağımsızlık ilan etmeyeceği ve referanduma gitmeyeceğine söz verir. Ama Pekin, Çen'e kuşkuyla baktıkça Çen de söylemini sertleştirir. 2002'de üstü örtülü bağımsızlık referandumu ima eden Çen, 'Tayvan Boğazı'nın iki yakasında iki ülke' prensibini öne sürünce yine kriz çıkar. Bağımsızlığı kampanyasının teması yapan Çen, geçen yıl ikinci kez başkan seçilirken, 'bağımsızlık referandumu' önerisi kabul görmez.
Yaşasın 'status quo'!
Sonuç olarak Çin 50 yıldır, 'tek ülke' tezinden ödün vermeden 'Bir tek Çin vardır. Tayvan Çin'in parçasıdır' diyor. Pekin'in 1980'lerde bulduğu 'tek ülke, iki sistem' formülüne göre, Tayvan Çin'le birleşirse, özerklik statüsü verilecek. Tayvan ise anayasasında 'Çin'in parçası olduğu' hükmü yer alsa da kendini 'ayrı bir ekonomisi, demokratik bir hükümeti ve ordusu olan egemen bir devlet' olarak görüyor. Geçen hafta Çin'de kabul edilen 'devleti bölmeyi önleme yasası' hem boğazın öte yanı, hem de ABD'de 'Çin'in savaş baltalarını çıkarması' gibi yankılansa da aslında yasa, Çen'in anayasadaki 'Çin'in Tayvan'ın parçasıdır' hükmünü değiştirmesini önlemeyi amaçlıyor.
Ayrıca iki ülke 50 yıldır didişse de piyasa farklı telden çalıyor. Çin'le Tayvan arasındaki ticaret son 15 yılda katlandı. Geçen yıl ticaret hacmi 83 milyar dolara dayandı. Anavatanda yaşayan ve çalışan Tayvanlıların sayısı ise 1 milyona yaklaştı. Birkaç hafta önce ay takvimine göre yılbaşı tatilini karşı yakada geçirmek üzere Çinliler ve Tayvanlılar havaalanlarını doldurdu. Tayvan'da anketler halkın kendini Çinliden ziyade Tayvanlı hissettiğini gösterse de çoğunluk en iyi çözüm olarak 'çözümsüzlüğü' görüyor. Tıpkı ABD ve Batı gibi. Çünkü herkes biliyor ki, bu saatten sonra bağımsızlık ayrı dert, Çin'le birleşmek ayrı dert.
http://www.pasiad.org/ulke.php?ulke=Tayvan
not bilgileri bu sayfadan aldım bu yazı alıntıdır ben de uzakdoğuyu düşünüyorum ilk ülke hongkong ve singapur ama orda okuyop ve çalışan aynı zamanda da bilgisi olan arkadaşlşara malesef ulaşamıyoruz bunun eksikliğ var bu yazıyı okuyup ve o ülkelerde olan arkadaşlardan bilgi istiyorum teşeküğrler..