Mesaj Panosu

Sabit --Atatürk Köşesi--
Yeni Konu Aç Cevap Gönder

Sayfa /1612345 … Sonraki SayfaSon Sayfa


--Atatürk Köşesi-- 2006-09-16 (21:52)
Kayıt: 2006-04-10 (17:23)
Mesaj: 4.960
Arkadaslar Atatürkle ilgili olay ve onun güzel sözlerini yazarsak güzel olur . son olarak lütfen tartısmalarımız bu baslıkta yapmayalım Göz kırpıyor
ben ekleyeyim ilk olarak :


Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
mustafa kemal ATATÜRK

Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

Mustafa kemal ATATÜRK

Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

Mustafa kemal ATATÜRK

Vatan mevzu bahisse gerisi teferruattır
.

Mustafa kemal ATATÜRK

Ben her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim.Böyle doğdum. Böyle öleceğim.Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır.Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım.Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum.Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliği ile açacaktır.Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak,güneş ne demek, ufuk ne demek,o zaman görülecek. ''

Mustafa Kemal ATATÜRK
2006-09-16 (23:24)
çiğdem84
çiğdem84
DEVRİMLERİ

Atatürk askeri bir dahi ve karizmatik bir lider olduğu gibi, aynı zamanda büyük bir devrimciydi. O dönemlerde, Türkiye Cumhuriyetinin çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ve kültürel açıdan gelişmiş toplumların aktif bir üyesi olabilmesi için, modernize edilmesi çok önemli idi. Mustafa Kemal ülkesindeki yaşamı modernize etmiştir. Atatürk 1924 ile 1938 yılları arasında, insanlarının kurtuluşları ve hayatta kalabilmeleri için yaşamsal öneme sahip olan devrimleri hayata geçirmiştir. Tüm bu devrimler, Türk halkı tarafından büyük bir coşku ile karşılanmıştı.

Harf Devrimi

Atatürk'ün gerçekleştirmiş olduğu en önemli devrimlerden birisi, Arap alfabesinin kaldırılması ve Latin alfabesinin kabul edilmesi olmuştur. 3 Kasım 1928 tarihinde, yeni Türk Alfabesi kabul edilmiştir.

Kıyafet Devrimi
Kıyafet devrimi ile birlikte, kadınlar çarşaf giymekten vazgeçerek, modern kadın elbiseleri giymeye başladılar. Erkekler ise fes yerine şapka giymeye başladılar.

Hukuk Sisteminin Laikleştirilmesi

1920 yılında kurulmuş olan yeni Türkiye Devletinin yeni bir hukuk sistemine ihtiyacı vardı. Atatürk, Şeriat Kanununun yerine İsviçre Medeni Kanununu getirmiş, o dönemde geçerli olan ceza yasasının yerine ise İtalyan Ceza Yasasını getirmiştir. Türk Hukuk Sistemi ise tüm çağdaş gereksinimler Çerçevesinde modernize edilmiştir.

Öğrenimin Laikleştirilmesi

19. Yüzyıl başlarına dek, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde çeşitli eğitim sistemleri uygulanmaktaydı. Atatürk İslami eğitim veren medrese sisteminin yeni toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini gördü. Bu nedenle, batı modellerine benzeyen yeni bir eğitim sisteminin oluşturulması gerekliydi. Böylece, mevcut sistem değiştirilerek 1933 yılında bir üniversite reformu gerçekleştirilmiştir.

Kadınlara Sağlanan Medeni Haklar

Atatürk Devrimleri ile birlikte, yüzyıllar boyunca ihmal edilmiş olan Türk kadınına yeni haklar tanınmıştır. Böylece kabul edilmiş olan medeni kanun gereğince bundan böyle kadınlar da erkeklere tanınan haklara sahip olacaklar, resmi görevlere atanabilecekler, oy verme ve Millet Meclisine seçilebilme hakkına sahip olabileceklerdir. Tek eşlilik ilkesi ve kadınlara tanınan eşit haklar, Türk toplumuna bir canlılık kazandırmıştır.

Atatürk'ün Türk Tarihi ile ilgili Çalışmaları

Kültürel alanda bir tür milliyetçilik anlamındaki yazı devrimi sonrasında, Atatürk tarih konusuna ağırlık verdi ve 1931 yılında Türk Tarih Kurumunu kurdu. Burada, Türkiye Tarihi kapsamlı bir şekilde incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bunların dışında, Yeni Takvim, Ağırlıklar ve Ölçüler, Tatiller ve Soyadı Kanunu gibi diğer birçok devrimler de gerçekleştirilmiştir. Bu konudaki bazı örnekler arasında 1924 Hafta sonu Yasası, 1925 Uluslararası Zaman ve Takvim Sistemi, 1926 Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu, 1933 Ölçü Sistemleri ve 1934 Soyadı Yasası sayılabilir. 1932 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen yasa gereğince Türkler soyadı aldılar ve Milletin liderine de "Türklerin Babası" anlamına gelen Atatürk soyadı verildi.
2006-09-16 (23:30)
çiğdem84
çiğdem84
İLKELERİ

Cumhuriyetçilik:

Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çokuluslu bir İmparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece modern Türkiye'nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.

Halkçılık:

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Kemalist devrimler, özellikle İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların statüsüne kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye'nin gerçek Yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi. Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji, aslında, Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri, onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.

Laiklik:

Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam'a değil, çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.

Devrimcilik:

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.

Milliyetçilik:

Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti - emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

Devletçilik:

Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.
2006-09-18 (23:10)
Kayıt: 2006-09-06 (20:11)
Mesaj: 75
Acaba ,Turkiyenin bugunku halini , Yuce Ataturk nasil tarif ederdi...?
Bu konuda yorumlarinizi duymak istiyorum arkadaslar,lutfen...ve Insallah,Mustafa Kemal Ataturk hakkinda yazarken bari , kufurden ve ucuz atiflardan kaciniriz...Saygilar
2006-09-21 (11:11)
Kayıt: 2006-09-16 (15:17)
Mesaj: 73
Şuurun, çok uzun bir köprüsü var, sevmekle anlamak arasında" demiş şair. "Sevgi'ye, bu dizelerde yakıstırdıgı anlam içinde, çok da dogru soylemiş.
Biz Türk halkı, büyük çogunlugumuzla, MUstafa Kemal ATATURK'ü boyle sevdik, fakat anlamadık.
Sevdik, çünkü sevmek kolay, anlamak güç idi. Güç isterdi, kültür gücü, beyin gücü.
Sevdik, çünkü yasamakta olanların bir bölüğü, O'nun askeri dehasına yakından tanık olmustu. Günün, en yeni, en kahredici savas malzemeleriyle donatılmıs dünya ordularından memleketi kurtarırken, birçogu, savas kahrını birlikte çekerek paylasmıslardı O'nun büyük utkularını...Yüce asker Mustafa Kemal'e, bunun için hayrandılar.
Savasa katılmamıs olanlarda, taptaze kahramanlık menkıbeleriyle sevdiler...
O yılların çocukları, bugunun ana-babaları,...Nineleri, dedeleri olanlar bile var...Onlarda yasayarak tanıdılar düşman cehennemını...Anasına, bacısına saldırıslarını, ninesine, dedesine, hatta kendi küçücük bedenine yapılan işkenceleri gorerek, yasayarak öğrendiler, "düşman" ın "savas"ın ne demek oldugunu..
Savastan donmeyenlerin yangınını yüreklerinde duydular. Evlerinin, koylerinin, kasabalarının, nasıl yakıldıgını çocuk gozlerine sıgmayan korkularla seyrettiler...
Sonra bir gün, tüm karabasanlar bitiverdi. Büyükler: "MUstafa Kemal!" dediler, "MUstafa Kemal kurtardı bizi...Bütün vatanı Mustafa Kemal Pasa kurtardı. O'nun askerleri kurtardı..." Ta çocukluklarında sevdiler kurtarıcılarını.
"Ne ki, daha, daha sonraki kusakların kimi, ana babalarının masalımsı anılarından, şiirlerden, marşlardan öğrendikleriyle yetinmek zorunda kaldılar" dersek...sanırım pek de abartmıs olmayız, yasadıgımız ve yaşamakta oldugumuz akıl almaz gafleti.

Önemli Savas...

KIsacası MUstafa Kemal: "Savası kazandık, vatanımızın her karışını arıdık düşmandan" dedigi zamn, O'nu herkez anladı ve sevdi...
Ama Mustafa Kemal ATATÜRK: "Düşmandan arıdık topraklarımızı, fakat asıl onemli savasa şimdi baslıyoruz ve her zaman oldugu gibi milletle el ele"...dediginde, O'nu anlayan çok olmadı. Savasılacak konular belirlendikçe, zaten tetikte bekleyenlerin korkuları büyüdü, müthiş telaşlandılar. "Savasılacak asıl düşmanlar" arasında kendi yüzünü, kendi düşüncelerini görmüş, tanımıstı tümü de.
Yasamak için tek çarenin, Ataturk'ü, yaptıgı, yapmak istedigi devrimleri çarpıtmak, kötülemek oldugunu goren bu karanlık kafalı, karanlık yürekli, ulusal bilinçten, hatta ulusal duygulardan yoksun yaratıklar, hemen basladılar aglarını dokumaya ve memleketin her köşesine germeye...
Kurnaz, sinsi, planlı ve kararlıydılar. Hedefleri sadece kıt akıllı, her şeyden habersizler olsaydı, pek önemli sayılmayabilirdi çalısmaları. Ne ki, asıl hedefledikleri çocuklardı, gençlerdi...
Hem de rastgele degil, seçilmiş çocuklar....

Biz Ne Yaptık??...

Devrim düşmanlarının, hedeflerine varmak için böyle planlı, kararlı çalıstıkları yıllar boyunca...Bİz NE YAPTIK??... Biz, yani Mustafa Kemal ATATÜRK'ü ve devrimleri yüreğiyle, beyniyle, anlamıs, benimsemiş olanlar ve de O'na ve devrimlere heycanları, gönül baglarıyla baglanmıs olan büyük çogunluk? Ne YAPTIK?
Bu iyi niyetli çogunluk, şiir yazdı, marşlar besteledi, övgülerini gazete yazılarına, kitaplara döktürenlerde oldu, ulusal bayramlarda, 10 Kasım'larda, meydanlarda dile getirenler de...
Ne ki, kaynagında "fikir" bulunmayan, gücünü, bilgileri hazmetmiş olan beyinlerden almamıs heyecanların "ideal" e dönüştüğü, hedefe ulaştıgı görülmemiştir...
Ama ne yapalım ki, Mustafa Kemal ATATÜRK'e heyecanlarıyla baglanmakla yetinenlerin ellerinden gelen bu idi...

Ama yapılması gereken bu degildi...

Yapılması gerekn, "olmazsa olmaz" olan ATATÜRK İLKELERİNİ, BİLGİYLE, BİLİNÇLE TANIMIS, BENİMSEMİŞ OLANLARIN-BİR ANLAMDA "aydın" DEDİKLERİMİZİN-BİLDİKLERİNİ, İNANDIKLARINI HALKIMIZA, ÖZELLİKLE GENÇ KUSAKLARA, HER BİRİNİN ANLAYACAKLARI, ETKİLENECEKLERİ BİÇİMDE ANLATMALARIYDI. Bu ilkeleri benimseyip yaşatmanın, Türk halkı için bir ÖLÜM-KALIM savası meselesi olduguna onları inandırıncaya kadar, sabırla, olanca samimiyetleriyle ve de köy köy, kasaba kasaba dolaşıp, yani ayaklarına giderek anlatmaları...Böyle bir çalısmayı ulusal dava olarak benimseyip gerçeklestirmek, aydınlanmıs olanların görevi, görevden de öte, BORÇLARIYDI ZATEN.!!
Yapamadılar...Oysa bilinir ki, "devrim" denilen o muazzam olay ya da olaylar dizisi, ne denli hayati inanclardan ve ne kadar aydın kafalardan doğmus olursa olsun, yasayabilmek, hele de arızasız yasayabilmek için, mutlaka ve mutlaka, çok güçlü, çok inanmıs ve de çok geniş halk kitlelerinin destegine muhtaçtır.
2006-09-21 (11:14)
Kayıt: 2006-09-16 (15:17)
Mesaj: 73
10 Kasım...

Ve 10 Kasım...Gene "önemli adamlarımız(!)" medanlarda "önemli" laflar söyleyecek, timsah gözyasları dokecekler. Hamamda türkü okuyup kendi sesine âşık olan budala misali, kendileri için soylediklerinin, dinleyenlerin onları kös dinler gibi dinlediklerinin farkında bile olmadan...Yani her yıl oldugu gibi....Çocuklarımızda okul bahçelerinde şiirler okuyup marşlar soyleyecekler...Acıklı konusmalar yapacaklar. Oysa 10 Kasım'lar artık O'nun "fani vücudunun" arkasından aglamak için degildir.
Ve hava kararınca, karanlık gücler, önünde nutuklar atılmıs Ataturk heykellerini, şiirler okunmus Atatürk büstlerini kırıp parçalayacaklar....Ve yarın, Türk ulusunun gelecegi karartmaya çalısan bu mahluklardan, "birkaç sarhoş meczup" diye soz edecek, sorumlusu olan önemli kişiler.
Evet, 10 Kasım'lar, yas tutmak için degil, karanlık güclerin sembolik heykelleri kırmasına izin vermeyecek, gaflet icinde esnemeyen bir toplum bilinci yaratmak içinidir!!!!.

Atatürk'ü Sevmek...

Türk halkı, büyük çogunluguyla sevdigini sandı MUstafa Kemal ATATÜRK'ü...Oysa "Atatürk'ü semek demek, devrimleri Ataturk gibi anlamak.", Türk halkını Ataturk gibi kucaklamak demedektir. Aslında, Türk gençliğinin "muhtaç oldugu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
Önemli olan, bunu fark edebilmektir.

İsmet KÜR-Cum. Gazetesi..
2006-09-21 (15:04)
Kayıt: 2006-04-10 (17:23)
Mesaj: 4.960
Mustafa Kemal ATATÜRK hakkında söylenenler:

Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler Atatürk' ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar."
"O, kendi milleti ve beşeriyet alemi için beslediği muhabbetle, bir dahinin neler yarattığına dair, cihana fevkalade heyecanlı bir sahne
seyrettirmektedir."
"Atatürk tarihten hakiki dersler almış nadir büyüklerden biridir. Bütün çaba ve uğraşmaları yalnız kendi ulusu içindir."
Prof. Herbert MELZIG
Tarihçi


Dayanıklı ve mücadeleci. Bence harika bir subay. Kelimenin tam manasıyla mükemmel bir yönetici."
General Liman Von Sanders
Asker, devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye'nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine
güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.
General Mc ARTHUR

Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.
"Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa' nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa' nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi. "
Franklin D. ROOSEVELT
A.B.D Başkanı


Atatürk bu yüzyılının büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır.
Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye' nin doğması, yeni Türkiye' nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması Atatürk' ün Türk halkın işidir. Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.
John F. KENNEDY
A.B.D Başkanı

Türkiye tarihi bugün her zamandan çok batı ve Avrupa tarihinden ayrılmaz bir haldedir. Ve Atatürk ün bu yöndeki gayretleri sonuçsuz kalmamıştır. Memleketimiz arasındaki yüzyılları aşan bu dostluk bu gelişmenin temel öğelerinden biridir.
Charles De GAULLE

Ben şimdiye kadar onbeş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa kemal de büyük bir ruh kudretinin esrarı var .
Sir Charles TOWNSHEND
İngiliz Generali


Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal, soygunculara karşı bir Kurtuluş; Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kırmasına ve Sultanı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum.
LENIN
2006-09-21 (15:06)
Kayıt: 2006-04-10 (17:23)
Mesaj: 4.960
ONUNCU YIL NUTKU
Kurtuluş Savaşına başladığımızın onbeşinci yılındayız. Bugün
Cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.

Kutlu olsun!

Bu anda, büyük Türk milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne
kavuşmanın en derin sevinci ve heyecanı içindeyim.

Yurttaşlarım!

Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk
kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.

Bundaki muvaffakiyeti, Türk Milletinin ve onun değerli ordusunun bir
ve beraber olarak, azimkarane yürümesine borçluyuz.

Fakat yaptıklarımızı asla kafi göremeyiz, Çünkü, daha çok ve daha
büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.

Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine
çıkaracağız. Milletimizi, en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip
kılacağiz. Milli kültürümüzü, muasir medeniyet seviyesinin üstüne
çıkaracağız.

Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmis asırların gevşetici zihniyetine
göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir.
Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha
büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem
yoktur.

Çünkü,Türk milletinin karakteri yüksektir; Türk milleti
çalışkandır;Türk milleti zekidir. Çünkü, Türk milleti milli birlik ve
beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin,
yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında
tuttuğu meşale, müspet ilimdir.

Şunu da ehemmiyetle tebaruz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti
olanTürk milletinin tarihi bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda
yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini,
yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekasını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara
sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vasıta ve
tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.

Türk milletine çok yakışan bu ülkü, onu, bütün beşeriyette, hakiki
huzurun temini yolunda, kendine düşen medeni vazifeyi yapmakta
muvaffak kılacaktır.

Büyük Türk milleti!

On beş yıldan beri, giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok sözlerimi
işittin. Bahtiyarım ki, bu sözlerimin hiç birinde milletimin hakkımdaki
itimadını sarsacak bir isabetsizliğe uğramadim.

Bugün, aynı iman ve katiyetle söylüyorum ki, milli ülküye, tam bir
bütünlükle yürümekte olan Türk milletinin büyük millet olduğunu,
bütün medeni alem az zamanda bir kere daha tanıyacaktır. Asla
şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük
medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafi ile, atının yüksek medeniyet
ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktir.

Türk milleti!

Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha
büyük şereflerle, saadetlerle, huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden
dilerim.

Ne mutlu Türküm diyene!


Ankara, 29 Ekim 1933
2006-09-21 (15:08)
Kayıt: 2006-04-10 (17:23)
Mesaj: 4.960
TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM KUTSAL ARMAĞAN
Sayın baylar, sizi, günlerce ilerinizden alakoyan uzun ve ayrıntılı sözlerim, en sonu tarihe malolmuş bir çağın öyküsüdür. Bunda, ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları
belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.

Baylar, bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılğıdır.

Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.

Ey Türk gençliği ! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır.


Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel, senin en değerli güven kaynağındır. Gelecekte de, yurt içinde ve dışında, seni bu kaynaktan yoksun etmek isteyen kötücüller bulunacaktır.
Bir gün, bağımsızlığını ve cumhuriyetini savunmak zorunda kalırsan; ödeve atilmak için, içinde bulunacağın durumun olanaklarını ve koşullarını düşünmeyeceksin!
Bu olanaklar ve koşullar çok elverişsiz olabilir. Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kıymak isteyecek düşmanlar , bütün dünyada benzeri görülmedik bir utku kazanmış olabilirler.
Zorla ve aldatıcı düzenlerle sevgili yurdunun bütün kaleleri alınmış, bütün gemilikleri elegeçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesine düşman girmiş olabilir.
Bütün bu koşullardan daha acıklı ve daha korkunç olmak üzere, yurdunda, iş başında bulunanlar, aymazlık ve sapkınlık içinde olabilirler. Üstelik, hayınlık da yapabilirler.
Daha kötüsü, iş başında bulunan kişiler, kendi çıkarlarını, yurduna girmiş olan düşmanların siyasal erekleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezgin ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin gençliği! İşte, bu ortam ve koşullar içinde bile ödevin, Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyetini kurtarmaktır ! Bunun için gereken güç, damarlarındaki soylu kanda vardır!

M.K.ATATÜRK
Söylev'den, 20 Ekim 1927
2006-09-21 (15:14)
Kayıt: 2006-04-10 (17:23)
Mesaj: 4.960
Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Bu sözü burada ayrıca izaha lüzum görmüyorum. Çünkü bu, Türkiye Cumhuriyetinin okullarında birçok vesilelerle eser halinde tesbit edilmiştir.
1936


Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mâna çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekâyı terbiye etmektir.
1936

Türkiye Cumhuriyeti çocukları, kültürel insanlardır. Yani hem kendileri kültür sahibidirler, hem de bu özelliği muhitlerine ve bütün Türk milletine yaymakta olduklarına kanidirler.
1936


Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyetinin temel dileği olarak temin edeceğiz.
1932

Bir millî terbiye programından bahsederken, millî karakter ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyoruz.
Temmuz 1924

Şimdiye kadar takibolunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerilemesinde en mühim etken olduğu kanaatindeyim. Onun için millî terbiye programından bahsederken eski devrin hurafatından ve yaradılışımızla hiç de münasebetli olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelen tesirlerden tamamen uzak millî seciye ve tarihimizle mütenasip bir kültür kastediyorum. Çünkü millî dâvamızın inkişafı ancak böyle bir kültür ile temin olunabilir. Lâlettayin bir yabancı kültürü şimdiye kadar izlenen yabancı kültürlerin neticelerini tekrar ettirebilir. Kültür zeminle mütenasiptir. O zemin milletin seciyesidir.
15 Temmuz 1921

Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.
3.8.1932


Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.
1923

Dünyanın bellibaşlı milletlerini esaretten kurtararak, hâkimiyetlerine kavuşturan büyük fikir cereyanları; köhne müesseselere ümit bağlayanların, çürümüş idare usullerinde kurtuluş kuvveti arayanların amansız düşmanıdır.
1923

Biz cahil dediğimiz zaman mektepte okumamış olanları kasdetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikatı bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkabilir.
22.3.1923

Geçen Kurultaydan bugüne kadar kültürel ve sosyal alanda başardığımız işler Türkiye Cumhuriyetinin millî çehresini kesin çizgilerle ortaya çıkarmıştır.
1935

Yeni harfleri, millî tarihi, öz dili, sanatı, ilmi, müziği, teknik kurumlarıyla kadını erkeğe her hakta eşit, modern Türk sosyetesi bu son yılların eseridir.
1935

Türk Milleti, ancak varlığını derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çizdikten sonradır ki onun yüksek kapasitesi ve fazileti milletlerarasında tanınır. Türk Milletine fıtrî rengini veren bu inkılâplardan herbiri çok geniş tarihi devirlerin öğünebileceği büyük işlerden sayılsa yerindedir.
1935

Kültür dediğimiz zaman bir insan cemiyetinin, devlet hayatında fikrî hayatında, iktisat hayatında yapabilecekleri şeylerin muhassalasını (toplamını) kastediyoruz ki, medeniyet de bundan başka bir şey değildir.
1929

Sayfa /1612345 … Sonraki SayfaSon Sayfa


Ücretsiz Kayıt Ol