Mesaj Panosu

Sabit --Atatürk Köşesi--
Yeni Konu Aç Cevap Gönder

Sayfa /17Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 34567 … Sonraki SayfaSon Sayfa


2007-02-09 (11:27)
vito corleone
Bay
vito corleone
Türkiye, Batman
Hasankeyf Beşir Tutuş Lisesi
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.239
"yusuf_ankara_iskenderun" demiş ki:
Mustafa Kemal Atatürk eğer olsaydı kimseye bişey demezdi yeniden türkiyeyi bir america gibi yada şöyle diyim dunyaya gene türkiyeyi duyurur bütün millete korku saçardı ve tekrar yine gençliğe bırakır giderdi... saygılarımla....



atatürk sömürgeciliğekarşıydı
yurtta sulh cihanda sulh ilkesiyle hareket ederdi.
yani öylee amerika gibi falan olmazdık
2007-02-12 (15:08)
Kayıt: 2007-02-04 (01:19)
Mesaj: 133
ecnebi aklıyla oluşturulan hiçbi sistem yokturki başarıya ulaşmış olsun.....

attaurkun islam anlayısına bı örnek..
2007-02-13 (17:56)
vito corleone
Bay
vito corleone
Türkiye, Batman
Hasankeyf Beşir Tutuş Lisesi
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.239
2007-03-03 (14:01)
Kayıt: 2007-03-03 (13:45)
Mesaj: 3
aslında bu derece bilgilerle dolu bir başlıkta bu bilgiler ışığında bugünü tartışabilecek bir platform olsaydı daha faydalı olabilirdi.
2007-03-07 (13:56)
şizofren
Bay
şizofren
Türkiye, Çanakkale
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Kayıt: 2006-12-30 (22:22)
Mesaj: 335
İzmir Milletvekili Erdal Karademir, Atatürk ile ilgili anlattığı fıkra nedeniyle tepki toplayan Mimarsinan Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik'e yazılı yanıt verdi. Karademir, şöyle tepki gösterdi: 'Türkiye Cumhuriyeti'ne ve onun kurucusu Atatürk'e küfrü ve hakareti kendilerine görev addeden zavallıların Neyzen Tevfik'in şu dörtlüklerini bilmelerinde yarar var diye düşünüyorum:

Esir iken mümkün müdür ibadet,
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden, dininden de soğuyacak bu millet
İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma, baban kimdi bilemezdin şerefsiz!


Bu şiir tüm değerlerimize hakaret etmeyi görev bilen ŞEREFSİZLERE hitabendir.

HERKES HADDİNİ BİLECEK
2007-03-07 (22:05)
Kayıt: 2007-02-10 (02:11)
Mesaj: 59
yunanıstan ordusu mustafa kemalın yoksul ordusunu yenemedı
bunu yunanlılar dıyo
2007-03-17 (09:45)
zuuperman
Bay
zuuperman
Türkiye, İzmir
Kayıt: 2005-06-06 (03:30)
Mesaj: 934
Atatürk ü Ağlatan Olay


Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.

Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

“Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.

İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

“Emret Paşam”.

Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

“Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

“Uyku tutturamadım da Paşam”

“Annemden bir haber var mı?”

“Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”

“Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”

Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

“Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”

Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”

Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

“Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”

Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

“Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”

Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.

“Millet sağ olsun.”

Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.

“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”

İşte ben bunun için:

‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı.
Tek Suçlu Atatürk 2007-03-20 (00:47)
biobarış
Bay
biobarış
Türkiye, Diyarbakır
Dicle Üniversitesi
Kayıt: 2004-12-25 (16:04)
Mesaj: 712
Biz, asıl suçluyu bir kenara bırakıp suçsuzlarla uğraşıyoruz!
Evet... Bugünkü ortamın tek suçlusu Atatürk'tür!..

Eğer bugün 60 milyon insanımız, Batı Trakya'daki Türkün durumunda değilse, bunun suçlusu odur!

Eğer 1923'te, kişi başına düşen ulusal geliri 70 dolar olan bir toplum, şimdi 2700 dolara ulaşmışsa; bunun suçlusu odur!

Eğer 1929 - 39 yılları arasında, bütün dünyada sanayi üretimi yüzde 19 artarken, Türkiye'de yüzde 96 artmışsa; bunun suçlusu odur!

Eğer Türk işçisi, Batı'daki gibi, çocuk yaşta yeraltında günde 14 - 16 saat çalıştığı dönemler yaşamamışsa; bir oy hakkı için bile, Fransız işçisi gibi, 59 yıl kanlı bir savaşım vermek zorunda kalmamışsa; bunun suçlusu odur!

Eğer Türk kadını; yasal olarak erkeğine eşitse; "köle" değilse, seçme ve seçilme hakkını, Fransız kadınından bile önce elde etmişse; kadınlar bugün Türkiye'de vali, bakan, başbakan bile olabiliyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer 1923'te Darülfünun'daki öğrenci sayısı 2100 olan bir Türkiye'de, bugün yüzbinlerce genç üniversitelerde okuyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer açık havadaki klasik müzik konserlerini onbinlerce genç izliyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer şeyhülislamlar "fetva" verip Kuran'ın Türkçe basımını engelleyemiyorsa; ezanlar düşman bayraklarının gölgesinde okunmuyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer bugün, Köy Enstitülü binlerce köylü çocuğu, kültür yaşamımıza damgalarını vurabiliyorsa; bunun suçlusu odur!

Eğer 1923'lerde Ortaçağ karanlığında yaşayan bir toplum, bugün 21. yüzyılın aydınlığında bir ölçüde yaşayabilmişse; bunun suçlusu elbette ki odur!

Atatürk'ün suçları saymakla bitmez.

* *
Bir zamanlar kralların, şahların, cumhurbaşkanlarının, başbakanların Ankara'yı ziyaret için kuyruk olmalarının sorumluluğu da Atatürk'e aittir...

Baskı rejimlerinden kaçan yüzbinlerce Batılı bilim adamının bir zamanlar Kemalist Türkiye'yi seçmesinin sorumluluğu da...

Faşit Mussolini'nin bile Türkiye'yi "Avrupalı" saymasının günahı da...

Ama suçlunun suçlarının iyi anlaşılabilmesi için, suçsuzların suçsuzluklarının da unutulmaması gerekir.

Sokaktaki adamın bile "miras hakkı"na dokunulamaz iken... Atatürk'ün vasiyetini çiğneyerek, Türk Dil ve Tarih Kurumlarını devletleştiren, Atatürk'ün miras gelirlerini, devletin aldığı memurlara dağıtan "beş general" suçsuzdur!

"Ben Atatürkçüyüm ve laikim" diyerek, din derslerinin zorunlu olması hükmünü anayasaya koydurtan, Alevi'nin, Hristiyan'ın, Yahudi'nin, "Sünni inancı"nı öğrenmesini zorunlu hale getiren Marmaris'teki emekli adam suçsuzdur!

Köy Enstitülerini kapatırken imam-hatip liseleri açanlar...
Laik liselerde eğitim görenlerin sayısı son 20 yılda 3 kat artarken, imam-hatip okullarını bitirenlerin sayısının 14 kat artmasını sağlayanlar... Menderes'ten, Demirel'e, Özal'dan Yılmaz'a, tüm "Atatürkçü laik" başbakanlar suçsuzdur!

Milli Eğitim Bakanlığı'nı şeriat yanlılarının işgaline terk edenler...
Sağlık ve Tarım Bakanlıklarını şeriatçılara peşkeş çekenler...
İçişleri Bakanlığı'nın yapısını bozup valilerin, kaymakamların, emniyet müdürlerinin şeriatçı olması için kollarını sıvayanlar...

Hepsi, hepsi suçsuzdur!

Asıl suç, Harp Okulu'nu şeriatçılara açmamakta direnen Kemalistlerdir!..
Sokaktaki adama küfreden suçludur; ama Atatürk'e küfreden suçsuzdur!..

* *
Erbakanlar, Mezarcılar, Dicleler... Holding solcuları, numaracı cumhuriyetçi liboşlar... Şeriatçı, Kürt ırkçıları...

Hepsi de haklılar!

Onların ayaklarının altına halıları kim döşedi?
1950'den beri bu ülkeyi yönetenler değil mi?...

A. Taner KIŞLALI
Cumhuriyet, 2 Mart 1994
2007-03-22 (20:02)
costa nostra
Bay
costa nostra
Türkiye, Bursa
Uludağ Üniversitesi
Kayıt: 2004-12-11 (21:11)
Mesaj: 4.114
Allah Rahmet eylesin

Hem Ulul Önder'e hem de aktardığın bu mükkemmel yazının
yazarı Ahmet Taner Kışlalı'ya..

Ruhları şaad olsun..

Sayfa /17Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 34567 … Sonraki SayfaSon Sayfa


Ücretsiz Kayıt Ol