Mesaj Panosu
|
|
Francis Bacon - Denemeler | |
|
|
||
Kayıt: 2004-07-26 (20:48)
Mesaj: 3.240
Mesaj: 3.240
16. yüzyılı, 17. yüzyıla bağlayan dönemde yaşamış bir empirist ingiliz filozofudur. babası ingiliz kraliçesi'sinin mühür bakanıdır. annesinin de (hem birinci, hem ikinci) soylu bir aileden geldiği söylenir. bu sebeplerden dolayı francis bacon yüksek tabakaya mensup bir sınıftandı, ve devlet bürokrasisiyle iç içe büyümüştü. çevresinin bu etkisi ondan politik bir eğilim oluşturmuş, uzun yükselme süreçlerinden sonra ingiliz devletinde baş yargıçlığa kadar yükselmiştir.
kendisi rönesans dönemi filozofu sayılır. zaten tahlilci ve eleştirel düşüncesi onu başka bir kalıba sokamazdı. hatta 17. yüzyıl'ın büyük akılcı filozofları arasına bile girebilir. ancak onun felsefesi, daha çok olgunlaşmış bir rönesans fikriyatını sembolize eder; diğer akılcı filozoflar gibi tanrı'yı tanıtlamaya uğraşmaz, ama inanır. kutsal kitaplardan bir çok alıntı yapar, tam olarak okumadan ve araştırmadan doğu medeniyetlerine ve dinine (özellikle islam'a) bazı yanlış yargılarda bulunmuştur. bilimsel düşüncesi de kaynak olarak iyi bir noktadan çıkmışsa da, pozitif bilime net bir katkısı olmamış, sadece bu yöntemin metodunu ve önemini anlatmakla yetinmiştir. hatta bu kadar bilime önem veren, bazı çevrelerce "bilimsel düşünce"nin babası sayılan francis bacon, döneminin bilimsel yayınlarını bile takip etmekte acziyet göstermiştir; kopernik sistemini, kepler'i galileo'yu umursamaz, ve dünya merkezli evren anlayışında ısrar gösterir. kuşkusuz bu onun yöntemine karşıt bir davranıştı. "iyice tartmadan, düşünmeden, araştırmadan, kanıt göstermeden bir şey hakkında net bir yargı koymayın" demesine rağmen, skolastik düşünceden kalma bazı yanlış kavramlara inancını sürdürmüştür. bu sebeple bacon, biraz "acemi akılcı"dır. benim için bir descartes ile kıyaslanamaz, ve 17. yüzyıl akılcı felsefesinin özünü yakalayamaz.
kendisi skolastik'ten nefret eder, ve aristoteles'i skolastiğin yanlış rehberi olması dolayısıyla sevmez. doğa araştırmalarına büyük merakı vardır, hatta ölümü, ona, bir etin nasıl çürüdüğünü gözlemek için karlı bir havada dışarıda çalışması yüzünden gelmiştir. bilimsel metodun her zaman destekçisi olmuştur.insanın doğaya egemen olması gerekir, ve buna da büyü ve sihirle değil, bilimsel araştırmayla ulaşır. bu araştırma eskilerin yaptıkları gibi isimler ve kavramlar üzerinde tartışmaya dönüşmemeli; böyle olursa doğaya egemen olmuş olmayız, kullanacağımız metod doğayı tanıma metodudur; tümevarım'dır. bunun için ilk önce doğayı gözlemeli ve veri toplamalıyız, ve elimizdeki verilerle acele genellemelerden kaçınmalıyız.
denemelerini okuyanlar görecektir ki, bacon, siyasetten ekonomiye, botanikten psikolojiye, askeri bilimlere el atmıştır. çoğunlukla insanlar arasındaki hırsı, ve devletlerin, toplumların nasıl gelişeceğini ele almakla beraber, denemelerin konusu geniş olduğundan homojen bir anlam çıkmaz bu kitabından. değinebileceği kadar çok farklı konuya değinmiştir; bu yüzden bu kitabı ayrıntılı felsefeden çok, bir edebiyat yapıtı gibidir. bacon'da bu kitabında benim en çok dikkatimi çeken şey, insanlar arasındaki kötü huyların aşırı bir incelenmesiydi. herhalde bacon, yükselmek için yanıp tutuştuğu sırada edinmişti tüm bu fikirleri. üst tabakadaki çekememezlikler, tuzaklar, ve üstleri etkileyebicelek türlü laf oyunları ve kurnazlıklar hakkında çok şey bulursunuz denemeler'inde. ama bunların hepsi iyi-kötü ayrımı yapılarak verilmiştir; karakter tahlilleri yapılmıştır. bir başka dikkatimi çeken yön ise islam'ın bacon'un dönemi ingiltere'sinde (veya avrupa'sında) yanlış bir şekilde gözlenmesiydi. hz. muhammed "eli kılıçlı peygamber" olarak dini kılıçla yayan bir kalıpta sembolize edilmiş. bugün övündüğümüz türde islam hoşgörüsünden tek bir iz yok bacon'da. bu da büyük ihtimalle gazadan gazaya koşan osmanlı imp. tarihiyle alakalı bir şeydi. yine de bacon çok net bir şekilde islam'a karşı bir tavır takınıyor. bir diğer nokta, denemelerin içindeki bilgiyle beraber gelmesi; hemen hemen her deneme bir benzeri tarihten örnekle geliyor, ve bacon okuru sıkacak derecede çok "benzetme" kullanıyor. burada en saçma olanını aktarayım;
"insanın bütün eyleminin ekseni, kendi benliği olursa, içler acısı bir durumdur bu. tıpkı yeryuvarlağının durumu gibi. gökkürede bulunan her şey başka bir odak çevresinde ortak dönerken, yalnız yeryuvarlağı sıkı sıkı kendi eksininde durur" burada bir düşünce bir başka gerçek sanılan şeyle (stabil evren) benzeştirilmiş. bu benzetme doğru olsa bile, bir yargının kanıtı olamazdı. ve bunun gibi bir çok benzetme görüyorsunuz bu kitapta. yine de değindiği her bir konudan "bir kitap" oluşturacak düzeyde yararlanılabilir. özellikle psikolojik tahlilleri bu kitabın klasik olmasında çok önemli bir etken.
(private sözlük'ten...)
kendisi rönesans dönemi filozofu sayılır. zaten tahlilci ve eleştirel düşüncesi onu başka bir kalıba sokamazdı. hatta 17. yüzyıl'ın büyük akılcı filozofları arasına bile girebilir. ancak onun felsefesi, daha çok olgunlaşmış bir rönesans fikriyatını sembolize eder; diğer akılcı filozoflar gibi tanrı'yı tanıtlamaya uğraşmaz, ama inanır. kutsal kitaplardan bir çok alıntı yapar, tam olarak okumadan ve araştırmadan doğu medeniyetlerine ve dinine (özellikle islam'a) bazı yanlış yargılarda bulunmuştur. bilimsel düşüncesi de kaynak olarak iyi bir noktadan çıkmışsa da, pozitif bilime net bir katkısı olmamış, sadece bu yöntemin metodunu ve önemini anlatmakla yetinmiştir. hatta bu kadar bilime önem veren, bazı çevrelerce "bilimsel düşünce"nin babası sayılan francis bacon, döneminin bilimsel yayınlarını bile takip etmekte acziyet göstermiştir; kopernik sistemini, kepler'i galileo'yu umursamaz, ve dünya merkezli evren anlayışında ısrar gösterir. kuşkusuz bu onun yöntemine karşıt bir davranıştı. "iyice tartmadan, düşünmeden, araştırmadan, kanıt göstermeden bir şey hakkında net bir yargı koymayın" demesine rağmen, skolastik düşünceden kalma bazı yanlış kavramlara inancını sürdürmüştür. bu sebeple bacon, biraz "acemi akılcı"dır. benim için bir descartes ile kıyaslanamaz, ve 17. yüzyıl akılcı felsefesinin özünü yakalayamaz.
kendisi skolastik'ten nefret eder, ve aristoteles'i skolastiğin yanlış rehberi olması dolayısıyla sevmez. doğa araştırmalarına büyük merakı vardır, hatta ölümü, ona, bir etin nasıl çürüdüğünü gözlemek için karlı bir havada dışarıda çalışması yüzünden gelmiştir. bilimsel metodun her zaman destekçisi olmuştur.insanın doğaya egemen olması gerekir, ve buna da büyü ve sihirle değil, bilimsel araştırmayla ulaşır. bu araştırma eskilerin yaptıkları gibi isimler ve kavramlar üzerinde tartışmaya dönüşmemeli; böyle olursa doğaya egemen olmuş olmayız, kullanacağımız metod doğayı tanıma metodudur; tümevarım'dır. bunun için ilk önce doğayı gözlemeli ve veri toplamalıyız, ve elimizdeki verilerle acele genellemelerden kaçınmalıyız.
denemelerini okuyanlar görecektir ki, bacon, siyasetten ekonomiye, botanikten psikolojiye, askeri bilimlere el atmıştır. çoğunlukla insanlar arasındaki hırsı, ve devletlerin, toplumların nasıl gelişeceğini ele almakla beraber, denemelerin konusu geniş olduğundan homojen bir anlam çıkmaz bu kitabından. değinebileceği kadar çok farklı konuya değinmiştir; bu yüzden bu kitabı ayrıntılı felsefeden çok, bir edebiyat yapıtı gibidir. bacon'da bu kitabında benim en çok dikkatimi çeken şey, insanlar arasındaki kötü huyların aşırı bir incelenmesiydi. herhalde bacon, yükselmek için yanıp tutuştuğu sırada edinmişti tüm bu fikirleri. üst tabakadaki çekememezlikler, tuzaklar, ve üstleri etkileyebicelek türlü laf oyunları ve kurnazlıklar hakkında çok şey bulursunuz denemeler'inde. ama bunların hepsi iyi-kötü ayrımı yapılarak verilmiştir; karakter tahlilleri yapılmıştır. bir başka dikkatimi çeken yön ise islam'ın bacon'un dönemi ingiltere'sinde (veya avrupa'sında) yanlış bir şekilde gözlenmesiydi. hz. muhammed "eli kılıçlı peygamber" olarak dini kılıçla yayan bir kalıpta sembolize edilmiş. bugün övündüğümüz türde islam hoşgörüsünden tek bir iz yok bacon'da. bu da büyük ihtimalle gazadan gazaya koşan osmanlı imp. tarihiyle alakalı bir şeydi. yine de bacon çok net bir şekilde islam'a karşı bir tavır takınıyor. bir diğer nokta, denemelerin içindeki bilgiyle beraber gelmesi; hemen hemen her deneme bir benzeri tarihten örnekle geliyor, ve bacon okuru sıkacak derecede çok "benzetme" kullanıyor. burada en saçma olanını aktarayım;
"insanın bütün eyleminin ekseni, kendi benliği olursa, içler acısı bir durumdur bu. tıpkı yeryuvarlağının durumu gibi. gökkürede bulunan her şey başka bir odak çevresinde ortak dönerken, yalnız yeryuvarlağı sıkı sıkı kendi eksininde durur" burada bir düşünce bir başka gerçek sanılan şeyle (stabil evren) benzeştirilmiş. bu benzetme doğru olsa bile, bir yargının kanıtı olamazdı. ve bunun gibi bir çok benzetme görüyorsunuz bu kitapta. yine de değindiği her bir konudan "bir kitap" oluşturacak düzeyde yararlanılabilir. özellikle psikolojik tahlilleri bu kitabın klasik olmasında çok önemli bir etken.
(private sözlük'ten...)



