Kayıt: 2006-08-16 (16:44)
Mesaj: 104
Bir Direniştir Tatanga Olmak
--------------------------------------------------------------------------------
Rüyadan uyanmak için yazıyorum bunları. Yıllar yılı anlattık Sakarya adını, Tatanga namını. “Doğru” dedik, inkar etmedik hataları. Belki şimdi ve şu an, tüm olanlar yüzünden yazmanın, anlatmanın tam zamanı. Hani tam şu sırada, gittik, inlettik, ele geçirdik Sami Yen’i, biz çok iyiyiz, biz süperiz, biz Sakaryalıyız, biz “Tatangalar”ız naraları arasında, dinliyor musun Sakaryalı?
Seneler önce bir mahallede bir ağabey vardı. Tek takım tutardı, o da Sakarya’ydı. Mahalle maçlarında takımları o kurardı. O zamanlar adımlarla adam alışma yapılırdı. Biri de oydu adımlaşanlardan, adam alışanlardan. Mahalleye ilk geldiğimde kenardan izliyordum onları.
Onun oyunu bir fırtınaydı. Zaten o yüzden takımları o kurardı. Üstünde bir de Yeşil-Siyah çubuklu bir forma vardı.
Bir gün...
Sanıyorum ilkbahardı. Ben yine kenardan, yeni bir mahalleye taşınmış olmanın yalnızlığıyla, biraz da futbol aşkıyla onları izliyordum. İçlerinden birisi sakatlandı. Sonra o Yeşil-Siyahlı ağabey yanıma yaklaştı. “Adın ne bakayım senin?” deyince, ufak bedenimden çıkan cılız sesimle “ŞaFaK” dedim hemen. O zamanlar anlam verememiştim, ismimi duyunca sevinmesine. “Oynar mısın?” diye sorduğunda çoktan ayağa kalkmıştım bile.
Eve koştum hemen. Üstümü değiştirdim. Köyde oynadığım uğurlu ayakkabılarımı giyerken, annem “Nereye?” diye sorunca; biraz kendinden emin, biraz gururlu bir halde “Arkadaşlarla top oynamaya gidiyorum” demiştim. Artık, yeni mahallemde, daha ilk haftayı doldurmadan, benden onlarca yaş büyük olsalar da “arkadaşlarım” vardı. Neredeyse hepsi çok iyi futbolculardı.
Yamuktu oynadıkları saha. Alışmak da zor oldu dolayısıyla. Ne yalan söyleyeyim; yamukluğun çok da yararı oldu bana. Falsoyu, muz ortayı ve topa basmayı o yamuk sahada öğrendim. Arkadaşlığı, kardeşliği, mücadeleyi ve “Yeşil-Siyah”ı biraz da...
Her İlkokul çıkışından sonra koşarak eve giderdim. Çantayı atar, üstümü değişir, soluğu -adını Japonca’ya benzesin diye- “Çok Yam Uk Stadı”nda alırdım. “Dallas”a kadar, “Kara Şimşek”e kadar futbol vakitleri başlardı sonra. 90 dakikamız yoktu bizim. Yorulunca, “atan galip” zamanlarıydı o zamanlar.
Kenardan ortalarla başlardık ısınmaya. “İyi orta yapıyormuşum!” diye beni geçirmeye başladılar topun başına. Orta yapmadan öncesi önemliydi, meşin yuvarlakla münazara. Konuşuyordum onunla ve belki anlaştığımızdandı, iyi ortalarım. Sonra mahalle maçı yollarına vururduk kendimizi. Bisikletlerle, önceden belirlenmiş, muhtemelen arsa sahiplerinin, oraların stat olarak kullanıldığından bihaber olduğu yerlerdi, mahalle maçı alanları ve o mahalle maçları dünyanın en mini “derbi”leriydi o zamanlar. Çok da gergin, kıran kırana ve sert geçerdiler hem.
Yıllar sonra...
Okuldan yine binbir telaşla, “geç kaldım” endişeleriyle, koşar adım, eve dönüyordum. Mahalleye yaklaştıkça garip bir gürültüye yaklaştığımı fark ediyor ama ne olduğunu seçemiyordum. Apartmanların oraya yaklaştıkça, gürültüye de yaklaşıyordum.Apartman balkonlarının tribün olduğu “Çok Yam Uk Stadı”nda küçük bedenime nazaran kocaman kepçeler, vinçler vardı. Görüyordum, inanamıyordum. Adımlarım yavaşladı. Artık nedense gürültü de gelmiyordu. Biraz da ağır çekimdi her şey. Omzumda okul çantam, şaşkın ve nemli bakışlarım, yanımda çaresiz ve sessiz, toprak saha ile kepçeler savaşına bakan futbol arkadaşlarım... İşte o zaman, ilk yenilgimizi tattım. Sonra ben onlarla çok ağladım.
“...Futbol; dünyanın en yamuk yerinde, düz ortalardı bizim için ve o falsolarda, artık, sinir vardı düşmana, için için...”
Planlar yaptık o akşam. Gece için bir saat kararlaştırdık. Bizler iyi futbol oynayan, mabetleri işgal altında, “don-kişotlar”dık.
Gece yarısı. Direniş vakti geldiğinde, ellerimize taşlar aldık. Haksızlığa ve işgale karşı savaş açtık. İçimizden birkaçı inşaat tabelasını hedef aldı, birkaçı da canavar araçları. Bizimkisi, yenileceğini bile bile namus golü atmaktı. Ertesi gün kırık camlarıyla, yine de çalışan, işgale devam eden, sahayı ilmik ilmik yutan vinçlere, üzgün ve yorgun, sadece baktık. Bizim için futbol sürgün bir aşktı artık. Başkaları gibi, endüstri yüzünden, başkaca çimlere, topraklara sürülen, futbol tutsaklarıydık.
Beni oyuna alan o ağabey, bir süre sonra formasını hediye etti bana. Sürüldüğümüz başka toprak ve çim sahalarda, “Yeşil-Siyah” emanetini taşıdım gururla. Ben de birgün, -bundan çok da yakın bir zamanda- “kırmızı keman” hikayesindeki gibi, başka bir küçüğe hediye ettim formayı. Maç bir ömürlüktü. O forma ise; Hayatspor ilk onbirinin, vazgeçilmeziydi artık.
Artık ne Japon Kale, ne Alman Kale, ne toprak kaldı. Futbol kirlendi ve vinçler her yanı sardı. “5’te 5 Penaltı”da yenildik endüstriye. Ne yazık ki Sakarya da, Tatanga da bundan nasibini aldı. Alkol var artık, uyuşturucu var, bahis var sonra şikeler var, adaletsizlik var, kirlilik var her yerde.
Aslında, en nihayetinde; kenarda oyuna girmeyi bekleyen, mahalleye yeni taşınmış bir ufaklık yok artık...
“Yeşilli-Siyahlı” formayı gururla, onurla, ona zarar gelmesinden korkarak, zarar vermeye çalışanlara tavır alarak taşımış, temiz bir azınlığa o formayı emanet etmiş, elinden geldiği kadarıyla görevini yapmış, şahit olduğu pislikler ve kirlenmişlikler yüzünden takımdan ayrılmış, yorgun ve belki “yeşil-siyah” dünyasının başka bir yerinde, başkaca bir Tatanga isteğinde bulunacak, eski bir direnişçi var artık.
Not: Maçlara giderken içmeyi bilmeyenlere, uyuşturucuya teslim olup olay çıkarmanın Tatanga hareketi dahilinde olduğunu düşünenlere, büyüklere saygısız, alkolden -ya da her ne halt yediyse- tezahürat yapamayacak durumda olan gençlere, Sakaryasporluluğu ve Tatanga olgusunu “ben yarattım, ben yaptım” edasıyla kirletenlere, ağızlarından küfürü eksik etmeyenlere, insanları tribünlerden ve “yeşil-siyah” renklere küstürerek uzaklaştıran zihniyete, Tatanga ismiyle menfaat ve rant sağlayanlara, bahise, endüstriye, görevlerinden hoşnut olmayıp masum taraftara dikta baskısı kurmaya çalışan polislere, tüm kirlenmişliğiyle günümüz futboluna, gençlerin futbol aşkını yaşatırken apartman yapmak ya da para kazanmak için toprak sahalarımızı işgal edenlere, bu yazıyı okuyup da küfür ederek geçenlere, gözleri kör olmuşluğu militarist bir eylem sanan kafası güzellere ve “yeşil-kara-sevda”dan ağır konuşarak, konuşmasını bilmeyerek, Tatanga sadece kendisiymiş gibi, başka kimse olamazmış gibi uzaklaştıranlara, bu renklerin hakkını yıllardır vermeyerek yönetim kadrolarında yer alanlara, yeteneklerini İstanbul takımlarına kaptıranlara, İstanbul semt takımlarıyla zihinleri bulandırılmış şehir insanlarına, duyarsızlara, Sakaryasporluluğu sadece maçlara gitmek sayanlara, hafta içi Sakarya'yı unutanlara, sadece 4 takımın haberlerini yapan medyaya, kendi eğrisini görmeyen yılanlara, taş atanlara, olaya meyilli holigan yaratıklara, emperyalist futbol adamlarına ve takımlarına en derin nefretimi sunarken; tertemiz ve bir o kadar çalışkan, elini taşın altına koyan, elleriyle pankart yapan, bu renklere emek veren, insanlarla insan gibi konuşan, saygısını eksik etmeyen, bir bir uzaklaşmasını istemediğim o azınlıkta kalan Sakaryasporlular ve Tatangalar’a, en büyük yeşillerden, kocaman siyahlardan oluşan saygılarım ve sevgilerimle...
Bir de unutmadan rahmetli Savaş vardı, Ömer, kazadaki şehitler, depremde ölenler, gözü bir taşla kör olan Umut vardı...
Maç mı!?
Ne maçı...
Emanet formanızla, vinçlere direniş, daim olsun Tatangalar...
(www.tatangalar.com)
Kayıt: 2006-08-16 (16:44)
Mesaj: 104
"holocaust_1903" demiş ki:
adam dogru soyluo amator tayfasiyiz walla
ama olsun onemli olan biz sizi dowdukmu dowmedikmi kamu oyunu bilgilendirelim bu konuda lutfenn
kardes bol sans dilioruz sakaryayida sewioruz bati karadenizin gururusunuz isallah dahada basarili olursunuz ilerdee eywallah...
SİZ İLK ÖNCE AMATÖR KÜMEDEN KURTULUN SONRA KONUSUN ANLIYORMSN ?BEŞİKTAŞLISIN ONA SAYGI GOSTERIM,CUNKU BIZDE ÇARŞI TRİBÜNÜNDEN CIKMAYIZ !BU SENEDE BUTUN TURKIYE ''ÇARŞI@TATANGA''DOSLUĞUNU GÖSTERTİK !MAÇ ÖNCESİ VE MAÇ SONRASI OLANN DOSTLUKLARIMIZI...!SAYGILARIMLA
!...34 MEKAN 54 VATAN...!
Kayıt: 2006-02-15 (16:51)
Mesaj: 228
biz amatordede olsak takimimiz dahi olmasa duzceyi ezdirmeyiz hele hele senin gibi mekan 34 vatan 54 diyen adama hicc sen ne anlatiosun bee ne konusuon bizim nufusumuz kadar taraftariniz warmis neden bahsedion alayinizi ezdik gectik halada ezer geceriz ben sana delikanli gibi mesaj attim ama sen anlamadin nede olsa KABAKCISIN yani adalisin takil olum sen takil gun gelir bu sozler geri gider boswerr..
bundan sonrada ne yazarsan yaz kala almiorum seni cakma tatanga...
Kayıt: 2006-08-16 (16:44)
Mesaj: 104
"holocaust_1903" demiş ki:
biz amatordede olsak takimimiz dahi olmasa duzceyi ezdirmeyiz hele hele senin gibi mekan 34 vatan 54 diyen adama hicc sen ne anlatiosun bee ne konusuon bizim nufusumuz kadar taraftariniz warmis neden bahsedion alayinizi ezdik gectik halada ezer geceriz ben sana delikanli gibi mesaj attim ama sen anlamadin nede olsa KABAKCISIN yani adalisin takil olum sen takil gun gelir bu sozler geri gider boswerr..
bundan sonrada ne yazarsan yaz kala almiorum seni cakma tatanga...
AHAHHAHAH ULANN SONRADAN OLMAA İL BOZUNTULARII !!!SENN GEÇERSİN ADAPZARINDAN HEE ?ALAYIMIZII EZMISSINN AHHAHAHAAHAHJAHAHAHHAHA:).SENNN KUŞ KADARR BEYNIN VARRR İŞTEE !CAHİLLİKK BÖYLE BİRŞEYY İŞTEE !ULANN BİZZ ADAPAZARLIYZZZZZZ ALAYINAAAA GİDERİZZZZZ !!!!
!... BU ALEMDEE TATANGAA AMATÖR TAYFASII PALAVRA ...!