PKK-ASALA iŞBiRLiĞi (piclerrrr)
Yeni Konu Aç Cevap Gönder
PKK-ASALA iŞBiRLiĞi (piclerrrr) 2007-01-05 (19:35)
Kafkas Beyi (kafkasbeyi)
Kafkas Beyi (kafkasbeyi)
Kayıt: 2006-09-25 (21:47)
Mesaj: 98
PKK-ASALA iŞBiRLiĞi

PKK Terör Örgütünün Ermenistan'daki Yayın Organları,
PKK - Asala İlişkileri,
PKK İle Ermeniler Arasında 1987 Yılında Yapılan Anlaşma,
Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980'li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine gitmişlerdir. 1984 yılında cereyan eden Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla PKK sahneye itilmiş ve Asala-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir. Ermeniler ile PKK arasındaki bağlantıyı ortaya koyan bazı somut örnekler şunlardır:

Terör örgütü PKK, 21-28 Nisan 1980 tarihini "Kızıl Hafta" olarak ilan etmiş ve 24 Nisan tarihini sözde Ermenilerin katledilme günü olarak anarak ve toplantılar yapmaya başlamıştır.
8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan'ın Sidon kentinde PKK ve ASALA terör örgütleri ortak basın toplantısı düzenlemişler ve toplantı sonucu bir deklarasyon yayınlamışlardır. Ancak bu olayın tepki çekmesi üzerine ilişkilerin illegal alanda gizli olarak sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Toplantı akabinde 9 Kasım 1980 tarihinde Strazburg Başkonsolosluğumuza, 19 Kasım 1980 tarihinde ise Roma Türk Hava Yolları büromuza yönelik olarak düzenlenen saldırılar, PKK ve ASALA terör örgütleri tarafından ortaklaşa üstlenilmiştir.

Bölücü terörist elebaşı Abdullah Öcalan, Ermeni Yazarlar Birliği tarafından "Büyük Ermenistan hayali fikrine olan katkılarından dolayı" onur üyeliğine seçilmiştir.
Ermeni Halk Hareketi'nin bünyesinde, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bir Kürdistan Komitesi oluşturulmuştur.
4 Haziran 1993 tarihinde; Ermeni Hınçak Partisi, ASALA ve PKK terör örgütü mensuplarının katılımıyla Batı Beyrut'ta bulunan PKK terör örgütü merkezinde bir toplantı yapılmıştır.

Ermeni-PKK ilişkisiyle ilgili bir başka çarpıcı örnek ise, 6- 9 Ocak 1993 tarihlerinde Beyrut'taki iki ayrı kilisede düzenlenen ve Lübnan Ermeni Ortodoks Başpiskoposu, Ermeni Parti yetkilileri ile 150 gencin katıldığı toplantılarda kullanılan şu ifadelerdir:

Şimdilik Türkiye'ye karşı sakin tutum gösterilmelidir.
Ermeni toplumu gittikçe büyümekte ve ekonomik yönden güçlenmektedir.
Geliştirilen propaganda faaliyetleri sayesinde, bütün dünyada (sözde) soykırım daha iyi bilinmeye başlanmıştır.
Ermenistan devleti kurulmuştur, her geçen gün toprakları genişlemektedir ve atalarının intikamını mutlaka alacaklardır.
Başta ABD olmak üzere, diğer batılı ülkeler de Karabağ'da sürdürülen savaşta Ermenileri haklı bulmaktadırlar. Bu fırsatı değerlendirmek gerekir; ve Karabağ'da savaşan Ermeni gençlerine yenileri katılacaktır.
Türkiye'de -PKK terör örgütü ile yapılan mücadele kastedilerek- iç savaş devam edecek, Türk ekonomisi sıfır noktasına gelecek ve vatandaşlar baş kaldıracaklardır.
Türkiye bölünecek ve bir Kürt devleti kurulacaktır.

Ermeniler Kürtlerle olan ilişkilerini iyi bir şekilde yürütmeli ve Kürtlerin mücadelelerini desteklemelidirler.
Bugün Türklerin elinde olan topraklar, yarın Ermenilerin olacaktır.

PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ERMENİSTAN'DAKİ YAYIN ORGANLARI

Ermenistan'da Reya Taze ve Bota Redaksiyon adlı gazetelerin PKK terör örgütü kontrolünde Kiril Alfabesiyle yazıldığı ve PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı bilinmektedir. Bu gazeteler Türkiye ve Avrupa'dan gelen PKK terör örgütü mensuplarınca yayımlanmaktadır.


PKK - ASALA İLİŞKİLERİ

Uluslararası nitelikteki Ermeni terörizmi, 1973 yılında ortaya çıkarak 1974 Kıbrıs barış harekatını müteakip yurtdışında bulunan vatandaşlarımız ve temsilciliklerimize yönelik sabotaj, suikast ve saldırı türü terör hareketleri ile kendini göstermeye başlamıştır.

Başta Ermeni terör örgütü ASALA olmak üzere 1984 yılına kadar eylemler sürdürmüş ve l970'li yıllarda çeşitli legal siyasi oluşumlar içinde kendisini göstermeye başlayan Kürtçülük hareketini, terör örgütü PKK ile ivme kazanması üzerine, yerini Abdullah ÖCALAN liderliğinde Kürt-Türk ayırmadan öldürebilen, katliamlarla ismini duyurmaya çalışan PKK terör örgütüne bırakmıştır.

Fakat bu tarihten önce de PKK-ASALA terör örgütleri arasındaki işbirliğinin, ortaklaşa yapılan eylemler, yayınlanan deklarasyonlar, ASALA ve diğer Ermeni terör örgütü mensuplarının PKK terör örgütü kamplarındaki eğitimi, ASALA terör örgütünün üst düzey yetkililerinin eğitim yaptırdıkları, bunların dışında PKK terör örgütünün Ermeni Taşnaksutyun Partisi ile ilişki içerisinde olduğu bilinmektedir.

PKK-ASALA terör örgütü işbirliğinde ortak amaç olarak, Marksist-Leninist ideoloji doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde devlet kurmaktır. İki örgütün de hedef aldığı bölgeler göz önünde bulundurulduğunda hedeflerin çakıştığını görüyoruz. Bu durumda iki örgütten birinin diğerine taşeronluk yaptığı fikri güçlenmektedir.

Ele geçirilen belgeler neticesinde Bekaa ve Zeli kamplarında Ermeni terör örgütü ASALA ile terör örgütü PKK militanları ile birlikte eğitim gördükleri ortaya çıkmıştır.


PKK İLE ERMENİLER ARASINDA 1987 YILINDA YAPILAN ANLAŞMA

1987 yılında bölücü terör örgütü PKK ile Ermeniler arasında bir anlaşma yapılmıştır. Söz konusu anlaşmanın hükümleri şunlardır:

Ermeniler PKK terör örgütü içinde eğitim faaliyetlerinde bulunacaklar
PKK terör örgütüne her yıl için adam başına 5.000 ABD Doları ödenecek
Ermeniler küçük çaplı eylemlere katılacaklar
Yapılan bu anlaşmanın akabinde örgüt içerisinde Ermenilerin sivrilmeleri üzerine, PKK-ASALA ilişkilerinden sorumlu Hermez Samurouyan adlı şahısla birlikte 18 Nisan 1990 tarihinde yapılan toplantıda şu kararlar alınmıştır:

PKK ve ASALA terör örgütlerinin artık ortak yönetilecektir
Türkiye'de güvenlik kuvvetlerine yönelik eylemlerde istihbaratı Ermeniler yapacak
Muhtemel devrimden sonra elde edilen topraklar eşit olarak bölüşülecek
Kamp masraflarının % 75'ini Ermeniler karşılayacak
Türkiye'deki metropol şehirlerde eylemler yapılacak
1992 Ekim ayından itibaren Kuzey Irak'ta üslenen terör örgütü PKK'ya karşı gerçekleştirilen sınır ötesi operasyonlarda örgütün büyük darbeler alması ve barınma imkanlarını kaybetmesi üzerine bir kısım örgüt mensuplarının İran ve Ermenistan'a geçmeleri ile PKK terör örgütünün Ermenistan'daki aktif faaliyetleri başlamıştır.

PKK terör örgütünün Avrupa temsilcilerinden bir grubun Ermenistan'a giderek, PKK terör örgütü mensuplarının Kars bölgesinden Ermenistan'a rahatça girip çıkmaları için anlaşma yaptığı, Sovyet Rusya'nın dağılması ile Ermenistan'ın bağımsızlığına kavuşması sonucu PKK terör örgütünün Ermenistan'da Kürt yerleşim birimlerinde barınma imkanı bularak burada örgüte maddi-manevi destek sağlayıp, faaliyetlerini sürdürdüğü ayrıca, 19-20 Mayıs 1992 tarihlerinde bir grup PKK terör örgütü mensubunun Ermenilerle beraber Azeri Türklerine karşı savaşmak için 3 araçla Urumiye'den Ermenistan'a hareket ettiği bilinmektedir.


YENİ MUSAVAT
TÜRKİYE'Yİ NİÇİN EZMEK İSTİYORLAR?
BAKÜ, 30/01(BYE)

Haftada altı gün yayımlanmakta olan ve tirajı 21 bin olan Yeni Musavat gazetesinin 28.01.2001 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında ve Rasim Musabeyov imzasıyla yeralan yorumun çevirisi şöyledir:

Geçtiğimiz yılın son dönemleri, sözde Ermeni soykırımının tanınması dalgası ile aklımızda kalacak. İster istemez Türkiye'yi gözden düşürmek ve alçaltmak için koordine edilmiş bir kampanyanın başlatıldığını düşünebiliriz. Kabul edilmekte olan Ermeni soykırımı kararı ile ilgili olarak ilk "saldırıya başlayın" sinyali, Devlet Başkanı Clinton'ın girişimiyle son anda oylamadan çıkarılmış olmasına rağmen ABD Kongresi'nden geldi. Clinton, Kongre üyelerini bu kararın ABD'nin devlet güvenlik çıkarlarına aykırı olduğuna inandırabildi. Ancak problem burada bitmedi ve konu Amerika'dan Avrupa'ya göç etti. İlk olarak Papa, Ermeni soykırımını tanıdı ve kınadı. Ardından bunu Avrupa Parlamentosu yaptı. Avrupa Parlamentosu 1987 yılında sözde Ermeni soykırımını tanımış olmasına rağmen bu sefer bu kurum 213 aleyhte, 234 lehte gibi bir oylama sonucuyla bu konuda özel bir karar aldı.


Bu kararda, "Türkiye, dünyanın önemli bir parçası olarak, Ermeni azınlığa gereken yardımda bulunmalı, bu bağlamda çağdaş Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce eziyet çekmiş olan Ermeni azınlığına uygulanan soykırımı tanımalıdır" denilmektedir. Avrupa Parlamentosu'ndan sonra inisiyatifi İtalya parlamentosu ele geçirdi. İtalya parlamentosu Türkiye'ye Ermeni soykırımını tanıma, Ermenistan'la diplomatik ilişki kurma ve ablukayı kaldırma çağrısında bulundu. İçinde bulunduğumuz yılın ilk günlerinde Fransızlar da bu sürece katıldı. Fransa parlamentosunun kabul ettiği karar, diğerleriyle mukayese edildiğinde yumuşak olmasına ve Chirac tarafından beğenilmesine rağmen Türkiye bu karara çok sert bir tepki gösterdi. Avrupa'da anti-Türk dalgası, solcuların inisiyatifi ile başlatılmıştır. Fransa parlamentosunda da komünist grubun teklifi ile bu karar alınmıştır. İtalya ve Avrupa Parlamentosunda da durum aynıdır. Solcular bir kural olarak muhtelif dini ve etnik azınlıkların hakları ile ilgili konularda daha hassastırlar. İdeolojık yakınlık da önemli rol oynuyor. Çünkü Kürtleri PKK, Ermenileri ise Daşnak Partileri temsil ediyor. Bu örgütler kendi milliyetçi-terör hareketlerini daima marksist ve sosyalist sloganlar ile perdeliyorlar. Türkiye'ye karşı bu olumsuz münasebeti, solcu parti lideri Bülent Ecevit'in iktidara gelmesi de değiştirmedi. Vatikan'da Ermeni soykırımının tanınmasından sonra katolik çevrelere yakın olan sağcılar da parlamentolarında bu karara destek vermeye başladılar. Politikada cahil olan insanlar bile sözde Ermeni soykırımını tanıyanların tarihi gerçeklere dayanmadıklarını biliyorlar. 85 sene sonra Ermenilere karşı vicdani duyguların böyle kitlesel şekilde oluştuğunu düşünmek saflıktır. En azından şu nedenle; Ermeni soykırımını tanıyanların hepsinin kendi tarihlerinde benzeri olaylar yaşanmıştır. Örneğin Fransızlar 1930-1960 yılları arasında yaklaşık iki milyon Cezayirliyi kırmışlardır. Ruslar Çeçen halkına 200 senedir uyguladıkları soykırımı bugün de devam ettiriyorlar. Şüphesiz ki bu mesele yalnız Ermeni lobisinin faaliyetleri ile gündeme gelen bir mesele değil. Herşeyden önce bu mesele, Batı ülkelerinin büyümekte olan Türkiye'yi kendilerine bağlı bir durumda tutma isteğinden kaynaklanmaktadır. Dünyada komünist ülkeler yıkıldıktan sonra yeni ekonomik ve siyasi güç merkezlerinin oluşturulması süreci yaşanıyor. SSCB ile mücadelede kazanan ABD, tek süper devlet olmak ve kendi liderliğine yönelen tüm tehlikelerden korunma azmindedir. Amerika'yı batıda Avrupa Birliği, doğuda ise Çin zayıflatabilir. ABD, liderlik rolünü kaybetmemek için dünyadaki enerji kaynaklarını kontrolü altında tutmaya önem veriyor. Avrupalılar ise Amerika'yı Yakın Doğu'da sıkıştırmak istiyorlar. Batı'nın güç merkezleri arasında sürmekte olan oyunda İsrail ve Türkiye'nin de önemli rolleri var. Türkiye'nin önemi sadece Yakın Doğu ile sınırlı değil. Bu önem hem Balkanlar'da, hem Güney Kafkasya'da ve hem de Orta Asya'da kendini göstermektedir. Bu açıdan ABD ve Avrupa'nın Türkiye'ye dikkatlerini artırmaları bir tesadüf değildir.

Hatırlatalım ki yakın geçmişe kadar Batı devletlerinin siyasi ve askeri çevreleri anti-Türk dalgasına cevaben daima Türkiye'nin NATO'nun güneydeki güvenlik sisteminin önemli bir parçası olduğunu ve diktatör Saddam Hüseyin'in etkisizleştirilmesinde Türkiye'nin önemli bir rolünün olduğunu belirtmişlerdir. Son on sene içinde Türkiye'de ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel alanlarda büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Türkiye artık gözü kapalı şekilde ABD ve Batı'nın peşinde yürümek istemiyor. Türkiye kendi çıkarları konusunda, özellikle de bölgesel meselelerde daha yüksek sesle konuşmaya başladı. Türkiye, Avrupa Birliği'nin kapıları önünde uzun müddet bekleme niyetinde olmadığını belirtmektedir. Türkiye ile işbirliği yapmak, Amerika ile rekabet eden Avrupa'nın çıkarlarına uygun olsa da, bu devleti Avrupa Birliği'ne kabul etmek için acele etmiyorlar. Avrupa devletlerine Müslüman medeniyetinden bir devleti kendi aralarında görmek zor geliyor.


Türkiye'nin AB'ye üye olması halinde bu kurumda liderlik yapan dörtlünün -Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere- durumu değişebilir. Türkiye'yi bu kuruma bırakmak istemeyen dörtlü, aynı zamanda ret cevabı da veremiyor. Bundan dolayı da Ermeni soykırımı gibi suni problemler yaratılıyor. Amaçları, hayırsever motiflerle Türkiye'nin AB'ye üyeliğini oyalamaktır. Yeni anti-Türk kampanyasının arkasında nüfuzlu siyonist çevrelerin ve İsrail'in de durduğu hissedilmektedir. Sözde Ermeni soykırımı meselesi, güçlü Yahudi lobisinin rızası olmadan ABD Kongresi'nde gündeme gelemezdi. Büyük bir ihtimalle İsrail'in çevresinde durumun gerginleşmesi, nüfuzlu Yahudi çevreleri Clinton aracılığı ile Kongrede Ermeni meselesini durdurmaya mecbur etmiştir. Çünkü bu durumda küsmüş olan Türkiye'ye güvenen Araplar, askeri macera hevesine kapılabilirler. Güçlenmekte olan ve bağımsız hareket eden Türkiye, İsrail'i de rahatsız etmektedir. Dost ülkenin İsrail'e sırtını dönüp yüzünü Müslüman ülkelere çevirmesi, Yakın Doğu'da ve Akdeniz'de mevcut jeopolitik durumu kökünden değiştirebilir. Batı devletlerinin bu rahatsızlığını, masonluk ve rüşvetle ilgisi olan Süleyman Demirel'in hakimiyetten gitmesi ve ülkede büyük bir saygıya sahip olan Bülent Ecevit'in ve milliyetçilerin iktidara gelmesi artırmaktadır. Görünen o ki, Kıbrıs'ın Yunanistan'la birleştirilmesi planlarına karşı Ecevit'in kararlı adımları henüz hatıralarından silinmemiştir. Şimdi Türkiye düşmanlık kampanyasına karşı cevabi tedbirler almaktadır. Ancak realiteyi iyi anlayan siyasetçiler ateşe yağ dökmenin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyorlar. Cevaplar benzer ve isterisiz olmalıdır. Ankara, 1915-1923 yıllarında yaşanmış olaylarla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak için Erivan'la diyaloğa hazır olduğunu beyan etti. Ancak Ermenistan konunun siyasi açıdan, Türkiye ise tarihi açıdan değerlendirilmesini istiyor. Washington bu problemin çözümlenmesi için Ermeni, Türk ve Amerikalı tarihçilerden oluşan bir forum kurulmasını teklif etti. Burada Ermenistan ile diplomatik ilişki kurulması da söz konusu olabilir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Faruk Loğoğlu'nun bu yakınlarda Azerbaycan'a yaptığı ziyaretin bu konuda Azerbaycan'ın görüşünü almak için yapıldığı da söylenmektedir. Aynı zamanda Türk parlamenterleri, diplomatları ve askerleri de kendi meslektaşları ile aktif şekilde temas ediyorlar. Azerbaycan, imkanı dahilinde Türkiye'ye destek olmaya çalışıyor. Diğer Türk devletlerinden ise bu konuda Türkiye'ye hiçbir destek verilmiyor. Kabul edelim ki, çabalarımız bir sonuç vermedi.


Ermeni soykırımının tanınması kampanyası devam ediyor. Bu durum Türkiye ve Azerbaycan için ne gibi sonuçlar verebilir? Bazı devletlerin Ermeni soykırımını tanımalarının Türkiye'nin siyasi imajına olumsuz etki yapması ve AB'ye üyeliğine engel olması dışında başka hiçbir zarar vermeyeceğini düşünmekteyim. Batı devletleri Türkiye ile bağlarını tamamiyla koparmayacaklar. Ermenilerin hayalleri yüzünden Batı'nın güçlü Türk ordusu ile ihtilaflı bir duruma girmesi zordur. Batı Kıbrıs ve bölgesel meselelerde Türkiye'den tavizler koparmaya çalışacak. Bundan Azerbaycan da zarar görecek. Ermenilerin çok yakın tarihimizde Azerilere soykırım uygulamış olmalarına rağmen, Ermeni soykırımının tanınmasından sonra çilekeş ve acınacak bir halk statüsü kazanan Ermenilerin eleştirilmesi mümkün olmayacak. Ermeni soykırımının tanınması Türkiye'nin gelişmesine ve güçlenmesine engel olmayacak. Burada Almanya'yı bir örnek olarak ele alabiliriz. Yahudi soykırımını itiraf etmesine ve onlara tazminat ödemesine rağmen Almanya'nın Avrupa'da öncülük yapmasına bir engel oluşmamıştır. Türkiye ile ilgili durumun bu noktaya gelmeyeceğini kesinlikle söyleyebiliriz. Avrupa Birliği'ne üye olup olmama konusu o kadar büyük önem taşımamaktadır. Güneydoğu devletleriyle ilişkilerini güçlendiren Japonya gelişmiyor mu? Türkiye'nin Türk ve Müslüman ülkelerle benzeri ilişkiler kurma potansiyeli de yüksektir. Herşey, Türk siyasi çevrelerinin yeni ve elverişli ekonomik ilişkiler kurma, çağdaş teknolojiyi uygulama, insan hakları ve demokratik prensiplere saygı gösterme konularındaki becerilerine bağlı olacak. Bir ülkenin istikrarlı şekilde gelişmesi için gereken unsurları Türkiye hem siyasi, hem de ekonomik alanda kazanmıştır. Türk halkı kendi geleceğini çok güçlü şekilde elinde tutuyor. Türkiye doğru siyaset yürütse hem ceşitli tehditlere cevap verme, hem de tüm düşmanlarını rezil etme gücünde olacak.
Ne olduğumuzu bilelim 2007-02-09 (20:01)
Murat Selcuk (vlatko)
Murat Selcuk (vlatko)
Kayıt: 2004-10-09 (15:45)
Mesaj: 219
Dogru soyluyorsunuz! Siz Ermeni'siniz! Kisi
>> kendisini nasil goruyorsa, oyledir! Siz kendinizi
>> Ermeni olarak mi, goruyorsunuz? Kuskunuz olmasin,
>> Ermenisiniz!
>>
>> 1840 yilinda, ortalikta en kucuk bir catisma
>> yokken.. Maras'ta, bir dagin tepesinde kurulmus bir
>> Turk karakolunu yorede gizlice orgutlenmis olan bes
>> bin dolayinda silahli Ermeni gucu gece yarisi basti.
>> Dort yuz dolayindaki Turk askeri ile subayinin
>> kulaklarini, burnunu keserek!.. Sonra yavas yavas,
>> iskence ederek oldurduler!. .
>>
>> Siz, bunu bilmezsiniz! Siz, Ermeni'siniz!
>>
>> Evet, siz Ermeni, kesinlikle Ermeni'siniz!
>>
>> Bin sekiz yuz yetmisli yillardan baslayarak,
>> Kafkas kuzeyi, Kafkasya ile Gurcistan'da
>> silahlandirilan Ermeniler Turk kokenli koylere
>> saldirdilar! Bu bolgelerde Turk sayisinin azalmasi
>> boylece basladi!
>>
>> Biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz! Niye? Ermeni
>> oldugunuz icin! Evet, siz Ermeni'siniz!
>>
>> 1878 - 1879 yilindaki unlu "93 harbi"nde bolgeyi
>> cok iyi tanidiklari icin Ruslara kilavuzluk edenler
>> de, cephe gerilerindeki Turk koylerini basanlar da,
>> Ermenilerdi!
>>
>> Siz, bunlari biliyor musunuz? Sizin, "Ermeni acik
>> oturumlari"nda boy gosterip yongalar savuran
>> tarihcileriniz bilir mi? Bilir, bilir! "Bilmemis"
>> olabilir mi? Nicin, bir tek soz olsun bundan soz
>> etmez?
>>
>> Etmez! Evet, siz Ermeni'siniz!
>>
>> 1913 - 1915 yilinda kiyima ugrayan Turk koyleri!
>> Durduk yere oldurulen yuz binlerce Turk?!
>>
>> Bilmiyorsunuz degil mi? Ermeni'siniz!
>>
>> 1905 yilinda Kucuk Erges Beg'in savundugu
>> Andican'i tutusturarak yirmi bin Ozbek Turk'unu
>> olduren kim? Ruslar degil! Rus ordusuna bu isi yapmak
>> icin karsi koyan Ermeni birligi? Bilmiyor musunuz?
>>
>> Bilmezsiniz! Ermenisiniz!
>> Baskin Oran.. (Bilir, bilmez)!!!
>> Hassan Ummit.. (Bilir, bilmez)!!!
>>
>> Bakin, siz imdi 20. y.y.in en buyuk kiyimi:
>> Karabag'i bilmezsiniz, degil mi?! Hani, yuz bin kisi
>> yerinden - yurdundan olmustu!
>>
>> Bakin, siz imdi 20.y.y.in en buyuk saldirisi, en
>> buyuk kanli kirimi olan Azerbaycan'in yuzde onunun ele
>> gecirilip bir milyon kisinin surulmesini, bunlarin
>> icerisinden binlercesinin olduruldugunu de
>> bilmiyorsunuz! ?
>>
>> Cok uzadi! Son bir soru, son bir belirleme:
>> Turkiye'de 390 bin Ermeni var?
>> Peki: Ermenistan'da kac Turk var?
>> Siz, Ermeni oldugunuz icin bilmezsiniz!
>> Ben soyleyeyim: YOK! Ermenistan'da bir tek Turk
>> yok!
>>
>> Evet: "HEPIMIZ ERMENIYIZ!" diye bagiranlar..
>> Siz bilmezsiniz! Siz Ermeni'siniz!
>> BIZ ISE: TÜRK!