Konu tanınmış insanların hayat hikayeleri ve önemli olaylar 2007-01-08 (17:23)
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.241
tanınmış insanların[siyasiler,sanatçılarr vb..)hayat hikayelriini paylaşacağızzzz






Mesut Barzani ( 1946)
Mesud Barzani, 1946'da İran'da doğdu. Barzani'nin dünyaya geldiği Mehabad bölgesinde bu sırada SSCB'nin desteğiyle Kürt Cumhuriyeti kurulmuştu. Bu kısa ömürlü devletin ordusunun başında KDP'nin kurucusu ve başkanı olan babası Mustafa Barzani vardı.

Kürtler arasında saygın bir lider olan Molla Mustafa Barzani, devlet girişiminin bir yıl sonra başarısız olması ardından Sovyetler Birliği'ne kaçtı. O zamanlar küçük yaşlardaki Mesud ise Irak'a gitti.

1958'de krallığın yıkılması ile Mustafa Barzani de Irak'a döndü. Bundan bir kaç yıl sonra da Kürtlere talep edilen hakları vermeyi reddeden Irak yönetimine karşı silahlı ayaklanma başlattı.

1970'te Baas iktidarı ile Kürtler arasında sağlanan ve Kürtlere özerklik hakları verilmesini öngören 11 Mart Anlaşması'nın müzakere heyetine Mesud Barzani babasıyla birlikte katıldı.

Molla Mustafa Barzani'nin 1979'da ölümü ardından Mesud Barzani KDP'nin yönetimini ele aldı.

1991'deki Körfez Savaşı sonrasında bölgenin uçuşa yasak bölge ilan edilmesi Barzani ve partisi açısından olumlu etki yaptı.
Barzani'nin bölgedeki diğer Kürt örgütlenmesi Kürdistan Yurtsever Birliği ile yaşadığı rekabet çoğu zaman silahlı çatışmalara dönüştü.

1987'de KDP, KYB ve altı parti birleşerek Irak Kürt Cephesi'ni kurduklarında bu sürtüşmeler bir süreliğine rafa kalktı.
Bölgenin liderliği için yapılan seçimler sırasında hem Barzani hem Talabani aday olunca yendien patlak veren gerginlik 1994'te KYB, KDP'yi ortak yönetim merkezi olan Erbil'den sürünce tam bir sıcak savaşa dönüştü.

Barzani, Talabani'yi yakalamak için Irak ordusundan yardım istedi. Talabani ise İran'dan destek almaya girişti.
Sonuç olarak bölge, partiler arasında ikiye bölündü. Taraflar 1998 yılı Ağustos ayında ABD arabuluculuğunda bir anlaşma imzaladı. O zamandan bu yana da çıkarları doğrultusunda paralel hareket etmeye gayret ediyorlar.
Mesud Barzani şu anda Irak Yönetim Konseyi üyelerinden biri Kürdistan bölgesi başbakanı...

HAKKINDA YAZILANLAR

Barzani, Kürt bölgesinin başkanı oldu
13.06.2005 Çetiner Çetin / Erbil /CHA

Irak�taki Kürt liderlerin 30 Ocak seçimleri öncesinde vardıkları anlaşma gereği Celal Talabani�nin Irak devlet başkanı olmasının ardından Mesud Barzani de kuzeydeki Kürt bölgesinin başkanlığına seçildi.

Kuzey Irak�taki �bölge parlamentosu�� dün oybirliğiyle Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani�yi Kürdistan Federasyonu başkanlığına seçti. Barzani, Erbil�de toplanan 111 sandalyeli meclisin yaptığı oylamada Irak Kürdistan Demokrat Partisi�nin 42, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği�nin 42 ve Kürt partilerin 27 oyunu topladı. Aynı anda kabul edilen Kürdistan anayasasına göre Barzani�nin görev süresi 4 yıl olacak. Yasaya göre bu dört yıllık sürenin ardından Barzani, bir sonraki dönem için de adaylığını koyabilecek. Bu kez parlamento tarafından seçilecek olan bölge başkanı, bir sonraki dönem için ise doğrudan halkın oyuna başvurularak belirlenecek. Parlamentodaki gruplar IKDP liderinin �bölge başkanı�� olmasını öngören yasa tasarısı üzerinde geçtiğimiz perşembe günü uzlaşmışlardı.

Oylamanın ardından meclise hitaben bir konuşma yapan meclis başkan yardımcısı ve IKDP Kerkük eski sorumlusu Kemal Kerküklü, Barzani�nin tüm Kürtlere hayırlı olmasını dileyerek, �Bugüne kolay gelmedik. Çok şehitler verdik. Ancak bugünleri görmekten tüm Kürt halkı gibi bizler de sevinçliyiz.� şeklinde konuştu. Kerküklü, dün yapılması öngörülen yemin töreninin, kum fırtınası nedeniyle Başbakan İbrahim Caferi ve Cumhurbaşkanı Celal Talabani�nin Erbil�e gelememesi sebebiyle bugüne ertelendiğini açıkladı. Barzani�nin seçilmesinin ardından Kürt liderin dev posterleriyle donatılan Erbil kentinde Kürtler sevinç gösterileri düzenledi. Ellerinde Kürdistan bayraklarıyla konvoy halinde sokaklara dökülen Kürtler, davul ve zurnalar eşliğinde Barzani�nin bölgesel yönetimin başına gelmesini kutladı.

Direnişçilere müzakere çağrısı

Bu arada, Irak hükümeti, bazı direnişçi grupların barışçı çözümler aradığını ifade ederken şiddetten vazgeçen ve kan dökmemiş gruplarla müzakere yapabileceklerini açıkladı. Irak hükümet sözcüsü Layş Kubba, pek çok grubun geçtiğimiz haftalarda hükümetle temasa geçmeye çalıştığını ve bunlardan bazılarının hiçbir Iraklıyı öldürmediğini, yalnızca işgale karşı çıkmak için silahlandıklarını ve artık siyasal sürece katılmak istediklerini söylediklerini kaydetti. Kubba, �Iraklı öldürmemiş ve şiddet eylemlerini bırakmayı kabul ederek siyasi sürece katılmak isteyenler için kapı açık.� dedi. İbrahim Caferi başkanlığındaki hükümet sık sık silahlı mücadeleyi bırakan direnişçi gruplarla müzakere etme isteğini yineliyor. Ancak Ebu Musab el-Zerkavi�nin liderliğini yaptığı Irak el Kaide örgütü gibi Irak�taki sivillere ve güvenlik görevlilerine kanlı saldırılar düzenleyen örgütler kesinlikle müzakere dışında tutulacak.

Diğer yandan, şiddet olaylarının devam ettiği ülkede dün başkent Bağdat�ın güneyinde 20 ceset bulunduğu bildirildi. Polis, Bağdat�a 50 kilometre mesafedeki Nahravan bölgesinde, önceki gün, sivil giyimli, kurşunlanmış ve bedenlerinde işkence izlerine rastlanan farklı yaşlardaki 20 kişinin cesetlerinin bulunduğunu açıkladı. Bağdat�ın batısında bulunan El Anbar bölgesinde de ABD güçleri tarafından yapılan hava saldırısında 40 direnişçinin öldürüldüğü açıklandı. Amerikan ordusu da dün yaptığı açıklamada son iki gün içinde yol kenarına yerleştirilen bombaların patlaması sonucu dört deniz piyadesinin öldüğünü duyurdu.

Sekiz çocuklu başkan

Mesud Barzani�nin Kürdistan bölgesinin başkanlığına seçilmesi Erbil�de sevinç gösterileriyle karşılandı. Seçimin ardından Erbil Dohuk ve Süleymaniye kentlerini kepsayan Kürt bölgesinin başkanı olan 59 yaşındaki Barzani, Farsça ve Arapçayı da çok iyi konuşuyor. 8 çocuğu olan IKDP liderinin �Barzani ve Kürt Kurtuluş Hareketi� adlı 4 ciltlik kitabı bulunuyor. Mesud Barzani, Kuzey Irak�ta 20 yıldır savaşta ve barışta en fazla öne çıkan şahsiyet olarak öne çıkıyor.

x

Barzani ailesi Yahudi çıktı
Hürriyet 18 Şubat 2003

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan UCLA öğretim üyesi Prof. Yona Sabar, yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı.
Hürriyet'ten Sefa Kaplan'ın haberine göre Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik'e, arkasından da Kudüs'e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail'le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri'nin bağımsızlığını destekliyor.

1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ��The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles'teki Californiya Üniversitesi'nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak'ta yaşayan Kürt Yahudileri'nin hayatına ışık tutuyordu.

Ancak, Prof. Yona Sabar'ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar'ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu'nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani'ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani'nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani'ydi.

BİR TEK AİLE VAR

İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.

Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri'nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar'ın, Barzaniler'in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.

Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, ��Kudüs'e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.�� Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ��Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.��

Ailede pek çok ünlü haham var

Siz Yahudi Kürtler konusu ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?

- Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler'den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi'nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ��Kürt Yahudiler�� isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut'un ��Filistin Rüyası�� isimli kitabında da İsrail'de Kürtçe konuşan Yahudiler'in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak'tan İsrail'e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail'de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.

Peki ya Barzani ailesi?

- Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika'da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar'ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.

Ne buldunuz?

- Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak''taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi'nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul'a, arkasından Selanik'e sürgün edildiği belirtiliyor.

Başka bir belge veya delil var mı elinizde?

- Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail'e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a, hediye olarak bir 'Kürt hançeri' ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyor. Mart 1969'da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.

Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olduğunun anlaşılması, bölgeye ve tarihe bakışımızda değişikliklere sebep olabilir mi?

- Olmaz mı? Tevrat'ta ��Vaadedilmiş Ülke�� olarak Nil'le Fırat arasının işaret edildiğine dair yorumlar vardır. Ayrıca, Barzani ailesi sürekli Mehdi çıkartmaktadır. Yahudilik'te de Mehdilik çok önemlidir. Ama bir yanlış anlaşılma olmasın. Ben bütün Kürtler Yahudi'dir filan demiyorum.
Başa Dön Başa Dön   Alıntı Alıntı 
Konu 2007-01-08 (17:58)
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.241
Muhammed Ali Clay
HAKKINDA YAZILANLAR

Ringlerin Efendisi Muhammed Ali
İrfan Özfatura bilgi@tg.com.tr
Türkiye19 Mart 2004

Derin Amerikalılar Beyaz, Anglosakson ve Protestanlar) Müslüman olunca Ali�ye fena takarlar. Pentagon bile oyuna alet olur, onu �Y� grubunda olmasına rağmen �A� kategorisine alır ve �ivedi� kaydıyla Vietnam�a yollamaya kalkar. Şampiyon buna karşı çıkar �Vietkonglularla alıp veremediğim yok� der, �hem onlar beni hiç aşağılamadılar!�
�Aferin� dediğinizi duyar gibiyim ama adama böylesi çıkışların hesabını sorarlar. Onu apar topar ligten kovar, ünvanına ve lisansına el koyarlar. Ali�yi �vatan haini� ilan eder ve hiçbir eyalette maça çıkarmazlar. Yetmez, ona bir trafik suçu isnat eder, alelacele içeri tıkarlar. Federasyon medarasyon hikâye, garibim bir başına kalır, oturup derdine yanar.
Vietnam Savaşını ne hükümetler, ne de ordular bitirebilir, bu kirli kavgaya gazeteciler (özellikle foto muhabirleri) nokta koyar. Amerikan halkı napalm bombaları ile yakılan evlerin önünde ağlaşan bebeleri görünce �bu nasıl hürriyet� diye sormaya başlarlar. Savaş muhabirleri cinayet ve tecavüz vakalarını dökmeye başlar, Hollywood mevzuya el atar. Sivil toplum örgütlerinden �niye savaşıyoruz� sorusu yükselince derin devlet tükürdüğünü yalar.

Kelebek gibi uçar...
Muhammed Ali, bokstan koptuğu yıllarda üniversite üniversite dolaşıp konferanslar verir, mevzu boks olsa da yeri geldikçe İslâmiyet hakkında birşeyler anlatmaya çabalar. Ağalar bu faaliyetten çok rahatsız olur, �boksla uğraşsa daha iyiydi� demeye başlarlar. Birkaç maç sonra silinip gideceğine inandıkları için Ali�nin lisansını iade eder, ringlerin yolunu açarlar (1967).
Ve Ali şovları tekrar başlar. Şampiyon, rakiplerine sürekli lâf atar, basın mensuplarının huzurunda madara etmeye bakar. Bu tavır organizatörlerin de işine gelir çünkü gerginlik arttıkça hasılat �tavan� yapar.
Ancak birileri Ali�yle uğraşmaktan caymaz, karşısına dik yokuşlar çıkarırlar. Kâh �komünizm propagandası yapmaktan� soruşturma açar, kâh �ırkçı ve ayrılıkçı� diye yaftalarlar. Bir ara zenci çocukları için (içinde okul ve mescid olan) bir külliye yaptırmaya kalkar ama ona hiçbir banka kefil olmaz. Kimseden teminat mektubu alamaz. Dahası bomba ihbarları ile huzurlarını kaçırırlar.

Arı gibi sokar...
Ali, baskılara rağmen geri adım atmaz. Aksine �ben bir din savaşçısıyım, gücümü Kur�an-ı kerimden alıyorum� demekten kaçınmaz.
Ringteki zaferler zincirine Jerry Quarry�i yenerek başlar. Ancak Joe Frazier ile yaptığı maçı üstün bitirmesine rağmen hakemler rakibinin elini kaldırırlar. Bakın şu aksiliğe ki Ken Norton ile yaptığı maçta çenesi kırılır, maçı bırakmak zorunda kalır. Herkes Ali�nin bittiğini söylerken Frazier�i eze eze yener ve rövanşı alır. Ardından Zaire�de insan azmanı George Foreman�la karşılaşır. Foreman girdiği ormanı baltayla kıymık kıymık edip bitiren bir insan azmanıdır. Ali, maçtan bir ay evvel Kinşasa�ya yerleşir ve halkın sevgisini kazanır. Onları arkasına alır ve boksörlere ders olarak okutulacak bir taktikle Foreman�ı dağıtır. Rakibini 7 raund yorar, 8. raundda saldırır ve zemine uzatır. Ertesi sene Manila�da 25 bin kişinin önünde Frazier�le karşılaşır. Bu ölümüne bir maçtır, 14 raundun sonunda ikisi de perişandır. Ancak Frazier�in şuuru bulanınca Antrenörü Eddie Futch maçtan çekilir unvan Ali�ye kalır.

Yeni bir çığır açar...
İnsan bu, her zaman mükemmel olamaz ya. İşte hanımı Belinda Boyd�dan ayrılıp Veronica Porsche ile evlendiği bunalımlı dönemde tecrübesiz rakibi Springs�e yenilir ve silbaştan mücadeleye atılır. 1978�de Dünya Şampiyonluğunu geri alır.
Profesyonel döneminde sadece 3 kez yenilen, Muhammed Ali, 36 yaşına kadar boks dünyasının efsane ismi olmayı başarır. 56 maçın 53�ünü kazanır, 37�sini nakavtla alır.
Ancak boksörleri bekleyen akıbet (parkinson) onu da yakalar. Dindar bir Müslüman olan Lonnie ile evlenir, Michigan�daki çiftlik evinde gözlerden ırak yaşar.
Bu arada beyazlar da değişir ya da �değişti� rolüne soyunurlar. Atalanta Olimpiyatları�nda meşaleyi yakma şerefini ona bağışlar ve nehre attığı madalyanın yerine, yenisini takarlar.
Ali iyi bir örnek olur. Ekonomi, sanat ve siyaset sahnesinde ağırlıklarınca yer bulamayan zenciler sahalarda boy göstermeye başlar, atletizm, boks ve basketbolda madalyalara el koyarlar�
Başa Dön Başa Dön   Alıntı Alıntı 
Konu 2007-01-09 (06:31)
Kayıt: 2006-12-25 (08:02)
Mesaj: 412
şu barzaninin kellesini ucuracak biride cıkar elbet...
Başa Dön Başa Dön   Alıntı Alıntı 
Konu 2007-01-30 (18:05)
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.241
1965'de Çeçenistan'ın Vedeno Bölgesi'nin Vedeno köyünde doğdu. 1987 yılında Moskova'da mühendislik eğitimine başladı. Öğrencilik yıllarında devrimci kişiliği ile ön plana çıkmıştı. Moskova'da odasının duvarında Che Guevera'nın posterinin asılı olduğunu verdiği bir demeçte dile getirdi.

1991 Ağustosu'nda Moskova'daki hükümet darbesi sırasında Yeltsin taraftarları arasında yer aldı. Adını ilk defa Çeçenistan'da yaşananları dünyaya duyurmak için bir Rus uçağını kaçırarak Ankara'ya indirdiğinde duyurdu.

1992 yılında Cahar Dudayev'in emri ile Abhazya'ya gönderilen Çeçen birliklerin komutanı iken, Abhazya'nın Gürcü işgalinden kurtulmasında birinci dereceden etkili olan Kafkas Halkları Konfederasyonu (KHK) birliklerinin komutanlığına getirildi. Abhazya'nın ardından Çeçenistan'a dönerek Dudayev'e karşı muhalefete geçen Rus yanlısı silahlı birliklerin dağıtılmasında etkili oldu. 1994 yılı aralık ayında Ruslar'ın Çeçenistan'ı işgal etmesiyle Çeçen komutanların en önemlilerinden biri haline geldi. 1995 yılı başında Rus savaş uçakları Şamil'in Vedeno'daki evini bombalayarak ailesinden 11 kişiyi şehid ettiler.

Rus güçlerin sivillere karşı giriştikleri katliamların en üst seviyelere ulaştığı Haziran 1995'de, yaşananları dünya kamuoyuna duyurabilmek için 150 savaşçının Budennovsk kentine düzenlediği eylemi yönetti.

1996 yılı Nisan ayında Çeçen Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı'na getirildi. Ve Rus güçleri Çeçenistan'ı boşaltmaya mecbur eden Cahar-Kale(Grozni) operasyonunu komuta etti. 1998 de Cahar-Kale'de yapılan Çeçen-Dağıstan Halkları Kongresi'nde başkan seçildi. Kongrenin ikinci toplantısında alınan kararla 1 Ağustos 1999'da kurulan İslam Şûrâsı'nın başkanlığına getirildi.

1999'da Rusya'nın Çeçenistan'ı yeniden işgali üzerine Çeçenistan'a dönerek doğu cephesi komutanlığı görevini sürdürmeye başladı. İkinci savaş sırasında da başkent Grozni'yi savunan Basayev, kentten çekilirken yaralanmış, bir bacağının bir kısmı kopmuştu. Basayev, Devlet Başkanı Aslan Mashadov'un emrinde Çeçenistan Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı görevini sürdürmekteydi.
Başa Dön Başa Dön   Alıntı Alıntı 
Konu 2007-01-30 (18:13)
Kayıt: 2006-09-12 (12:34)
Mesaj: 2.412
araştırmacı dostum afferim devam et.. madem araştırmayı seviyosun sunları da arastır o zaman..


Stalin,Said Nursi,Saddam,Kudzey,Mao

bak bunları bi bul ben de bakcam tamam mı dostummmmm Gülüyor Gülüyor Gülüyor Gülüyor
Başa Dön Başa Dön   Alıntı Alıntı 
Konu 2007-01-30 (18:19)
Kayıt: 2006-10-04 (12:26)
Mesaj: 1.241
28 Nisan 1937'de Irak'ın Tikrit kasabasında fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Saddam Hüseyin, babasının ölümü nedeniyle annesi ve akrabaları tarafından büyütüldü. Saddam'ın siyasetle tanışıklığı ilk gençlik günlerine kadar uzanıyor. O günlerde kendini, Arap dünyasına egemen ulusçu-özgürlükçü ve anti emperyalist rüzgara kaptıran Saddam, genç yaşlarda Baas Partisi'ne katıldı. 1956 yılında başarısız bir darbe girişiminde bulundu.

Monorşinin sona ermesinden ardından Başbakan Abdül Kerim Hassam'ı öldürmek için oluşturulan bir suikast örgütünün içinde önemli bir rol oynadı. Ancak bu olay açığa çıktı ve Saddam ülke dışına kaçmak zorunda kaldı. 1963 yılında Baas Partisi* iktidara gelince ülkesine geri döndü. Bu sırada kuzeni Sacide ile evlendi ve ikisi erkek üçü kız beş çocuğu oldu. Ancak geçen yıllar Baas Partisi ile arasındaki farklılıklar derinleşmeye başladı. Çatışmalar iyice sertleşince Saddam hapse atıldı.

DARBE HAPİSTEN KURTARDI

1968 yılında yapılan darbe Saddam'ı da hapisen kurtardı. Parti içinde hızla yükselen Saddam, taviz vermez kararlılığı ve sertliği sayesinde Baas'ın en önemli yapılarından olan Devrim Konseyi Kurulu'na girdi. Zamanla konumunu iyice pekiştirdi ve Başkan Ahmed Hasan Bekri iktidarının perde arkasındaki asıl güç kaynağı oldu. 1979 yılında ise bir darbeyle iktidara el koyarak 'perdeyi indirdi'. İlk iş olarak da muhaliflerine karşı acımasız bir 'imha' kampanyası başlattı.

Saddam iktidarını, güçlü bir istihbarat ağına dayanan baskıcı yöntemlere dayandırdı. Sesini yükselteni öldürmekten hiç çekinmedi. Bazen bu imha kampanyaları, Halepçe örneğinde olduğu gibi, tüm bir kente yönelik 'soykırım' haline de dönüştü.

İKTİDAR HIRSININ FATURASINI HALKI ÖDEDİ

1980 yılında Saddam kendisini Arap dünyasının liderliğine taşıyacak, Batı'nın gözünde de vazgeçilmez kılacak bir fırsat gördüğünü sandı. İran'da İslam Devrimi bütün hızıyla sürmükteydi. Humeyni rejiminin başta ABD olmak üzere Batı ile ilişkileri giderek kötüleşiyor, İran, "'devrim ihracı' politikasıyla" tüm bölge için bir tehdit olarak algılanılyordu. Saddam işte bu tesbite dayanarak İran'a savaş açtı. Hesapları, bu savaşta Batı'nın desteğini kolayca alacağına ve çalkantılı günler geçiren İran'ın fazla direnemeyeceğine dayanıyordu.

Savaşın ilk günlerinde Irak askerleri önemli bir su bölgesi olan Şatt el Arab'ı ele geçirdi. Ama İran, Saddam'ın tahmin ettiğinden daha dişli çıktı. Ve 8 yıl süren savaş yüzbinlerce insanın ölümüne yol açtı. İki ülkenin ekonomisi de tahrip oldu. Savaş bittiğinde her iki taraf da başlanılan noktadaydı. Petrolün, gücünü elindeki tek güç olduğu için çok iyi bilen Saddam, İran Savaşı'ndan umduğu kazancı elde edemeyince gözünü Kuveyt'e çevirdi.

2 Ağustos 1990 yılında Saddam'ın birlikleri Kuveyti işgal etti. Bunun üzerine ABD öncülüğündeki müttefik kuvvetler Irak'a savaş ilan ettiler. 16 Aralık 1990'da büyük bir bombardıman başladı ve bu bombardıman 27 Şubat 1991 yılında sona erdi. Fakat o günden sonra ara ara da olsa bonbardıman sürdü. 11 Eylül saldırılarından sonra da gözler yine Saddam'a döndü.

Saddam Hüseyin yönetimi, 12 yıl süren BM ambargosunun ardından, 2003 yılının Mart ayında bu kez yalnızca ABD ve İngiltere tarafından oluşturulan koalisyonun başlattığı operasyonun ardından 9 Nisan 2003'te devrildi.

Operasyonun başlamasıyla ortadan kaybolan Saddam Hüseyin'in nerede saklandığı bilinmiyordu...

ABD'nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremer, 14 Aralık 2003 tarihinde düzenlediği basın toplantısıyla Irak'ın devrik devlet başkanı Saddam Hüseyin'in 13 Aralık gecesi Tikrit yakınlarında yakalandığını açıkladı. Saddam Hüseyin, doğum yeri Tikrit'e 20 kilometre, El Oca'ya 6 kilometre uzaklıktaki El Dor kasabasında, sık hurma ağaçlarının bulunduğu düz bir alandaki El Hadra bahçesinde bir sığınakta ele geçirildi.

Irak'taki Amerikan güçlerinin komutanı İspanyol General Ricardo Sanchez, Bağdat'ta düzenlediği basın toplantısında, Saddam'ın bir çiftlikteki 2 metre derinliğinde bir çukurda yakalandığını söyledi. Ricardo Sanchez, havalandırma sistemi bulunan çukurun girişinin tuğla ve çöplerle kamufle edildiğini ve çukurda sadece bir kişilik yer olduğunu belirtti. Saddam Hüseyin yakalandığı sırada yanında 750 bin dolar, iki kalaşnikof ve bir tabanca bulunuyordu.

Saddam Hüseyin'in kimliğinin belirlenmesine, 7 aydır tutuklu bulunan eski başbakan yardımcısı Tarık Aziz'in yardım ettiği bildirildi. Irak'taki ABD öncülüğündeki yönetimin adının açıklanmasını istemeyen bir yetkilisi, Reuters'a yaptığı açıklamada, ''Saddam'ın kimliği Tarık Aziz'in yardımıyla belirlendi'' dedi, ancak ayrıntılı bilgi vermedi. Bir zamanlar Saddam'ın en yakın yardımcılarından olan Aziz, Temmuz'da ABD güçlerinin operasyonunuda öldürülen Saddam'ın oğulları Uday ve Kusay'ın cesetlerinin teşhisinde de yardımcı olmuştu.

SADDAM HÜSEYİN HANGİ SUÇLARDAN YARGILANACAK?

Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin, 24 yıllık iktidarında meydana gelen bir dizi saldırı ve katliam suçlarından sorumlu tutularak yargılanacak. Saddam Hüseyin’in mahkemeye çıkarılması durumunda hakkında açılacak davada, suçlar şunlar:

İRAN-IRAK SAVAŞI: Irak 1980’de, İran İslam Devrimi’nden sonra küçük çaplı sınır çatışmalarından sonra İran’ı işgal ederek savaşı başlattı. 1988’de BM arabuluculuğunda sona erdirilen savaş sonucunda en az 1 milyon kişi hayatını kaybetti. Basra Körfezi’nin çıkışında İran’ın petrol dolum tesislerinin bulunduğu Harg Adası’nı bombalayan ve işgal eden Irak, 8 yıllık savaş sırasında İran’a karşı “sinir gazı” da kullandı.

HALEPÇE KATLİAMI: Irak Kürtleri, 1988’de özerklik taleplerini artırınca, Irak güçleri Halepçe’de siyanür gazı kullanarak kadın-çocuk 5 bin sivilin ölmesine neden oldu. “Kimyager Ali” olarak bilinen General Ali Hasan El Mecid, Kürtleri kendi köylerinden çıkarmak için kimyasal silah kullandı. Binlerce Kürt, köylerinden uzaklaştırılarak “yeniden yerleşim kampı” denilen bölgelerde yaşamak zorunda bırakıldı. 1991’deki “Körfez Savaşı” sırasında ise, onbinlerce Kürt öldürüldü ya da hapsedildi, 1 milyona yakını ülkeden kaçtı.

KUVEYT’İN İŞGALİ: Saddam Hüseyin’in komutasındaki Irak ordusu, Kuveyt’i işgal ederek “Körfez Savaşı”nın başlamasına neden oldu. Iraklı askerler, Kuveyt’ten çekilirken yüzlerce Kuveytli’yi esir alarak Bağdat’a götürdü, kenti yağmaladı. Savaş sırasında 700’den fazla petrol kuyusu ateşe verildi, petrol boru hatları açılarak Körfez ve su kaynakları kirletildi.

CİNAYETLER VE İŞKENCE: Irak’ta, onbinlerce insanın gömüldüğü düşünülen 270 toplu mezar olduğuna dair kanıtlar bulunuyor. BM İnsan Hakları Komisyonu, 2001’de Irak yönetimini, “suçlulara karşı geniş çaplı, sistematik işkence ve acımasız, insanlık dışı cezalar uyguladığı” için kınadı. Rejimin uyguladığı işkence yöntemleri arasında “askıya almak, dayak, tecavüz ve canlı insanları yakmak” olduğu bildiriliyor. 1979 İran İslam Devrimi’ne destek verdikleri gerekçesiyle tutuklanan binlerce Şii’nin akıbetleri bilinmiyor. Saddam Hüseyin 1979’da iktidarı ele geçirdiğinde, partinin yüzlerce üst düzey üyesi hapse atıldı ya da idam edildi.

KİTLE İMHA SİLAHLARI: Saddam Hüseyin 1990’larda kitle imha silahları üretmesi konusunda yasaklara uymayarak, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e meydan okudu. Irak devlet başkanının, Irak’ta bulunan koalisyon güçlerine karşı saldırılardaki muhtemel işlevi de, yargılanması için bir gerekçe olabilecek.

VE İDAM KARARI

Irak'ın devrik Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, yargılandığı Duceyl davasında insanlığa karşı suç işlemekten 05 Ekim 2006 günü ölüm cezasına çarptırıldı. Saddam'ın savunma ekibi, kararın ve yargılama sürecinin meşru olmadığını savunurken, Iraklı Başsavcı Cafer El Musavi, Saddam'ın kurşuna dizilmeyeceğini, asılacağını açıkladı.

Saddam, mahkemenin hakkında ölüm cezası kararını vermesinden sonra duruşma salonunda tekbir getirdi ve "vatan sağolsun" diye bağırdı.

Saddam Hüseyin'in Bağdat'taki davası.

Duruşma Bağdat'ta yoğun güvenlik önlemleriyle korunan Yeşil Bölge'de, özel olarak inşa edilen bir salonda yapıldı.

Saddam Hüseyin ve davada kendisiyle birlikte yargılanan diğer yedi sanık, 1982 yılında Duceyl kasabasında 143 Şii'nin öldürülmesi talimatını vermekle suçlandı. Saddam Hüseyin ölüm cezasına çerptırıldı.

Mahkeme salonundaki kişilerin kimler?
1- Iraklı ve yabancı gazeteciler
2- Muhammed Azavi Ali, eski Baas partisi yetkilisi
3- Ali Daim Ali, eski Baas partisi yetkilisi
4- Barzan İbrahim el-Tıkriti, Saddam Hüseyin'in üvey kardeşi ve eski istihbarat servisi başkanı
5- Taha Yasin Ramazan, eski Devlet Başkanı Yardımcısı
6- Mizher Abdullah Ravid, eski Baas partisi yetkilisi
7- Abdullah Kadim Ruadi, eski Baas partisi yetkilisi
8- Avad Hamad el-Bandar Devrim Mahkemesi'nin eski baş yargıcı
9- Saddam Hüseyin Devrik Irak lideri
10- Rizgar Muhammed Amin, *Yargıç (istifa etti)
*Yeni yargıç Ahmed Hüdayir

SADDAM İDAM EDİLDİ
Irak'ın idam cezasına çarptırılan devrik lideri Saddam Hüseyin, şafaktan az önce asılarak idam edildi. (30 Aralık 2006)

ABD tarafından desteklenen Irak televizyon kanalı El Hurra, Saddam Hüseyin'in cezasının yerel saatle 06.00'dan (TSİ 05.00) az önce infaz edildiğini duyurdu.

Saddam Hüseyin, 2003 yılı nisan ayında, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerince devrilmiş ve bu yılın kasım ayında, 1982'de kendisine karşı düzenlenen bir suikast girişiminin Duceyl'de 148 Şii köylüyü öldürerek insanlığa karşı suçlu bulunmuştu.

Irak Dışişleri Bakan Yardımcısı Lebid Abbavi, Saddam Hüseyin'in asılarak idam edildiğinin resmen açıklandığını söyledi. Lebid Abbavi, BBC Televizyonu'na yaptığı açıklamada “Saddam Hüseyin asıldı. Bu resmen ilan edildi” diye konuştu.








*Baas: Arapça, diriliş anlamına geliyor. 1940’lı yıllarda Şam’da, savaş altında kurulan bir parti. Amacı, tüm Arapları birleştirmek. Zaten Ortodoks Hıristiyan Mişel Eflak ile Sünni Müslüman Selahattin el-Bitar tarafından kurulmuş. İlk kongresini 1947 yılında yapmış. 1953 yılında Ekrem El Havrani’nin ‘Arap Sosyalist Partisi’ ile birleşerek ‘Arap Sosyalist Baas Partisi’ adını almış. Parti, tüm Arap dünyasını önce özgürlüğe sonra da sosyalizme ulaştırmak hedefini güdüyor.
Başa Dön Başa Dön   Alıntı Alıntı 
Sayfa / 2
12 Sonraki SayfaSon Sayfa