Kayıt: 2006-11-24 (13:31)
Mesaj: 314
Üniversiteyi kazandınız. Siz ilk gün okulu tanıma, arkadaşlar edinme gayreti içerisindeyken, üst sınıfta okuyan büyükler okulla ilgili efsaneleri anlatmaya başlamıştır bile. Kulağınıza gelmesi gecikmez.
Kampüs içerisinde ya da yurt odalarında başlayan muhabbetlerde hemen konular bu efsanelere getirilip,
geçmişten geleceğe köprüler yeniden kurulur. Yıllardır anlatıla gelen hikayeler
eskilerin dilinden 'vay be' sözcükleri arasında yenilere aktarılır. Kimi bir hocasının yaptıklarını, kimisi bir öğrencinin başından geçenleri anlatır. Bu efsanelerin en ünlüsü ODTÜ'de yaşanır.
Hocanın sınavda "risk nedir?" sorusuna boş kağıt vererek, "risk işte budur"diyen öğrenci sınavdan 100 alır.
Ancak bu efsane kulaktan kulağa aktarılırken, üniversiteye ve bölümlere göre değişir.
Örneğin Boğaziçi Üniversitesi Resim dersinde de benzer bir efsane anlatılırı. Öğrencinin biri final sınavında iyi bir not almazsa kalacaktır.
Çok iyi resim de yapamayan öğrenci, o gün sınava da geç kalır. Hoca öğrenciyi sınava alır ve konunun serbest olduğunu söyler.
Zamanı az ve yeteneği de olmayan genç masanın üstüne 'Atam izindeyiz' yazılı kağıdı bırakıp çıkar.
Tabii ki hocanın en yüksek notunu (100) alır.
100 alan bir başka öğrencinin macerası da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde sürmektedir.
Hoca sınavda o günlerde devam eden bir davanın detaylarını verir ve sonucun ne olacağını sorar. Tabii, bütün öğrenciler sayfalarca sonuç çıkarır. Ancak bir öğrenci, kağıdını sınavın ilk dakikasında verir. Cevabı ise tek cümledir: Devam eden dava hakkında yorum yapılamaz. Haliyle 100'ü alan öğrenci olur.
Bu anlatılanlar kadar söz konusu kahramanların sonları da ilginçtir. Sınav kağıdını boş vererek Risk nedir? sorusuna 'İşte risk budur' cevabını verip en yüksek notu alan öğrenci aynı cevabı bir sonraki sınavda da tekrarlayınca hocasından "Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!" karşılığını alır.
Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde yüksek lisans eğitimi gören Sinan Kartal, üniversiteye ilk başladığı yıllar bu ve buna benzer birçok hikaye dinlediklerini belirtiyor.
Aradan geçen zamana rağmen hikayelerin bugün yaşanmış gibi anlatıldığını kaydeden Kartal, kendisine de ilk dinlediği hikayenin ilginç geldiğini anlatıyor.
İstanbul, Ankara ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin paylaşamadığı hikaye Sinan Kartal'a da şöyle anlatılmış:
Sütçü İmam Üniversitesi'nde üç erkek öğrenci sabaha kadar muhabbet edip uyuya kalınca çok önemli bir dersin final sınavını kaçırır. Okula gidip dersin hocasına, "Hocam, sabah üçümüz aynı otobüsle okula geliyorduk. Otobüsün lastiği patladı. Yoldan gelen geçen olmadığı için araba bulamadık. Bundan dolayı sınava yetişemedik." diyerek, özel bir sınav yapmasını talep eder. Profesör, sorun çıkarmaz ve ertesi gün 11'de sınav yapacağını söyler. Sınav günü her bir öğrenciyi ayrı odaya alır ve hepsine aynı soruyu sorar: Arabanın hangi lastiği patlamıştı? Soru öğrencilerin ters köşe olmasını sağlarken, hocanın da zekasını ortaya koymuştur.
Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi Sevgi Düzgün de bu hikayelerden nasibini almış. Düzgün'e de üniversiteye başladığı ilk günlerde matematik derslerine giren hocalar anlatılmış. Anlatılanları Sevgi Düzgün'den dinleyelim: "Söylendiğine göre matematik ve istatistik derslerine giren hocaların derslerinden kalan o kadar çok kişi varmış ki, artık sınavlar şehir stadında yapılıyormuş. O günlerde bu cümleleri duyunca çok korktum. 'Bizim derslere de böyle hocalar girmez' diye dua ettim. Ancak anlatılanların sadece hikayeden ibaret olduğu bir süre sonra anlaşıldı. Çalışan bütün öğrenciler derslerden geçiyor. Ne şehir stadında sınava girenler var ne de yıllardır derslerden kalanlar."
Boş kağıt verip 100 aldı
Bu efsanelerin en meşhuru, "Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) öğretim üyelerinden birinin final sınavında 'Risk nedir?' diye tek bir soru sormasıyla başlar. Bütün öğrenciler cevap kağıdını baştan sona doldururken öğrencinin biri, sınavın ilk 10 saniyesinde boş kağıda "İşte risk budur." yazarak teslim eder. Hiçbir şey yazmadan tek bir cümleyle riski anlatan genç, sınıfın en yüksek notunu alır. Öğrenci 100 alır almasına; ama efsanenin de başlamasına sebep olmuştur. Aradan geçen yıllar, anlatılanlara her öğrencinin de katkıda bulunmasını sağlar.
ALINTI...
Kayıt: 2006-09-12 (12:34)
Mesaj: 2.412
hehe bizim okulda da var boyle efsaneler.. hem de büssürü

Kayıt: 2006-12-25 (08:02)
Mesaj: 412
sene basından beri hıcbı dersıne gırmeyerek bı tek bıle ımza atmadan-attırmadan-hocayıda görmeden 2 ders gecmek efsaneyse ben yaptım))
tabi sınavlar 55 den yukarı cıkamadı..
Kayıt: 2006-04-10 (17:23)
Mesaj: 4.960
yani neymis bos kagıt verip yüz alın
aslında hakaret anlamı tasır bos kagıt vermek hocaya ama türkiye böyle bi yer iste

Kayıt: 2004-08-28 (22:21)
Mesaj: 6.550
BööLe bi eFSane biZde oLdu ew arkadaShım aynı Zamanda Sınıf arkadaShım boSh kagıt iLe CC aLdı.Gerchi biZde o eFSane Soru yoktu ama Yinede aLdı iShte hemde diferansiyeL denkLemLer derSinden(Gerchi o nottan soora chok eFSane chıktı ama neyse buraSı yeri deiL :PpPpPp)
ikimizde BoSh kagıt werdik o CC aLdı ben FF.
Bide uTanmadan benden bakSaydın dio.
SanırSam kagıda onun iSmini yaZmam Lazımdı
Kayıt: 2007-01-25 (20:31)
Mesaj: 39
bizim üni.de çok ünlü bir hocamız vaktinde öğrencilerden birine senden mühendis olmaz demiş çocugun da gücüne gitmiş bi şekilde mezun olup mühendis olmuş hocaya da siz olmaz demiştiniz ama işte oldu demiş iş buldugunda.
bi kaç yıl sonra çalıştıgı fabrikada yaptıgı hatadan dolayı patlama olmuş ve ağır yaralanmış.hoca da hastaneye ziyaretine gittiğinde "ben demedim mi senden mühendis olmaz diye " demiş...
Kayıt: 2005-03-31 (10:56)
Mesaj: 1.932
bizim okuldaki en büyük efsane ajdarın bizim okuldan mezun olmuş olabilme ihtimali..
çünkü bizim okul yani gazü zamanında godtü idi...
e haliyle düşünüyoruz... antebin çekilmezliği,derslerin zorluğu...
bu ihtimali artırıyor...

Kayıt: 2005-11-11 (22:23)
Mesaj: 2.668
ODTÜ efsaneleri
*ODTÜ Matematik Bölümü'nün önünde kitaplarını eline almış, uzun boylu, soluk yüzlü bir kız heykeli vardır. ODTÜ'de anlatılana göre; bu kız gerçekten yaşamış. Normal şartlarda bitirmenin büyük başarı sayıldığı Matematik Bölümü'nü 3 senede kafayı sıyırmadan birincilikle bitirmiş. Ancak mezuniyet törenine gelirken trafik kazası geçirip ölmüş. Bunun üzerine Matematik Bölümü, kızın heykelini "örnek öğrenci" niyetine diktirmiş.
*ODTÜ kampüsünün altı dev tüneller ağıyla çevriliymiş. Neden ve nasıl yapıldığı bilinmeyen bu tüneller, ODTÜ'ye ait olan Eymir Gölü'ne kadar uzanıyormuş (ki bu yaklaşık 20 kilometre oluyor). Öğrenciler tünelleri, 70-80'li yıllarda polis ve jandarmadan saklanmak için kullanıyormuş. Son yıllarda ise ODTÜ'nün çimleriyle yetinmeyen çiftler, bu tünellerde bir takım ihtiyaçlarını (!) karşılıyormuş.
*ODTÜ'de Orada okuyan bir arkadaşım beni kampüste dolaştırırken İnşaat Mühendisliği binasının önünde duran betondan bir kayık göstermişti. Arkadaşımın anlattığına göre kayığı yıllar önce İnşaat Bölümü öğrencileri yapmış ve yüzdüğünü iddia etmişler. Tabi beton kayık suya atılıp denenmediği için bu iddia çürütülememiş.
*Benim duyduğuma göre ise okulun planını ilk önce Rus mimarlar çizmiş. İlk plan ABD'ye doğrultulmuş bir füze biçimindeymiş. Daha sonra ODTÜ planına yeni eklemeler yapılacakken; eklemelerin planını, bu sefer ABD'li mimarlar yapmış. Bu plan, halihazında ODTÜ'nün Rusya'ya doğrultulmuş bir tabanca şeklinde olan planıdır.
*ODTÜ'deki en popüler şakalar çömezin dolabına esrar süsü verilmiş toz veya sol içerikli yasaklı yayınların konulması ve neticesinde sivil polisin odayı basması, ağa şakaları (anlayamadığım bu şaka % 90 tutardı) ve homoseksüel şakalarıdır. Ama gerçekten efsane gibi anlatılan (gerçekten yaşanmış) halk mahkemesi şakasıdır. Yeni gelen bir çömezi sağcı fikirlerinden dolayı yurdun 3. katında kurulan halk mahkemesinde yargılayıp ölüme mahkum ediyorlar. Zavallı çömez inanıyor ve can havliyle kendini 3. kattan aşağı atıyor. Buradan sonra hikaye iki farklı şekilde gelişir: Kimilerine göre çocuğun ayakları kırılır ve şakayı yapanlar DGM'lik olur. Kimilerine göre çocuğa bir şey olmaz ve çok yakındaki Jandarma karakoluna gider. Ama neticesinde şakayı yapanlar bu versiyonda da DGM'lik olmuştur.
*ODTÜ stadyumunun tribün merdivenlerinde boydan boya "Devrim" yazıyor. Okulda anlatılana göre; bu yazı, 80 öncesi kimya mühendisliğinde okuyan çocukların hazırladığı "özel" bir boyayla yazılmış. Yönetim tarafından defalarca üzeri boyanan, silinen, kazınan bu yazı bir türlü silinmiyor. Özellikle yağmur yağınca neredeyse yeni yazılmış kadar net okunuyor. Denilene göre; bu boyanın formülünü sadece bu boyayı hazırlayan öğrenciler biliyormuş.
*Mimarlık anfisinin hizasında değişik açılarla, yataya yakın yerleştirilmiş üç büyük demir bloktan oluşan soyut bir anıt var. Güya bu üç blok öyle açılarla yerleştirilmiş ki; her 10 Kasım günü saat 9'u 10 geçe blokların gölgesi yere "ATA" yazıyormuş.
alıntı
Marmara Üniversitesinde Olan Bir Sınav Felsefe Hocası Girdiği Bir Sınafa Sizi Haftaya Sınav Yapacağım Bu Sınava iyi Hazırlanın Geçmeniz Bu Sınava Bağlı der Sınav günü gelir Çatar Herkez Heycanla Sınavı Bekle Hoca Kagıtları verir Size Tek Bir Soru Soracağım der Soru Şudur
Masanın Önündeki Saldalyeyi Masaya Koyar ve
" Bana Bu Sandalyenin Burada oLmadığını Ispat Edin "Der .
Sınav Süresi 2 Ders Süresine Eşittir ve Öğrenciler Sayfalarca Yazı yazarlar Sınav Biter Hoıca kagıtları Toplar ve Haftaya Sınav Sonuclarını acıklamak üzere Gider . Bir Hafta Beklendikten Sonra Sınav Sonucları Acıklanır 60 Kişilik Olan Bir Sınıfta Tek Bir Kişi Bu Sınavdan Geçer Bütn öğrenciler İtiraz ederler Hocam nasıl olur Bu haksızlık v.s Hoca Sunu Söyler Aranızda Soruya Tek Cevap Veren Arkadasınız var
Cevap ise Hangi Sandalye ?
ve 1 Kişi Hariç Bütün Öğrenciler Felsefe Dersinden kalırlar.
Aynı şekilde hatırlayamadığım bir okulunfelsefe bölümünde hocanın sorduğu soru: Why?(neden?)
öğrenciler sınav süresi zarfınca haldır haldır kağıtları doldururlar, yazarlar çizerler bilmemne. ve sınav ingilizce taabi.
tek bir kişi tam not alır;
kağıdı da gayet boş halbuki: Why Not?(neden olmasın?)