Mesaj Panosu

Sabit Şiir Köşesi
Yeni Konu Aç Cevap Gönder

Sayfa /29Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 2223242526 … Sonraki SayfaSon Sayfa


2008-04-07 (18:43)
melekkız
Bayan
melekkız
ABD, New York
State University of New York
Kayıt: 2007-04-11 (17:04)
Mesaj: 1.153
Bir fotoğrafa

Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tir..”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...

nazım hikmet.....
2008-04-08 (03:10)
şizofren
Bay
şizofren
Türkiye, Çanakkale
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Kayıt: 2006-12-30 (22:22)
Mesaj: 341
Ne Ararsın Tanrı ile Aramda ! ! !



Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararı, içerim
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz


Neyzen Tevfik
2008-04-11 (14:03)
çiçek87
Bayan
çiçek87
Almanya, Essen
Universität Duisburg-Essen
Kayıt: 2007-08-27 (19:29)
Mesaj: 573
Ben yokum

Guzellik bu denli ucuzsa
ve bu denli cirkinse yasamak
nankorse emek
cikarsa her kapinin anahtari
ben yokum

ben yokum
bir gecelik iliskiler kadar degersizse ask
parayla olculuyorsa dostluklar
ihanetler, savaslar, karanliklar uzmuyorsa
ve utandirmiyorsa yoksulluklar
ben yokum

erdem bu denli kucukse
ve bu denli buyukse yalan
hayaller yoksa
umutlar yoksa
cicek acmiyorsa sevda bahceleri
ozlemi anlatmiyorsa karanfil
ben yokum

yasam dediginiz
zamani tuketmek
maviyi kirletmek
yiyip yiyip
yan gelip gegirmekse
dogru dostum ben aykiriyim

varsin sizin olsun
marklar, arabalar, dolarlar
sizin olsun, konfor luks
san, sohret, mevki

bana bir dilim siir
bir nebze sevgi yeter

yeter
bir icten gulus
bir tutam dus
ve gunesin yedirengi
2008-04-11 (22:16)
venomscorpion
Bay
venomscorpion
Türkiye, Amasya
Amasya Üniversitesi
Kayıt: 2008-02-12 (03:21)
Mesaj: 2.106
Çiçek, kimin bu şiir Gözlerini yuvarlıyor
2008-04-12 (22:13)
çiçek87
Bayan
çiçek87
Almanya, Essen
Universität Duisburg-Essen
Kayıt: 2007-08-27 (19:29)
Mesaj: 573
venom bu şiir bana maille geldi ben de beğendim paylaşmak istedim ama kim olduğunu bilmiyorum netten baktım biraz bulamadım da Mr. Green
ama ben yokum başlıklı bi kaç güzel şiir daha buldum onları paylaşıcam şimdi Çok mutlu
2008-04-12 (22:15)
çiçek87
Bayan
çiçek87
Almanya, Essen
Universität Duisburg-Essen
Kayıt: 2007-08-27 (19:29)
Mesaj: 573
Yaşayamadığım çocukluğum
Gençliğimin baharında göz yaşlarımın yalnızlığı
Sen ve sensizlik alevlerinin ardında
Çığlıklarımda kalan son söz
Seni unutmak basit değil
Basit olan hiçbir duygu bana ait değil
Aşk, mutluluğun gölgesi rüyaların sihiri
Yaşamak değil nefes almak benimkisi
Mutluluk gözlerinin rengi
Alevlerde yanan ruhuma su ol yağmur ol
Özümü sev melek ol cennet ol
Ben yokum artık tükendim ben ol benim ol
Günahlar gülümsüyor günahsızca
Gölgen yavaş yavaş gelirken rüyalarıma
İstediğimi ver bana acıt ruhumu acımasızca
Yapraklar düşerken yenilir rüzgara
Fırtına koparken rüzgar ağlar masumca
Göz yaşlarım akar özüme
Aşka can verirken gurursuzca
Gökyüzünde kayboldu yıldızlar
Her yağmurda filizlenir korkular
Çocukluğum ve sen yaşayamadığım duygular
Seni unutmak basit değil
Basit olan hiçbir duygu bana ait değil
Bana ait olmayan her duygu kadar benim ol.
2008-04-13 (03:48)
fisherman06
Bay
fisherman06
Mozambik
Kayıt: 2004-12-21 (14:38)
Mesaj: 4.613
SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM

Gittikçe azalıyor hayat
Neyi erken yaşadıysam
Hep ona geç kalıyorum

Sana göçüyorum her sonbahar
Yolların çıkmıyor aşkıma
Unuttuğun yağmurların adı saklımda
Seni içimden terk ediyorum

Susmaktan yoruldum
Kuşlar ve şarkılar,
bu şehri terk edeli
Efkar demliyorum gözlerimde
yaşlarımı,
yanağıma varmadan öldürüyorum
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM

Ne unutacak kadar nefret ettin
Ne hatırlayacak kadar sevdin
Yıkık bir duvar kadar bile
Pişman değilsin biliyorum
Beni hep bulmamak için aradın
Yanıldığımdın
Yangınımdın
Yangındın

Sensizliğe yenilmek
Sana yenilmekten zor olsada
Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum

Şimdi
İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık
Tamamlayamadık bizi
Elinden tutamadık yanlızlığımın
Saçlarımıda uzaklarına gömdün

İçimin mavisi senin okyanusundandı
Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
Sana bensizliği terkediyorum

"Yarime uzanmayan bütün dallar kırılsın" demiştin
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuaf değil mi?
İçimi acıtanda sendin
Acımı dindirecek olanda.

"Ya öldür beni"dedim
Ya da ğit benden.
İçi bulanık bir sevdanın ucunda
Seni kaybettim.
Aldırmadın aldırmalarıma
Bir gecede yakıp yarini
Şafaklara sattın ihanetini
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
İşte soluk bir ömrün son nefesi
Benden
İçimden
Terkediyorum.

KAHRAMAN TAZEOĞLU
2008-04-13 (04:09)
fisherman06
Bay
fisherman06
Mozambik
Kayıt: 2004-12-21 (14:38)
Mesaj: 4.613
Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin

rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi
kent suskun
ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde
imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
gecenin en serseri yanını alırım günceme

durup durup şiirler yazmak yoluna
yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
her gece yorganımın altında sakladığım
kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana, sen uykudayken


babam her gece ölüyor şimdilerde
annem nihavent bir çığlık oluyor
bana en çok sensizlik koyuyor
sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi
uyanmak için

eski bir aşkını anlatıyorken bana
konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
kaç kez kanıyorum bir bilsen
(ya da hiç bilmesen)

sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
oysa ben senden bir bardak su istedim
akdeniz değil
son yalnızı benimdir bu kentin
istanbul arkamdan gelir
ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
hep kendine mi saklarsın çocukluğunu


ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
kayadan seken kurşun
en serseri yanımız olur kimi zaman
ve ben hep kendimi terk ederim senden
her katilin aşkı
her aşkın katili
bir öncekinin faili
hep ben olurum
hep ben ölürüm


içime uzanan koridorların ortasından
hep gülerdin beni görünce
bense sana hep geç kalırdım
sona kalırdım
sonra kanardım

yağmurlarla inseydin içime
içim senden yanaydı

yüzümdeki işgaller senden karaydı
seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi
sana yazacaklarım sil sil bitmezdi
ve ben
sende hiçbir şeydim
sen bende her şeyken


canım yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
ve sevgisizlik alır bir gün seni benden

işte bu yüzden
sen hep sevil
hep sevil
sevil

Kahraman TAZEOĞLU
hijyenik aşklar (Belki Okumaya Erineceksiniz Ama Okuduğunuzda Beğeneceksiniz) 2008-04-14 (20:06)
_gelecek_
Bay
_gelecek_
Türkiye, Kahramanmaraş
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Kayıt: 2006-03-17 (22:14)
Mesaj: 12
Amacım hep komik şeyler yazmaktı... Hayatı çekilir kılmak için yanıma biraz mizah almıştım... Fazlasını size verecektim... Yolda yersiniz diye... Yaşarken...
En kızdırıcı durumlardan bile kahkaha elde edecektim. Gülecektiniz ben kızdıkça... Derin çelişkilerle eğlenecektiniz.
Manik tarafımı sunacaktım size, depresifliğimden sakınacaktım sizi. Ben Gürbüz Vural’dım çünkü... Tam bir “özel isim” bile sayılmayan... Adımın ilk harfinin büyük yazılması beni özel isim yapmaya yetmiyor çünkü “ismini ilk kez duyduğunuz ama hepinizin tanıdığı” ve sanal hayatlarımıza sunulan bir gölgeydim ben...
Nasıl ve neden bir veda ikliminde yazıyorum bu satırları bilmem... Dedim ya depresif tarafıma denk geldiniz işte...
Neden bugün böyleyim bilmem...
Belki de bir ocak ayının olmadık bir çarşambasında beklenmedik bir güneş çıktı ortaya, ondandır... Hava çok güzeldi ve ortada komik bir şey yoktu.
Hava nasıl güzel ve ben nasıl depresifim...
İyi havalan sevmez şairler.
Yağmur çocuğudur onlar...
İyi havalar iyi gelmez has şairlere... Orhan Veli’nin “mahfını” hatırlayın... Ve bir de şimdiki planlı hijyenik sevda karikatürlerinizi düşünün.
Her şey daha önce yaşanmış... Kullanılmış ilişkilerdeki ikinci el ucuzluğunu aşk zannediyoruz... Hayır o sözler söylendi... Hayır o şarkıya ağlandı daha önce... Hayır o çiçekler birer pahalı klişeden ibaret... Kırmızı gül aşk demekmiş! Yok ya? Bütün aşklar aynı şey demek değil ki! Sarı gül ayrılık anlamına gelirmiş! Hadi oradan! Kim uyduruyor bunları! Hangi çiçek toptancısı isim verebiliyor binlerce şairin milyon yıldır adlandıramadığı şeylere?
Aşkı, ayrılığı, sevdayı şairlerden daha kolay anlatıyor çiçekçiler! Parasını ödeyin yeter... Doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini bir hafta önceden hatırlayın yeter... Yerli yerinde olsun klişeleriniz... Şarabınız ve mumlarınız hazır olsun... Sevmek için iyi bir yürekten çok aksesuarlarınızın tam olması önemlidir...
Ben bu “özel” günleri hep unuttum... Yani mart ayının herhangi bir günü “birlikte olduk’ diye sene-i devriyesini neden kutlayalım ki? İnsan nasıl berbat bir duruma düşer bazen... Eve girersin, ışıklar söndürülmüş, mumlar yanmaktadır... O saniye anlarsın, o gün senin unuttuğun, bir “özel” gündür... Allah’ım neydi bugün? Ayın kaçıydı? Daha da önemlisi hangi aydayız?
Hep küstüler bana hayatım boyunca...
Sevmedim, sevdiysem de önemsemedim zannettiler...
Yanıldılar... Seviyordum, önemsiyordum Önemsemediğim, daha doğrusu anlamadığım klişelerdi. Sevdam fazla sadeydi. Aksesuarlarım eksikti. Hala da eksiktir...
Ve şimdiki sevdalanmalar fast food hızında... Hızın içinde yitirilen güzelim bir yavaşlık... Daha yavaştık eskiden... Demleye demleye konuşuyor, seviyorduk... Hemen sevişmiyorduk... Karpuz yemek için efendi gibi temmuz ayım bekliyorduk.
Yetimdi gecelerimiz. Sigaralara zulüm, kül tablalarına yük... Etimizden alıyorduk etimizin tadını. Seviyorduk. Sevişiyorduk. Bazen sadece sevişmeyi seviyorduk.
Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde keşke yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk.
Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan oradan anlıyorduk.
Bekliyorduk... Kantinde, durakta, evde... Bir sevda enstitüsünün ekstern öğrencileriydik. Devam mecburiyetimiz yoktu.
O zaman çıkan hangi kaset Samatya ’yı anlamlı ve aşklı kılıyorsa onu dinliyorduk. Biliyorduk ki o şarkıyı altı yıl sonra duyduğumuzda bir Samatya sevişmesini yeniden yaşayacaktık...
Parasızdık. Paraya para demiyorduk. Para kendini bir şey zannediyordu ama biz ona ismiyle hitap ediyorduk. Kimde varsa ondan harcıyorduk. Sevda girişimlerimizden para üstü almıyorduk.
Kirliydik. Ter kokuyorduk. Ülke sorunlarını konuşarak sevişmelere yol açıyorduk Ülkemizi ve tenlerimizi seviyorduk.
Çok ağlıyorduk sonra. Adam. gibi, aşık gibi, sarhoş gibi ağlıyorduk...
Tarihi geçmiş gazetelerin üstüne seriyorduk neyimiz varsa... Kitaplarımız, parasızlığımız, sevdalarımız, türkülerimiz...
Sonra söndürdük sigaralarımızı ekonomi sayfasının hiç okumadığımız bir köşesine, ayrıldık... Kaça ayrıldık şimdi hatırlamıyorum ama ayrıldık!
Yürüdü zaman sevdasızlığımızın üstüne.
Unuttuk!
Kuşku, sorumluluk, tedirginlik ve hesapçılıktan oluşan yeni bir arkadaş grubu... Ve bir durumu önceden bilmenin paslı rehaveti... Şimdi elimizde kalanlar bunlar.
Sonunu bildiğimiz sevişmelere başlamıyoruz artık. Koku bizi uzaklaştırıyor. Kokularımız birbirine düşman. Hijyene önem veriyoruz ve çarşaflarımız sakız gibi.
O güzelim lekeler yüreklerimizde kaldı...
güne özel :) 2008-04-23 (11:36)
çiçek87
Bayan
çiçek87
Almanya, Essen
Universität Duisburg-Essen
Kayıt: 2007-08-27 (19:29)
Mesaj: 573
DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler

Nazım Hikmet Ran

Sayfa /29Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 2223242526 … Sonraki SayfaSon Sayfa


Ücretsiz Kayıt Ol