Mesaj Panosu

Sabit Şiir Köşesi
Yeni Konu Aç Cevap Gönder

Sayfa /29Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 23456 … Sonraki SayfaSon Sayfa


2007-09-03 (19:16)
Levent20
Bay
Levent20
Mozambik
Kayıt: 2007-06-19 (22:15)
Mesaj: 937
çok sevdiğim şiirimi tekrardan yazıyorum.....öhöm öhömmm


buralar yıkılıyor nurdan yıkılıyor
hergün peşime şeytan takılıyor
ben islamı seçtim tahminin doğru
yasla hadi başını secdeye doğru


(bir imamın yazdığı şiir)
sanat celik comak oynamak degil gercek sanat allahı aramaktır NFK 2007-09-04 (19:39)
KocaALİ
Bay
KocaALİ
Türkiye, Zonguldak
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi
Kayıt: 2007-09-03 (20:30)
Mesaj: 53
SURDA BİR GEDİK ACTIK MUKADDES Mİ MUKADDES EY KAHPE KOMİNİZM NE YANDAN ESERSEN ES TÜM DAVA KARDESLERİME ARMAGAN OLSUN
2007-09-05 (14:35)
rengimatem
Bayan
rengimatem
Türkiye, Manisa
Celal Bayar Üniversitesi
Kayıt: 2007-08-31 (15:15)
Mesaj: 3
MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pncereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

SEZAİ KARAKOÇ
2007-09-10 (13:20)
polyamorist
Bay
polyamorist
Türkiye, Ankara
Hacettepe Üniversitesi
Kayıt: 2007-09-05 (10:12)
Mesaj: 82
ne zaman seni görsem düşümde
uyanasım gelir ıslak,gece tadında yatağımdan
ne zaman seni görsem karsı kaldırımda
gecenin göğsüne yaslanasım gelir,
beni hiç görmediğin bir anda
2007-09-10 (17:44)
eminent
Bayan
eminent
Türkiye, Eskişehir
Anadolu Üniversitesi
Kayıt: 2007-08-28 (16:26)
Mesaj: 67
YALNIZIN DURUMLARI
1_herşeyi süpürebilirsin
sonbaharı süpüremezsin.
herşeyi süpürebilirsin
sonbaharı süpüremezsin.
yalnızsa,
sürekli bir sonbaharı süpürür hep
düşünemezsin.

2_yanar sobasında yalnızın üşüyen bakışları
lambasında karanlığa dönük bir ışık
titrer sönük sönük.
penceresi dışına kapanmıştır
kapısı içine örtük.

3_yalnız,
bin yıl yaşar
kendini bir anda.

4_yalnızın nesi var nesi yoksa
tümü birdenbiredir.

5_yalnız bir ordudur kendi çölünde
sonsuz savaşlarında
hep yener kendi ordusunu.

6_yalnızın sakladığı bir şey vardır.
boyuna yerini değiştirir
boyuna onu arar
biri bulursa diye.

7_yalnız hem bilgesi
hem delisidir kendi dünyasının.
ayrıca hem efendisi
hem kölesidir kendisin.
tadını çıkaramaz
görecesiz dünyasında hiçbirisinin.

8_yalnız sürekli dinleyendir
söylenmemiş bir sözü.

9_sözünde durması
yalnızın yalancılığıdır kendisine.
hep yüzüne vurur utancı.
o yüzden
gözlerini kaçırır gözlerinden.

10_yalnızın odasında ikinci bir yalnızlıktır ayna.

11_yalnız hep uyanır ikinci uykusuna.

12_yalnız
kendi beninin senidir.

13_bir sözde saklanmış bir yalanı
bin gözde okuduğundan
bakmaz kendi gözlerine bile.

14_her susadığında o kendi çölündedir.

15_kendi öyküsünü ne anlatabilen
ne de dinleyebilen.
kendi türküsünü ne yazabilen
ne de söyleyebilen.

16_bir zamanlar güldüğünü anımsar da
yoğurur hüznün çamurunu avuçlarında.

17_yalnız aranan tek görgü tanığıdır
yargılanmasında kendi davasının
her duruşması ertelenir kavgasının.

18_yalnız hem kaptanı
hem de tek yolcusudur
batmakta olan gemisinin.
onun için ne sonuncu ayrılabilir gemisinden
ne de ilkin.

19_yalnızın adı okunduğunda
okulda ya da yaşamda
kimse 'burda' diyemez
ama 'yok' da.

20_uykunun duvarında başladı
önceleri bir toz gölgesi sanki,
sonra bir yumak yün gibi.
ama şimdi iyice görüyor
örümceğin ağını gün gibi.

21_yalnız duymuş olduğunun sağırı
görmüş olduğunun körüdür.
ölür ölür öldürür.
öldürür öldürür ölür.
duyduklarını unutur
duyacaklarını düşünür.

22_yalnızın adına hiç kimse konuşamaz
o kendi kendisinin sanığıdır.

23_yalnız önceden sezer
sonra olacakları.
paylaşacak biri vardır
anlatır anlatır ona
olanları olmayacakları.

24_her leke kendisiyle çıkar..

ÖZDEMİR ASAF






yalnızlığı anlatmak için başka söze gerek var mı bilmem Üzgün
2007-09-10 (17:49)
eminent
Bayan
eminent
Türkiye, Eskişehir
Anadolu Üniversitesi
Kayıt: 2007-08-28 (16:26)
Mesaj: 67
bu şiir bir arkadaşımın arkadaşı tarafından yazılmış Çok mutlu


ACIKLI BİR FİLM
işim var demişti sevgilim bana
ben yalnız gittim sinemaya.
ışıklar söndü başladı film,
en yakın arkadaşımla içeri girdi sevgilim.

görmediler beni önüme oturdular
bakışırken mezarımı kazdılar.
usulca kalktım,tuttum evin yolunu
sordu annem görünce ağlayan yavrusunu.

dedim:''anne,bilirsin kalbim hassastır,
acıklı filmler beni ağlatır..'' Çok üzgün, ağlıyor

CANDAN MENDİ
2007-09-11 (16:33)
andercivil
Bay
andercivil
Türkiye, İstanbul
İstanbul Teknik Üniversitesi
Kayıt: 2007-09-10 (19:40)
Mesaj: 47
Seni Seviyordum - İclal Aydın

Sana uzak kentlerden birinde
Zamanın bir yerinde
Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

Seni seviyordum ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan
Kulağının arkasına düşüşü ve burnun
Herkesten başkaydı işte
Güldüğün zaman yukarıya bakardın
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı
Ne güzeldiler
Sen bilmiyordun ben seni seviyordum
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi
Herşeyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor
Ve bazen, tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
Cesurduk
Ufuk çizgisi maviydi, günbatımı hep turuncu
Ve kırmızıydı bütün karanfiller

Ben seni seviyordum sen bilmiyordun
Sevinçlerim oluyordun ara sıra
Sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun
Bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları
Derken birgün uzaktan gördüm seni
Saçların bana inat başın herşeye meydan okuyarak
İşte yine aynı
Kalbimi acıttın her zamanki gibi
Değiştik sanıyordum. ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri
Kimbilir
Yada boşver
Bilme en iyisi
2007-09-17 (21:09)
yüzsüz yürek
Bayan
yüzsüz yürek
Türkiye, Konya
Selçuk Üniversitesi
Kayıt: 2007-02-11 (20:13)
Mesaj: 61
Şimdi sen şiir yazıyorsun ya
ben parmaklarımınn ucuna basarak
kaçıyorum usulca...
Ne zaman konuşmalı insan
ya da ne zaman susmalı...
veya ne zaman haykırmalı.

İstanbul İstanbul olalı
kaç sevda gördü gerçekten
geberiyorum aşkından diyen
ne kadar geberdi sahiden

Kaç kucak boşluğa dayanabildi
Kaç yürek gerçek gözyaşı döktü
nerdeyiz biz
Sevdaların ortasında mı
sevdasızlıkların zamansızlıklarında mı

Bitirtmeli miyiz umutları
Terketmelimiyiz yüreklerimizi
Kapanıp kapılar arkasına
görmezden mi gelmeliyiz

Mutluluk bu mu?
Böyle mi yaşamalıyız
Yaşanan "an"...
diye bir türkü tutturmuşuz işte
peki var mı sence
o türküye gönül gözüyle eşlik edip
"an"ı "anlayan...

Önce bozulan neydi?
Ekmekler mi?
Yok be güzelim...
Ekmeği yapan eller
ekmekleri bozanlar!

Şimdi sen şiir yazıyorsun ya...
ben usulca gidiyorum
parmaklarımın ucunda.
2007-09-17 (22:20)
eminent
Bayan
eminent
Türkiye, Eskişehir
Anadolu Üniversitesi
Kayıt: 2007-08-28 (16:26)
Mesaj: 67
seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde
işte seni sevmemek için de öyle.
seni sevmek için ne kadar söz varsa içimde
seni yermek için,sana ermek için
yok işte,yok işte...
bir yalan uyduruyorum ben kendime.
kendime umutsuzluk,sana umut.
yollarıma çaresizlik düşmüş eşkiya.
ben sana zehir zemberek suskunluğum.
ben sana gözlerinden vurulmuşum.
sana açılan kapıların üzerime kapanan sesinde
ben seni değil kendimi,kendimi unutmuşum!
yaraların kanayan damarlarına
uykusuz gecelerimde kör sokaklar sürmüşüm.
ne mutlu bana,
ne mutlu en çok bir yıldız kayıyor biliyor musun?
bir dilek tutuyorum işte
ellerin oluyor tutunuyorum sana.
soluksuz bir sokak lambası altında
şubata müebbet gözlerimi sunuyorum sana
şubata müebbet gözlerimi anlasana,anlasana.
seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde,
işte o kadar yalan uyduruyorum kendime,
okadar yalan kime ne?
kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne?
kendimi sende unutuyorsam kime ne?
sende susuyor,sende konuşuyorsam,
sende uyuyup sende uyanıyorsam,
vuruyorsam talan olan umudun mahzenine kendimi kime ne?
kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşünde?
yalan ya da gerçek.
sen,
sen sakın gecesiz uykularında üşüme!
sakın üşüme!
ben üşüyorsam kime ne,kime ne?..

BEDİRHAN GÖKÇE
2007-09-18 (20:46)
mrtoz35
Bay
mrtoz35
Türkiye, Samsun
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Kayıt: 2007-09-18 (15:00)
Mesaj: 13
TANRI BABA


Tanrı Baba, bir sabah uyanınca,
Biz insanları düşündü nasılsa,
Gitti pencereye: "Kim bilir, dedi;
Belki o gezegen yok oldu gitti.
Ama baktı, uzakta, çok uzakta,
Bir köşecikte fır dönüyor dünya.
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı,
Alsın vallahi bir şey anlıyorsam
Bu dünyalıların tutumlarından.

Ey benim minnacık yaratıklarım,
Ak ve kara, donuk ve yanıklarım,
Dedi Tanrı, en babacan haliyle;
Sizi ben yönetiyormuşum sözde.
Oysa, görüyorsunuz, Allah'a şükür,
Benim de sürüyle bakanlarım var,
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı,
Alsın vallahi, çocuklar, bu bakanları
İkişer üçer atmazsam kapı dışarı.

Boşuna mı kızlar verdim, şarap verdim size?
Güzel güzel yaşayasınız diye.
Nasıl olur da siz benim inadıma
Orduların Tanrısı dersiniz bana?
Ne yüzle adımı alıp dilinize
Top atarsınız birbirinize?
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı;
Alsın vallahi, çocuklar, bir tek
Orduyu kumanda ettiysem bugüne dek.

Şu süslü püslü zibidilerin işi ne
Yaldızlı tahtlar üstünde?
Nedir o kasılmaları, böbürlenmeleri?
Beslediğimiz bu karınca beyleri
Sözden benden kutsal haklar almışlar
Benim inayetimle kral olmuşlar
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı;
Alsın vallahi, benden geldiyse eğer
Sizleri böyle kötü yönetenler.

Hiç bana kızmayın artık, çocuklar;
Temiz yürekli olun, bana yeter.
Sevişin, güle oynaya yaşayın,
Sizi yakar makarım diye korkmayın
Kralına da, yobazına da basın kalayı...
Ama keselim, Allahaısmarladık
Curnalcılar duyarsa yandık
Şeytan canımı alsın, dedi Tanrı
Alsın vallahi, o yüzsüz herifleri
Sokarsam kapımdan içeri.


Pierre Jean de BERANGER

Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu

Sayfa /29Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 23456 … Sonraki SayfaSon Sayfa


Ücretsiz Kayıt Ol