Kayıt: 2008-07-02 (11:56)
Mesaj: 1.794
BABA VE KIZI
Vedalaştı kızıyla,
Kızıyla değil, aslında hayatla.
Bir yanı kırık ama mağrur,
Baktı son kez kızına.
Döktü gözyaşlarını bağrına,
Şimdi gidiyor hastane yoluna.
İçinde binbir umutla,
Kurtuluş yoluna,
Kimbilir belki
Son yolculuğuna...
Kız ağlıyor,
Ağlaması yürek dağlıyor,
"Gitme,kal benimle" dese de,
Geç kalınmaz ecele!
Kayıt: 2008-07-02 (11:56)
Mesaj: 1.794
Düştü ellerim içindeki boşluğa,
Çırpınırken tutunmak için,
Kırılan tırnaklarımdan sızan aşktı…
Sarıp sarmaladığım koca bir karanlık
Gömdükçe başımı yastıklara
Gözlerimden düşen her damlayla
Çiçek açtı çarşaflar…
Kirpiklerimi yoluyorum tek tek
Törpüleyip saklıyorum,
Yumduğumda ağır gelen göz kapaklarımı
Rüyalarına batmasın diye
Gerçek kadar acıtmasın içini diye…
Her nefes alışınla
Saçlarımda ki tüm kırıklar
Sana uzanıyor
Her kapı aralığında
Burnuma saplanan
Rüzgardaki kokun olmalı sonbahar
Tüm hücrelerime işleyen,
Ruhumu titreten.
Manzarasız tüm pencere önlerinde
Nefessiz gözlerinin doğuşunu bekliyorum
Şimdi uyandır beni bahara…
Sınırı çoktan aştı haddim
İçinin tüm katran karalarını
Hakkım sayarak kazıyorum
İçinin boşluklarından.
Benim artık bütün siyahlar
Sarsam da yakışmaz sana
Tezattır gözlerinin mavimsi yeşiline
Ve tezatlık yorar seni
Yorgunluğun sardığında beni
Bir damla su olurum okyanusta
Fark edilmeden dalgalanır
Sana durulurum…
Başla hadi sıra sende sar beni
Yalnızlığıma ilaç içinde h-iç et beni
İçinde iç et beni
Koca şehir yutsun diye
Kaldırımlarında sürüdüğüm ayaklarımın altından
Kesilirse sana gelen yollar;
Hilal, giyotinim olur boynumda en ışıltılı
Ölümün en süslü haliyle gelirim sana…!
Nereye yağsam acı taşar
Şehrin tüm sokaklarından
Kuruyan bedenimle titreyen
Sonbahar yaprağıydım ben;
Kızıl baharlara özenti.
Hiç değişmedi ki mevsimler
Ben seni geçişsiz bir aralıkta kokladım,
Islayıp içime bastım.
Hadi şimdi sıra sende
İstediğin kadar çocukluğuna özenip ağla.
Anaçlığıma emanet korkutan korkusuzluğun.
Başın göğsümde salınırken
Bir ileri bir geri anı sabitledim gözlerimle
Sana odaklı tüm düşüşlerim
Delilik hali bu;
Sigara dumanında ki kıvrımlarda
Yüzünü arayıp dokunmaya çalışmak.
Ve tek bir çığlıkla dışarı çıkıp yalınayak
Sokaklarda gölgeni aramak…!
Sonbahar,
sonbahar olmalı…
sebebi sonbahar…
soyunup tenden ruhunu giyinmek.
üşümüyorum
üşümüyorum…!
1 defa değiştirildi
En Son: 2008-10-03 19:03:07
Kayıt: 2007-09-17 (19:40)
Mesaj: 2.041
Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi
Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün
Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin
Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan
Bir eski büyük şairmiş gibi
Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de
Mezbele ve yaralıymtş eski yaraların yeniden kanamasından.
Hiçbir yerde yok asaletin ibresi
Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen bir doğru
sözünde belki.....
Saçlarının çevriminde ıslak bir beyaz kadının
Yüksek rakımlı göllerin buzul saflığında
Ve kokusunda çiçeklerinin Kanireşin
Elbet şiir olacak şairin tesellisi
Ve en kötüsü bile işe yarayacak aşkiaşmaiarın
Yazana değilse biie okuyana faydalı
Bak aynı başına gelmiş adamın benim başıma gelen
O da üzülmüş aynı benim gibi ....
benimki daha acıklı değil
onunkinden, fiyakalı değil onun acısı benimkinden
Sade güzel olan kelimeler..
sade kelime!er...
kelimeler....
Sen aşka aşıksın müsaitsin gördüğünü abartmaya
Biz olsa olsa bir müddet aşklaştık aşkım aşık olmadık
Bîr elim sana uzanır, öteki berikinin zaten elinde
Bırak yoluma gideyim bildiğimce
Yabancısı olduğum bir şey değil yabancılar
Saktım yerlisi yabancısı aşağı yukarı hepsi benzer erkekler....
Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan
İçinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git
Lazımsa eğer...
işte orada duruyor...
ağzımın bir yerinde...
Almak ister misin dilini sokup aklıma
Sana ait olan herşeyi bir nefeste
Bir göz yumma anında
Bîr soğuk telefon konuşmasında
Geri alabilir misin ?
Seni benden geri alabilir misin?
Kovabilir misin beni senden?
Sevgilim
Yoksa sen
Sevgilim olmayabilir misin?
Kayıt: 2008-03-01 (09:56)
Mesaj: 1
ÖĞRENDİM…
İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim.
Yapabileceğin tek şey sevilebilecek biri olmak.
Gerisi onlara kalmış...
İnsanları ne kadar düşünürsen düşün,
Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim.
Güven elde edebilmek için yılların gerektiğini,
Ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini öğrendim.
Önemli olanın hayatındaki eşyaların değil,
Hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim.
İnsanın ancak 15 dakika çekici olabildiğini,
Ondan sonra alışıldığı öğrendim.
Kendimi karşılaştırmak için başkalarının en iyi yaptıklarını değil,
Kendimin en iyi yaptıklarını kıstas almam gerektiğini öğrendim.
İnsanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim.
Her ne kadar ince kesersen kes,
Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendim.
Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini,
Belki bu son defa son görüşün olabileceğini öğrendim.
Her ne kadar onu çok düşünsen de,
Yine de gidebileceğini öğrendim
Kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun,
Yapanlar olduğunu öğrendim.
İnsanların seni hep hesapsız sevdiğini,
Ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini öğrendim.
Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmamam gerektiğini öğrendim.
Gerçek dostluğun ve gerçek aşkın aramızda uzak mesafeler olsa bile büyüdüğünü öğrendim.
Birisinin seni istediğin gibi sevmemesi,
Onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim.
Bir arkadaşın ne kadar iyi olursa olsun seni üzeceğini
Ve senin yine de onu affetmen gerektiğini öğrendim.
Bazen başkaları tarafından affedilmenin yetmediğini öğrendim.
Kendini de affetmeyi öğrenmelisin.
Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,
Dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim.
Geçmişimiz ve durumumuzun olduğumuz kişiliği etkilediğini,
Ama olmamız gerekene karşı sorumlu olduğumuzu öğrendim.
İki kişinin tartışmasının,
birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini öğrendim.
Ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anlamına gelmediğini.
Bazen kişiliğini eylemlerinin önüne koyman gerektiğini öğrendim.
İki kişinin tamamen aynı olan bir şeye baktıklarında bile
Farklı şeyler görebildiklerini öğrendim..
Kayıt: 2008-07-25 (16:10)
Mesaj: 453
melekkız demiş ki:
cemal süreya
BİR ÜLKÜCÜ SEVDİM
Yıllar önceydi
Puslu bir Eylül sabahı
Kampus kantininde tanışmıştık onunla
Daha dün gibi gözleri kömür karası
Sözleri gönül yarasıydı
Vurulmuştum
Koç gibi delikanlı derler yaİşte tam öyleydi
Özü sözü birMertti,sertti,erkekti
Aşık olmuştum
Platonikte olsa O benim aşkımdı seviyordum
Göz göze gelince Boğazıma bir şeyler düğümlenir
Kekeler konuşamazdın
Ağzım kururdu titrerdim
O ise öylece bakar susardı
Aynı okuldaydık
Benimle ilgilendiğini hissederdim
Konuşmazdı
Yan yana gelirsek
Lafı ben açar beklerdim
O havadan sudan konuşur
Araya laf karıştırır
Çeker giderdi
Bazen günlerce gözükmezdi
ÖZLERDİM
Beni sevdiğini söylemesi için
Her numarayı yapardım YEMEZDİ...
Çay içelim derdim gelmezdi
Telefonumu verirdim ARAMAZDI...
Kitabının notlarını alırdım
Verene kadar istemezdi
Eline dokunurdum
Çaktırmadan çekerdi
Yalnızca kantinde yakalardım onu
Gider otururdum yanına
Çay alma bahanesiyle kalkardı
Dönünce tam karşıma otururdu
Göz göze gelirdik hissederdim
Beni sevdiğini gözleri söylerdi
O söylemezdi
Sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak
Çayını yarım bırakır
Sigarasını söndürür
Kalkar giderdi çıldırırdım iki bin içerdi
O hep gitti
Ben hep bekledim
Böyle geçti tam üç sene
Okul bitmek üzereydi ve
Benim doğum günümdü
Onu da çağırmıştım
Her zaman ki gibi gelmez diyordum
Ama geldi ilk defa geldi
Sevinçten uçuyordum
Kapıda onu görünce
Her şeyi göze aldım
El alemim içinde
Boynuna sarılıp
Bağıra çağıra
Seni seviyorum lan dedim
Seni seviyorum
Rahatlamıştım
Arkadaşlar aptallaştılar
Ben utançtan kıpkırmızı
O elindeki bir tek kırmızı gülü
Uzattı bana
Lanet olsun dedi lanet olsun
Bende seni seviyorum
Göz gözeydik ağlıyordu
Acı bir gülümseme vardı yüzünde
İçeri bile girmedi
Kapıdan dönüp gitti
İçimde fırtınalar koptu o gidince
Yüreğim acıyordu
Seviyordum
Seviliyordum
Ağlıyordum gitmişti
Aylar sonra gazetede gördüm resmini
Okulunu bitirmiş
Öğretmen olmuştu
Güpegündüz
Yol ortasında
Öğrencilerinin gözü önünde
Vurmuşlar onu
ÜLKÜCÜYMÜŞ !
harikaa.

paylaştığınn içinnn teşekkurlerr
1 defa değiştirildi
En Son: 2008-10-21 16:27:11
Kayıt: 2007-09-17 (19:40)
Mesaj: 2.041
Anne Ben Ölüyorum
Anne ben ölüyorum..
Gözlerim kanıyor ikide bir,
Türk filmlerinin, Yarı absürt senaryolarında,
hüzünleniyorum,
Şizofreni diyorlar algınlığıma,
Anne ben ölüyorum..
Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor,
Anne ben erken ölüyorum..
Yüreğim yine benimle,
Ama ben yaralıyım,
Ve artık ata binemiyorum,
Aramızda dağlar var,
Kokun geliyor uzaklarda, Hissediyorum,
Ellerin cennet kokuyor anne,
Kucağın cennet kokuyor,
Beni kucağına alsana,
Sarsana beni koklasana,
Anne ben ölüyorum ağlamasana..
Sevdiğim kıza söyle,
Şarkımızı unutmasın,
'Heryerde sen herşeyde sen,
Bilmemki nasıl söylesem, '
Diye biten şarkımızı,
Nefes almak yaşamakmıdır anne?
Acı çekiyorum nefes alamam değil mi?
O halde ölüm acısız, Daha mı güzeldir ölüm?
Keşke diyorum, Hiç gitmeseydim istanbul'a,
Keşke diyorum, Hiç gitmeseydim,
Yolumu kesmeselerdi dar sokaklarda,
Kavgalara girmeseydim,
Seni bu kadar üzmeseydim,
Keşke diyorum ah keşke,
Düşün ki savrulmuşum,
Ateş iken kül olmuşum,
Alın yazım almış beni avuçlarına,
Uzaklarda bir yerlerde,
Bir şehir olmuşum,
Üşüyen, yanan, eriyen bir şehir,
Kül olmuş gitmişim anne,
Ve bir avuç toz olup,
Düşmüşüm ayak izine,
Ve şimdi yanıyorum,
Elini tutmadan ölüyorum,
Ona yanıyorum,
Saçlarım ağarmadan ölüyorum,
Ona yanıyorum,
Anne ben ölüyorum..
Gözlerim doluyor, gözlerim kanıyor,
Anne ben ölüyorum..
Kokun geliyor uzaklardan, hissediyorum,
Ellerin cennet kokuyor anne,
Kucağın cennet kokuyor anne,
Beni kucağına alsana,
Sarsana beni, koklasana,
Anne ben ölüyorum ağlamasana........
1 defa değiştirildi
En Son: 2008-10-26 21:20:56
Kayıt: 2008-03-19 (17:40)
Mesaj: 1
Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar,
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar ...
Kayıt: 2006-04-18 (18:26)
Mesaj: 984
Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!
Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.
Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!
Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü,
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
Bana kalacaksın yine son günü.
Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye,
Toprağında bir taş olur, beklerim...
Kayıt: 2008-11-05 (13:53)
Mesaj: 1
KUşLarın cıvıLtıLarı Geliyordu Odamın açık Penceresinden,Saat saBahın Beşinde.
O zaman anLamıştım Birgünün Daha geÇtiini Sensiz Uykusuz GözLerimde..
GündüzLerin Pek Bir anLamı Yoktu artık Benim için..
Güneş Doğmasın istiyordum Hep..
Çünki O güneşli SabahLarda Sen Yoktun, Aşkım Yoktu..
Beni Bu hayata Bağlayan Hiçbir Neden yoktu..
Benim içinde artık sensiz sabahLarın Bir anLamı yoktu.
sEVMiyorum artık Sabah kalkMasını !
Geceleri seviyorum artık çünki sen Gecelerimdesin..
içtiim Bir tek sigarada.. şiir yazdığım Kalemde kağıtta..
Odamı aydınLatan Kırmızı Gece Lambasındasın..
Uykusuz Gözlerimden aKan yaŞlardasın artık...
Hiç yüreğin sızLamadımı Beni bırakıp GiderKen..?
ArKana biLe dönüp BakMadın Hain ben acıLar çekerken.
YALAN oldugunu anLamıştım artık AŞKININ
o SAHTE gözlerinden...
aMa Ben seviyordum seni Ve haLa çok seviyorum..
Yüreğimin eN derinlerinden...
Saat sabahın beşi,
Uykusuz gözLerimden akan yaŞlar içtiğim sigaranın dumanıyLa Karışıyordu..
Sen yoKken birTanem Bu zavaLLı yüreğim sensizLie aLışıyordu..
Bedenim aŞkınLa eriyip gidiyordu..
Yokluğunda BirTanem...
BirgüL,birgül DaHa soldu !!!
CooLLsTyLe
Kayıt: 2007-09-17 (19:40)
Mesaj: 2.041
şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...
şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!
şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...
şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...
kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun