Sabit Şiir Köşesi
Yeni Konu Aç Cevap Gönder
Sayfa / 42
Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 3839404142 Sonraki SayfaSon Sayfa

2009-06-10 (20:16)
Mona Rossa (lavinya54)
Mona Rossa (lavinya54)
Kayıt: 2008-10-02 (16:36)
Mesaj: 15
cnkzm demiş ki:
"...
her yere yetişilir
hiç bir şeye geç kalınmaz
çocuğum beni bağışla
ahmet abi sen de bagışla...

boynu bükük duruyorsam eğer
içimden böyle geldiği için değil
ama hiç değil
ah güzel ahmet abim benim
insan yaşadığı yere benzer
o yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
suyunda yüzen balığa
topragını iten çiceğe
dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
konya'nın beyaz
antebin kırmızı düzlüğüne benzer
göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
evlerine, sokaklarina, kosebaslarina
öylesine benzer ki
ve avlularina

(bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

ve sözlerine

(yani bir cep aynası alım-satımına belki)

ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
sorarken sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
minibüslerine, gecekondularına
hasretine, yalanına benzer

anısı işsizliktir
acısı bilincidir
bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
gülemiyorsun ya, gülmek
bir halk gülüyorsa gülmektir

ne kadar benziyoruz türkiye'ye ahmet abi...
bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
dirseğin iskemleye dayalı

-- bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --

cigara paketinde yazılar resimler
resimler: cezaevleri
resimler: özlem
resimler: eskiden beri

ve bir kaşın yukarı kalkık
sevmen acele
dostluğun cabuk
bakıyorum da şimdi
o kadeh bir küfür gibi duruyor elinde...

ve zaman dediğimiz nedir ki ahmet abi
biz eskiden seninle
istasyonları dolaşırdık bir bir
o zamanlar malatya kokardı istasyonlar
nazilli kokardı

ve yağmurdan ıslandıkça edirne postası
kil gibi ince istanbul yağmurunun altında
esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

kadının ütülü patiskalardan bir teni
upuzun boynu
kirpikleri
ve sana ahmet abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
sofranı kurardı
elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
cocuklar doğururdu

ve o çocukların dünyayı düzeletecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
o çocuklar büyüyecek
o çocuklar büyüyecek
o çocuklar...

bilmezlikten gelme ahmet abi
umudu dürt
umutsuzlugu yatıştır
diyeceğim şu ki
yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
çocuklar, kadınlar, erkekler
trenler tıklım tıklım
trenler cepheye giden trenler gibi
işçiler
almanya yolcusu işçiler
kadınlar
kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
ellerinde bavullar, fileler
kolonyalar, su şiseleri, paketler
onlar ki, hepsi
bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli degil
bir caz müziği gibi gelip geciyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar...

ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

mendilimde kan sesleri...

sahi ahmet abi bir mendil neden kanar
bu şiir kimin yaşamdan dakikalarda duymuş çok beğenmiştim
BEYAZ GÜVERCİN 2009-07-02 (15:25)
Ebru Demir (34ebru18)
Ebru Demir (34ebru18)
Kayıt: 2008-06-17 (23:30)
Mesaj: 15
Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omuzuma bir beyaz güvercin kondu

Aldım elime, usul usul okşadım
Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım

Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı
Açsam ellerimi birden uçacaktı

Eğildim kulağına; dur, gitme dedim
Hâreli gözlerinden öpmek istedim

Duydum; avuçlarımda sıcaklığını
Duydum; benden yıllarca uzaklığını

Çırpınan kalbini dinledim bir süre
Ve uçmak istedim onunla göklere

Ak güvercinin iri gözleri vardı
Güzelliğinden fışkıran bir pınardı

Soğuk sularından içtim, serinledim
Çağlayan bir nehrin sesini dinledim

Belki buydu sevmek hayat belki buydu
Işıl ışıldım, gözlerim dopdoluydu

Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan
Bir nağme yükseldi, güzelden beyazdan

Uzattı sevgiyle pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın mânâsını

Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış
Seninle bir çift güvercin olmak varmış


ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
HERŞEY SENDE GİZLİ 2009-07-02 (15:27)
Ebru Demir (34ebru18)
Ebru Demir (34ebru18)
Kayıt: 2008-06-17 (23:30)
Mesaj: 15
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

CAN YÜCEL
yangın yer yer devam ediyordu 2009-07-12 (22:20)
Dilek Korkmaz (pirayepira)
Dilek Korkmaz (pirayepira)
Kayıt: 2009-07-12 (22:00)
Mesaj: 1
birak sevgilim yol senden geçsin
önce davranan, sevgilim, bu kez bagisla
kalanlari, biz gidenleri kutlamak için
alkis ariyoruz kimin elinde kaldiysa

birak sevgilim bu yangini sen bagislama
bunca iz, isaret bagisladin dünyaya
Dikkat!; Çocuklar biraktin, biz geçtik
biz geçip gitmek için birakilanlar
kimsem çok, gidenim yok demek içindik
sevinmek içindik; göç gidiyordu iste,
sir kaliyordu, kurtulan kurtulana gibiydik
birbirimize katiliyorduk ama: -yangin bizden
kurtuldu diyenimiz de yoktu, atesin tersine
dönmesinden korkan en duyarlimiz bile:
-yangindan ben kurtuldum, ruhum kül oldu
çaprazinda tutusmustu: -hangi yangini seçsem
iki atesin arasindayim, ruh ve ten
yangin yer yer devam ediyordu...

birak sevgilim Simdi yangin Sehirdir
sana biraktigim sessizlikten birkaç kelime
kalmistir hala yangindan konusmak için,
simdi erdem herkesle sir olmakta degil,
hangi kisa rastlasan konuk olmakta
kuslar gördüm ne kusu ne kis konugu
kuslar gördüm bir dali bir dal için kiriyorlardi
öyle üsüdüm ki kafesimde onlardan çok...

simdi kus atese düsmemis olmaz
ates beslemeli agzinda, kanat düsürmeli
yangina, altin tüy dökülmeli, kus olusmali,
bu kus olabilir misin, sir böyle tasinir
sevgilim, sir arayan sende atesiyle tanisir


birak sevgilim yol senden geçsin
kayikta göl var, kusta gökyüzü
ama kimse beklemiyor kimseyi
hem gidince ne olacak bir Seyi

vardin, oldun, kayboldun
simdi ortasindasin
ne kayik göle dahildir artik
ne kus gökyüzünde seferi
yanginin içi Sehir
yol senin içindedir

ya yol senden geçmeli, ya yol senden geçmeli
sen dönmelisin geri, sen dönmelisin geri...

Haydar Ergülen
2009-08-24 (02:10)
Taha Taşçı (tahamm)
Taha Taşçı (tahamm)
Kayıt: 2009-05-01 (20:41)
Mesaj: 23
Gün Gelecek

Birgün Gelecek;
Camlar Buğulanacak...
Günler Aceleci Yolcular Gibi Kalkacak,
Takvim Yapraklarından...
Sonbahar Yaprakları Yağmur Taneleri Gibi Düşecek,
Bedenime...
Ve Kıs Kefen Gibi Örtülecek Üzerime...
Belki Dua Edenim Bile Olmayacak,
Bir İmamdan Baska;
Musallatın Önünde...!


taha taşçı

kötü günümde yazıldı
2009-09-09 (19:06)
Ozan Önder (Ozan Önder)
Ozan Önder (Ozan Önder)
Kayıt: 2009-09-08 (12:40)
Mesaj: 13
Kadınım

Hoş Geldin Kadınım
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş legenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

Nazım HİKMET RAN
2009-10-12 (23:26)
Cnkzm Turkaz (cnkzm)
Cnkzm Turkaz (cnkzm)
Kayıt: 2007-09-17 (19:40)
Mesaj: 3.351
hangi gün karar verdin,
küt diye çekip gitmeye?
hangi lafım dokundu sana,
böyle inceden inceye?

hangi otobüs söyle,
hangi uçak, hangi tren;
seni benden götüren,
bbeni bir kuş gibi öttüren?

hangi kırılası eller dolanır şimdi,
kırılası belinde?
hangi rüzgar şarkı söyler,
o ay tanrıçası teninde?

hangi çirkin gerçek uğruna,
tükettin güzel ütopyamızı?
hangi boşboğazlara deşifre ettin,
en mahrem sırlarımızı?

hangi cama kafa atsam;
hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
hangi meyhanede dellenip,
hangi masaları dağıtsam?

ben de bu sersem başımı,
karakolun duvarına vursam!
kendimi caddeye atıp,
arabaların altına savursam!.

hangi tercih beni,
en hızlı şekilde öldürür?
hangi şekil öldürmez de
ömür boyu süründürür?

kayıp ilanı mı versem,
şehir şehir dolanmak yerine?
ödül mü koysam, ölü veya diri,
seni bulup getirene?

hangi ayrılık var ki,
böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
hangi cam kesiği var ki
böyle musluk gibi, içime damlasın?

hiç sanmam, hasta kalbim,
bunu bir süre daha kaldıramaz..
feriştah olsa, böyle
eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..

hangi mübarek dua,
hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
hangi aptal mazeret ikna eder,
ateşimi söndürmeye?

olur mu be, olur mu?
bu da benim gibi adama yapılır mı?
aşk dediğin mendil mi;
buruşturup bir kenara atılır mı?

vefa bu kadar basit mi?
alınır mı, satılır mı?

hangi hırsız çaldı
seni yırtık cebimden?
hangi pense kopardı,
bizi birbirimizden?

hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
hangi çöpçü süpürdü,
yerden bütün izini?

hangi yaldızlı otel,
çarşaf serip barındırdı?
hangi süslü manzara,
seni kolayca kandırdı?

hangi şarlatan imaj,
böyle çabuk ilgini çekti?
hangi pembe vaatler,
o saf kalbini cezbetti?

dağ gibi adamı eze-eze,
hangi anası tipli parlak çömeze
hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

hangi yamyamlara yedirdin,
o masum rüyamızı?
hangi mahluklar çiğnedi,
el değmemiş sevdamızı?

hangi bıçak keser şimdi,
benim biriken hıncımı?
hangi mermi dağıtır,
insanlara olan inancımı?

hangi bekçi,
hangi polis artık zapteder beni?
ve hangi su bağışlatır,
hangi musalla temizler seni?



hangi sevgili var ki
senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
ve hangi sevgili var ki
benim kadar çaresiz?

hangi ayrılık var ki
böyle kanasın ve böyle acısın?


Bu nasıl ayrılık...

Yusuf Hayaloğlu
Yusuf Hayaloğlu
Gülce ( Ömer Lütfi METE) 2009-10-25 (10:37)
Sevki Torun (schewa07)
Sevki Torun (schewa07)
Kayıt: 2007-09-18 (14:54)
Mesaj: 1
Uçurumun kenarındayım hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar Adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda

Uçurumun kenarındayım hızır
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni ha itecek

Uçurumun kenarındayım hızır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir ret, bir davet
Gülce uzak uzak dolanır
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce semavi bir afet

Uçurumun kenarındayım hızır
Gülce bir beyaz sihir
Canıma bedel bir haz
Nur
Nar ve nurdan bir zehir
Gülce araf'ta infaz
Bir tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem tanır
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetül arz'dan
Deccal'dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum gülce'den
Ödüm patlıyor gülce'ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

Uçurumun kenarındayım hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar Adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda


Ömer Lütfi METE
EĞER can yücel den 2009-10-28 (02:48)
Abdullah Kozan (looserx2)
Abdullah Kozan (looserx2)
Kayıt: 2009-10-26 (22:17)
Mesaj: 9
EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
HERŞEY SENDE GİZLİ CAN YÜCEL DEN... 2009-10-28 (02:54)
Abdullah Kozan (looserx2)
Abdullah Kozan (looserx2)
Kayıt: 2009-10-26 (22:17)
Mesaj: 9
HERŞEY SENDE GİZLİ

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Sayfa / 42
Birinci SayfaÖnceki Sayfa … 3839404142 Sonraki SayfaSon Sayfa