ve işte 460 fıkranın en güzelleri
Gözlem
Çocuklar öğle yemeği için Katolik ilkokulunun kafeteryasında sıraya girmişlerdi. Masanın başında büyük bir elma yığını vardı. Rahibe bir not yazıp, elma tepsisinin üzerine asmıştı:
"Sadece bir tane alın. Tanrı izliyor"
Sırada biraz daha ilerleyince, masanın diğer ucunda büyük bir çikolatalı çörek yığını vardı. Bir çocuk not yazmıştı.
"İstediğiniz kadar alın. Tanrı elmaları gözlüyor"
Akıllı Berber
İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet ediyormuş. Berber, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal çocuğu görünce, iş adamının kulağına eğilerek:
- Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak, dikkat et şimdi.
Dedikten sonra, çocuğa seslenmiş:
- Ali, buraya gel...
Çocuk sakince dükkana girmiş ve berberi selamlamış. Bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot ile çocuğa sormuş:
- Hangisini istiyorsan alabilirsin?
Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakıp, beş yüz binlik banknotu hızlıca çektikten sonra yüzünde büyük bir mutluluk ile selam verip, berberden çıkmış. Berber işadamına dönmüş:
- Gördün mü? Sana söylemiştim.
Tıraş bitince işadamı sokağa çıkmış ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görmüş. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sormuş. Çocuk yavaşça başını kaldırmış:
- Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!
Kayıp Arama
İki adam mağazada karılarını kaybetmiş hararetle aranıyorlarmış. Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader demeye kalmamış, birisi:
- Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum, demiş. Diğeri :
- Asıl sen kusura bakma, ben de karımı arıyorum, demiş.
Daha sonra madem ikimiz de karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak birbirimize haber veririz demişler. Bir tanesi başlamış karısını tarif etmeye:
- Benim karım, sarışın, mavi gözlü, 21 yaşında, 1. 75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor, demiş. Sonra da, peki senin karın nasıl biri ? diye sormuş. Diğer adam biraz düşündükten sonra :
- Boş ver benimkini, seninkini arayalım...
Pilav
Lokantada, müşterilerden biri garsona seslenmiş:
- Bakar mısın evladım, bana bir pilav, üstüne de biraz et.
Az ötede masada Borazan Tevfik oturuyormuş. Yemeğinden başını kaldırıp o da garsona dönmüş :
- Bana da bir pilav. Ama sakın üstüne etme!
Zenci
Amerika'da bir fuar açılmıştı. Fuarda zencileri beyaza dönüştüren bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. İki zenci fuarı gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına dönüp :
-Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaşı ise :
-Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi. Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çıktı. Dışarıda kalan zenci duruma çok sevinmiş olarak arkadaşının yanına gidip :
-Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım.
-Hadi oradan pis zenci!
Ne Şehittir Ne Gazi
Yaşlı bir adam torunlarını yanına almış askerlik anılarını anlatıyormuş :
- Bir gün bizim taburu düşman esir aldı ve bize 'Ya hepinizi öldüreceğiz ya da tecavüz edeceğiz' dediler. Torunlardan biri :
- Eee dede, sonra ne oldu ? Yaşlı adam :
- Hepimizi öldürdüler!!!
Fadime Çıplak
Temel bir gün eve gelmiş, Fadime çırılçıplak.
- Uy fadime nedir bu halin, niye çıplaksun ? diye sormuş. Fadime de:
- Temelciğum, sen bana elbise alıyor musun ki, demiş.
Temel açmış dolabı, saymaya başlamış:
- Bak fadime, al fistan, mor fistan, merhaba Osman, sarı fistan.
Leonardo
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. Tamda Turkiye'ye tatile gidecegi gun. Aksilik bu ya... Uçagı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!.. Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotografını, kendi fotografını yapıştırmış.. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk Hava Limanında görevli gümrük memurunun karşısına geçmiş.. Kim olabilir memur.. Tabi ki Temel... Almış pasaportu eline Temel,adamın ismine bakmış "Leonardo di Caprio", fotografa bakmış, bir zenci. Adama bakmış aynı zenci... Bir kaç şaşkın bakıştan sonra Temel öbür masaya seslenmiş,
"-Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?
Serçe Kazası
Serçenin bir tanesi bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş. Bir anda farketmiş ki, bir yolun üstünde uçuyor ve karşıdan da motorsikletli bir adam geliyor. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar ama nafile...
Serçe "çotaaank" diye kaska çarpıp düşmüş. Şimdi, motorcu arkadaşımız, Allahı var sıkı bir hayvansever. Doğal olarak hemen atlamış motordan; koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyo.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. Baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş. Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış. Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış. Daha tam seçemiyor ortalığı. Hafif bulanıklık var yani. Bir bakmış parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde...
Birden dank etmiş vaziyet:
- Hasss****, motorcuyu öldürmüşüz beaaa !!!!!!