CIMIN EN SIRIN VE EN GUZEL GUZEL ILCESI MEMLEKETIMIN
Yeni Konu Aç Cevap Gönder
CIMIN EN SIRIN VE EN GUZEL GUZEL ILCESI MEMLEKETIMIN 2007-08-05 (02:11)
Ciminli (ciminli2435)
Ciminli (ciminli2435)
Kayıt: 2007-08-05 (01:59)
Mesaj: 3
Türkiyenin ilk tescilli üzümü

TARİHİ:

Tzumina-Cimin ve Üzümlü… Asırları bu isim altında yaşamış bir ilçemiz. Erzincan’ın kuzeyindeki dağ zinciri eteğinde, tarihi Altıntepe’nin yakınında oluşu, onun bir çok kültür ve medeniyeti yaşadığına delildir.

Din açısından, paganist devreyi Urartu’dan İran dönemine kadar yaşadı. Takiben ateşgede rahiplerinin kontrolüne girdi. Persler Anahid gibi kültür bölgesindeki gibi Üzümlü’de de tapınma aracı yaptılar. Roma’nın gelişi ile bu defa Latin panteonu hakim olmuştur.

Hırıstiyanlık, çok sonraları, Aziz Grigor (Aydınlatıcı) vasıtası ile yayıldı. Kısa zamanda bir çok vank denilen tapınaklar, hem Üzümlü’de hemde Erzincan’da göz çarpmıştır. Doğuda Theodisiopolis (Erzurum), Tzumina da Aedifis’de görüldüğü gibi, Doğu Roma’nın büyük imparatoru Justinianus adıyla göze çarpmıştır.

Sasani istilalarının yerini VII. yy ortalarında İslam gazaları aldı. Peygamber Hz. Muhammed’in sahabesi veya halifelerin emirleri, Kemah, Erzincan ve Erzurum gazalarında Üzümlü’yü de İslam Devleti topraklarına kattılar. Böylece ilk defa Allah, Hz. Muhammed ve dolayısıyla ezan sesleri Üzümlü sosyal hayatında gördü.

Malazgirt Zaferi ile Üzümlü’nün de kaderi değişti. Alp Arslan ve Melikşah’ın emirlerinden olan Mengücük Gazi, İlk Türk hakimi olarak Üzümlü’de saygı ve itibar görmüştür. Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar, Türkmen asıllı beylikler ve nihayet Koyunlular’dan sonra Kara ve Ak Koyunlular da Üzümlü’ye Türkleşme sürecini kazandırdılar. Yıldırım ve Tümerlenk gibi Fatihler ve Üzümlülüler’in yabancısı değildiler. Şah İsmail fırtınasına, Yavuz Sultan Selim 1514’te son verdi. Kanuni Sultan Süleyman gibi Cihan Padişahı İran seferi için Üzümlü’nün Cibice geçidinden geçti.

Üzümlü, Erzincan gibi sürekli depremlerin tehdidinde kaldı. Eski kalıntılarını toprağa gömdü. Bir çok insanı da zarara uğradı.

Osmanlı-Rus harplerinin sonuncusu sayılan I. Dünya harbinde yenik düşülmesi üzerine Ruslar, 1916’da ilk işgal acısını yaşattılar. I. Kafkas Kolordusu’nun fedakar askerlerince 1918’de kara günlere son verildi. Mütareke… kongreler… Büyük kurtarıcı M.Kemal ile, hem Hey’et-i Temsiliye Reisi, hem de 1924’te Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa olarak tanıştı. Onu topraklarında gördü. 1923’te Cumhuriyet İdaresi. Vilayet Merkezi Erzincan idi.

1924 yılına kadar köy statüsünde yerleşim birimi olarak süregelen Üzümlü bu yıl Nahiye statüsünü kazanmıştır. Ve yine Üzümlü Belediyesi 14 Nisan 1930 tarih ve 1580 sayılı Belediyeler Kanununun 2. maddesi gereği “Nüfusu 2000 den fazla mahallerde belediye teşkilatı mecburidir.” Hükmüne göre 1930 yılında kurulmuştur.

M.Kemal Atatürk sürekli olarak, demiryolu politikası üzerinde durdu. Nihayet 1938’de modern ulaşım aracı tren-demiryolu Üzümlü güneyinden geçirildi. Aşılmaz Karasu, betonarme ve demir köprülerle aşıldı.

19.06.1987 gün ve 3392 Sayılı Kanunla İlçe yapılan Üzümlü’de 16.09.1988 tarihinde fiilen Kaymakamlık kurularak faaliyete geçmiştir.

Üzümlü, Tzumina ve Cimin isimlerini taşımıştı. İlçe oluşu ile, Kara Üzümü ile sıfatlandırıldı ve “Üzümlü” adını aldı. Ve böylece 2000’li yıllara doğru adım atılmak üzeredir.

Tarımın, ticaretin, kültürün ve eğitimin gelişme göstermekte olduğu Üzümlü’yü artık parlak bir gelecek beklemektedir.
ÜZÜMLÜ'DE ARKEOLOJİK BİR MERKEZ: ALTINTEPE 2007-08-05 (02:13)
Ciminli (ciminli2435)
Ciminli (ciminli2435)
Kayıt: 2007-08-05 (01:59)
Mesaj: 3
ÜZÜMLÜ'DE ARKEOLOJİK BİR MERKEZ: ALTINTEPE
Erzincan ve Üzümlü'de Altın Tepe'yi bilmeyen yoktur. Şehir ile Üzümlü arasında, eski ve yeni yol arasında, tepeler grubu hemen hemen dikkat çekmektedir. Bunlardan biri Altıntepe'dir. Fırat/Karasu'ya, güneyde Munzur Dağları'na ve kuzeyde Esence ile Cibice Dağlarına hakim noktadadır. Erzincan Ovasındaki önemli arkeolojik istasyonlar arasında seçkinliğini bugün dahi korumaktadır. M.Ö. VII. yy'ın hatırasını taşıyan Altıntepe, demiryolu inşâatı esnasında, 1938'de, bulunan bazı eşyalardan dolayı ilgiyi üzerine çekti. Ankara Arkeoloji Müzesinde sergilenen bazı eserlerin Altıntepe'ye ait olması, arkeologların ilgisini buraya çekti. Erzincan'a 20 km. uzaklıkta, Üzümlü civarındaki tepede ilmî kazılar, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Tahsin Özgüç başkanlığındaki bir ekip tarafından başlatıldı. 1959'u takip eden zamanda, Altıntepe, doğudaki önemli Urartu merkezi olarak bilim âlemince kabul edildi. Şemsî Güner ve diğerlerinin fotoğraf çalışmaları, kazılar sonrasında, yayınlarda yer aldı. Seyredenleri âdeta büyüledi. Urartu Tapınağında, onsekiz sütünlu giriş göze çarpmaktadır. Duvarlarda, süslemeler, hayat ağacı, palmet motifleri, kanatlı cinler göze çarpmaktadır. Ölüye sunulan armağanlar da dikkat çekicidir. Kulpları hayvan başı şeklinde bir kazan, çeşitli süs eşyaları, kemerler ve at koşum takımlarıda bulunmuştur. Tunç eşyalar devrine göre, ileri imalâta sahiptir. Altıntepe buluntuları, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir. Tahsin Özgüç'ün, "Altıntepe Mimarlık Anıtları ve Duvar Resimleri, Ankara 1966" ile "Altıntepe II: Mezarlar Depo Binası ve Fildişi Eserler, Ankara 1969" yayınları, Altıntepenin taşıdığı önemi ortaya koymaktadır.

Altıntepe, yukarıda işaret edildiği gibi ilk defa Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından, bilim âlemine tanıtılmıştır. T. Özgüç 1916'da Bulgaristan'da, Kırcalı'da doğdu. Tanınmış öğretim üyesi ve arkeologdur. 1940'da, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Arkeoloji Bölümünü bitirdi. Aynı kürsüye asistan olarak girdi. 1946'da doçent, 1954'de profesörlüğe yükseldi. 1968'de DTCF Dekanı oldu. 1968-1980'de, dört dönem Ankara Üniversitesi Rektörlüğünde bulundu. 1980 sonrası, YÖK'e geçti. Üye olarak hizmetlerde göze çarparken, mensup olduğu dal ile ilgili çalışmalarını devam ettirmiştir. 1959-1968 arasında Altıntepe Kazılarını yönetti. M.Ö.VIII-VII.yy'a ait bir Urartu Kalesinde çok iyi durumda eserlere ulaştı.

Tanınmış İngiliz eski eser uzmanlarından Prof. Dr. Seton Lloyd (1902-1996) Altıntepeyi batılılara tanıttı. Türkiye Medeniyetlerine ait eserinde, Altıntepe için şu bilgileri nakletmektedir;

"Bugünkü Erzincan'ın doğusundaki ovaya bakan yalıtık tepenin üstündeki güçlü bir kale ile korunan kent, onun zamanında (II. Argişti M.Ö.714-685) kurulmuş olabilir.Bugünkü adı ile Altıntepe'de, Urartu'nun genel vâlisi otururdu. Rastlantı sonucu demir saçayağı üzerinde çok büyük bir tunç kazan bulundu. 1959'dan beri Altıntepede, Türk arkeologlarının yaptığı kazılar çarpıcı sonuçlar verdi. Bu kazılarla, yarı kral soyundan Urartuların el değmemiş mezarları gün ışığına çıkarıldı. Tepenin yamacı derinlemesine kesilerek buraya dört köşe taşlardan yapılmış duvarları ile düz, damlı mezar odaları yapılmıştı. Mezar eşyası şimdi Ankara Müzesindedir. silâhlar, zırh, at koşumları gibi... Birçoğu tunçtan olan eşya çok zengin bir koleksiyonu oluşturuyor. Tepedeki kentin mimari düzeni mezarların çekiciliğini artırıyordu. Urartuların alışılagelmiş kale-tapınağı burada sütunlu avlunun ortasında duruyordu. Avlunun bir köşesinden yukarıda da ikinci bir dönemde geniş sütunlu toplantı salonu yapılmıştı. Bu yapı kimi zaman hatalı olarak bir Akamenid terimi olan apadana ile tanımlanmıştır. Salonun duvarlarını süsleyen resimlerin modeli ile motifleri Asur sülalesinin tek düze örneklerine uymaktadır. Altıntepe, kazılması ile VII. yy Urartu sanatı ve mimarlığına ilişkin bilgilerimizi çok zenginleştiren verimli birkaç yerleşmeden biridir.

Tzumina-Cimin ve Üzümlü... Asırları bu isim altında yaşamış bir ilçemiz. Erzincan'ın kuzeyindeki dağ zinciri eteğinde, tarihi Altıntepe'nin yakınında oluşu, onun bir çok kültür ve medeniyeti yaşadığına delildir.

Din açısından, paganist devreyi Urartu'dan İran dönemine kadar yaşadı. Takiben ateşgede rahiplerinin kontrolüne girdi. Persler Anahid gibi kültü bölgedeki gibi Üzümlü'de de tapınma aracı yaptılar. Roma'nın gelişi ile bu defa Lâtin panteonu hakim olmuştur.

Hırıstiyanlık, çok sonraları, Aziz Grigor (Aydınlatıcı) vasıtası ile yayıldı. Kısa zamanda bir çok vank denilen tapınaklar, hem Üzümlü'de ve hem de Erzincan'da göze çarpmıştır. Doğuda Theodisiopolis (Erzurum), Tzumina da, Aedifis'de görüldüğü gibi, Doğu Roma'nın büyük imparatoru İustinianus adıyla göze çarpmıştır.

Sasani istilâlarının yerini VII. yy ortalarında İslâm gazâları aldı. Peygamber Hz. Muhammed'in sahâbesi veya Halifelerin emirleri, Kemah, Erzincan ve Erzurum gazâlarında Üzümlü'yü de İslâm Devleti topraklarına kattılar. Böylece ilk defa Allah, Hz. Muhammed ve dolayısı ile Ezan sesleri Üzümlü sosyal hayatında görüldü.

Malazgird Zaferi ile Üzümlü'nün de kaderi değişti. Alp Arslan ve Melikşâh'ın emirlerinden olan Mengücük Gâzi, ilk Türk hakimi olarak Üzümlü'de saygıve itibar görmüştür. Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar, Türkmen asıllı beylikler ve nihayet Koyunlular'dan sonra Kara ve Ak Koyunlular da Üzümlü'ye Türkleşme sürecini kazandırdılar. Yıldırım ve Temürleng gibi fatihler de Üzümlülüler'in yabancısı değildiler.

Şâh İsmail fırtınasına Yavuz Sulatan Selim 1514'te son verdi. Kanûni Sultan Süleyman gibi cihân padişâhı İran seferi için Üzümlü'nün Cibice Geçidi'nden geçti.

Üzümlü, Erzincan gibi sürekli depremlerin tehdidinde kaldı. Eski kalıntılarını toprağa gömdü. Bir çok insanı da zarara uğradı.

Osmanlı-Rus Harplerinin sonuncusu sayılan I. Dünya Harbinde yenik düşülmesi üzerine Ruslar, 1916'da ilk işgâl acısını yaşattılar. I. Kafkas Kolordusu'nun fedakâr askerlerince 1918'de kara günlere son verildi.

Mütâreke... Kongreler... Büyük Kurtarıcı M. Kemal ile, hem Hey'et-i Temsiliye Reisi-i, hem de 1924'te Reis-i Cumhur Gâzi Mustafa Kemal Paşa olarak tanıştı. Onu topraklarında gördü.

1923'te Cumhuriyet idâresine. Vilâyet merkezi Erzincan idi.

M. Kemal Atatürk sürekli olarak, demiryolu politikası üzerinde durdu. Nihayet 1938'de modern ulaşım aracı tren-demiryolu Üzümlü güneyinden geçirildi. Aşılmaz Karasu, betonarme veya demir köprülerle aşıldı.

Üzümlü, Tzumina ve Cimin isimlerini taşımıştı. İlçe oluşu ile, kara üzümü ile sıfatlandırıldı ve "Üzümlü" adını aldı.

Ve böylece 2000'li yıllara doğru adım atılmak üzeredir.

Üzümlü yeni kelimeleri de kullanmaya başladı. Millenium gibi...

Tarımın, ticaretin, kültürün ve eğitimin gelişme göstermekte olduğu Üzümlü'yü artık parlak bir gelecek beklemektedir.
cimin 2007-08-10 (17:51)
Harun Cimen (corli24)
Harun Cimen (corli24)
Kayıt: 2006-06-21 (14:52)
Mesaj: 612
cimin ni anlatmissniz çok begendim...


diger ilçelerimizi neden tanitmiyosunuz..

biraz daonlardan bahsedin yav.
CİMİN İMPARATORLUĞU 2007-12-24 (04:48)
Fatih Peker (nefret24z)
Fatih Peker (nefret24z)
Kayıt: 2007-12-20 (01:28)
Mesaj: 42
ERZİCANIN KALESİ ZATEN CİMİNDİR.HER YERİN Bİ GÜZELLİĞİ ELBETTE VARDIR TABİ AMA YAŞAYIP GÖRMEK DAHA Bİ GÜZELLİK KATAR O YERE.