Mesaj Panosu
|
|
Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi ve Geçmişi,Bugünü,Öğrencileri,Anıları,Eleştirileri | |
|
|
||
Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
Selamlar...
Bu konuda Dil-Tarih hakkında tanıtıcı, bilgilendirici, yol gösterici (eleştirel) yorumlarla Dil-Tarih'in ünü ve öneminin öğrenci olaylarıyla artan haberlerden değil büyük bir geçmişe ve yetiştirdiği ilmi sahadaki misafirlerinden kaynaklandığını ortaya koymaya çalışalım.
Ayrıca köklü bir geçmişe sahip olmasına rağmen gerek akademik yayın gerekse de düzenlediği toplantı, konferans, seminer gibi faaliyetlerin nitelik ve nicelik olarak azlığı gibi sebeblerden dolayı akademik dünyada kaybettiği haklı ününün sebeblerine dair yorumlar içermesini sağlayalım.Eleştirel bilgilerle sorunları ortaya koyalım.
Bir yönden de Dil-Tarih'in neden tercih edilmesi gerektiğini veya edilmemesi gerektiğini yazalım tartışalım.
Son olarak da acı-tatlı anılarımızı yazalım ancak konuyu anlılardan çok (çünkü bu konuda çok mesaj olacak sanırım) bilgilendirici ve eleştirel yaklaşımlarla yol gösterici mesajlarla doldurmaya çalışalım.
Faydalı bir konu olması dileğiyle...
Bu konuda Dil-Tarih hakkında tanıtıcı, bilgilendirici, yol gösterici (eleştirel) yorumlarla Dil-Tarih'in ünü ve öneminin öğrenci olaylarıyla artan haberlerden değil büyük bir geçmişe ve yetiştirdiği ilmi sahadaki misafirlerinden kaynaklandığını ortaya koymaya çalışalım.
Ayrıca köklü bir geçmişe sahip olmasına rağmen gerek akademik yayın gerekse de düzenlediği toplantı, konferans, seminer gibi faaliyetlerin nitelik ve nicelik olarak azlığı gibi sebeblerden dolayı akademik dünyada kaybettiği haklı ününün sebeblerine dair yorumlar içermesini sağlayalım.Eleştirel bilgilerle sorunları ortaya koyalım.
Bir yönden de Dil-Tarih'in neden tercih edilmesi gerektiğini veya edilmemesi gerektiğini yazalım tartışalım.
Son olarak da acı-tatlı anılarımızı yazalım ancak konuyu anlılardan çok (çünkü bu konuda çok mesaj olacak sanırım) bilgilendirici ve eleştirel yaklaşımlarla yol gösterici mesajlarla doldurmaya çalışalım.
Faydalı bir konu olması dileğiyle...
Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (A.Ü.D.T.C.F.)
Ankara Üniversitesi Tarih-Coğrafya Fakültesi, Atatürk'ün adını koyduğu ve özel bir görev yüklediği bir bilim merkezidir.
Mustafa Kemal Atatürk, Fakültenin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye'nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Türkiye'de sosyal bilimler alanında seçkin bir yeri bulunan Fakültenin kuruluş yasası TBMM'ce 14 Haziran 1935'te kabul edilmiş ve karar 22 Haziran 1935 tarih ve 2035 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
1935-1940 yılları arasında Evkaf Apartmanında faaliyetini sürdüren Fakültenin bugünkü binasının planı ünlü Alman mimarı Bruno Taut tarafından çizilmiştir.
1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 13 Haziran 1946'ya kadar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermiş, bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi'nin bünyesinde yer almıştır.
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititce'den Latince ve Yunanca'ya, antik doğu ve batı dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kurumudur. Fakültede hem temel kaynaklara inen, hem de çağdaş dünyaya ayak uydurmayı hedefleyen 18 bölüm ve 71 anabilim dalı mevcuttur. Bunlardan 17 bölüm ve 65 anabilim dalında eğitim öğretim yapılmaktadır.
Kaynak : Wikipedia Özgür Asiklopedi
Ankara Üniversitesi Tarih-Coğrafya Fakültesi, Atatürk'ün adını koyduğu ve özel bir görev yüklediği bir bilim merkezidir.
Mustafa Kemal Atatürk, Fakültenin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye'nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Türkiye'de sosyal bilimler alanında seçkin bir yeri bulunan Fakültenin kuruluş yasası TBMM'ce 14 Haziran 1935'te kabul edilmiş ve karar 22 Haziran 1935 tarih ve 2035 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
1935-1940 yılları arasında Evkaf Apartmanında faaliyetini sürdüren Fakültenin bugünkü binasının planı ünlü Alman mimarı Bruno Taut tarafından çizilmiştir.
1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 13 Haziran 1946'ya kadar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermiş, bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi'nin bünyesinde yer almıştır.
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititce'den Latince ve Yunanca'ya, antik doğu ve batı dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kurumudur. Fakültede hem temel kaynaklara inen, hem de çağdaş dünyaya ayak uydurmayı hedefleyen 18 bölüm ve 71 anabilim dalı mevcuttur. Bunlardan 17 bölüm ve 65 anabilim dalında eğitim öğretim yapılmaktadır.
Kaynak : Wikipedia Özgür Asiklopedi

Kayıt: 2007-09-20 (10:24)
Mesaj: 223
Mesaj: 223
Gecme notunun ''70'' yazıyla yazıyorum ''yetmiş'' olması D.T.C.F yi secmeme nedeni olabilir.. Secmeyi düşünenlere ikaz 

Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
Öncelikle 2003 girişliler için geçme notu 60'tı o konuda biz bahtı açık olanlardanız sanırım.Ancak yine de dikkate alınması gereken bir ölçüt zira dönem uzatma riski çok fazla.Biz yine de eleştiriyle başlamayalım tanıtıma deva edeyim kendi bölüm hocalarımdan bildiklerimi biraz anlatayım :
Tarih Bölümü Hocaları ve Kişisel Yorumlarım
Prof.Dr.Üçler Bulduk : İlginç bir hocadır Selçuklu tarihine dair dersler veriyor ağırlıklar sanırım ama ben sadece 1 kez dersini aldım sanırım ve derslerine girmediğim için
pek yorum yapamayacağım.
Prof.Dr.Musa Çadırcı : Ters bir hocadır demem yanlış olmaz sanırım kendisi bölüm başkanıdır ve oldukça kıdemlidir pek bir şey anlatamazsınız meramınızı en fazla bir cümleyle özetleyip bir an önce odasından kaçmaya bakın.Notlara gelince bu konuda zor bir hocadır kolay kolay not vermez kavramlara önem verir buna dikkat edin.
Prof.Dr.Ömer Çapar : Eski Batı Tarihi adlı dersin hocasıydı sanırım başka da bir ders almamıştım kendisinden ders anlatımı oldukça ilginçtir el kol hareketlerini çok sever dersi neşeli geçer ve not konusunda da kimseyi sıkıntıya sokmadı sanırım ne yazdıysanız alırsınız kırmaz öyle.
Prof.Dr.Melek Delilbaşı : Sanırım bu hocadan hiç ders almadım bir şey diyemeyeceğim.
Prof.Dr.İlhan Erdem : Okulun en acayip hocası denilebilir İslam Tarihi Selçuklu Tarihi derslerine girer kendisi çok zor bir hocadır en azından benim için öyle oldu bir dersinden ek sınavla geçtim.Hocamızın konuşması oldukça değşiktir eğer hassas bir kulağa ve kelimeleri ayırt etme beceriniz yoksa benim gibi bazen dediklerini anlamaya bilirsiniz.Not konusunda birazcık acımasızdır hocanın derslerine iyi çalışın zira ek sınavda benim gibi kaç kişi kan-ter içinde kaldı pek acımaz.
Prof.Dr.Sadettin Gömeç : Okulun tavizsiz tek hocasıdır sanırım Orta Asya ile ilgili dersler verir ama kontenjanı azdır genellikle o yüzden fazla bir dersini aldım sadece.Yoklamaya çok önem verir sanırım % 30 devamsızlık hakkı vardı bizim dönemde ve bir ders dahi aşsanız sizi bırakır finalede almaz habersiz girip 100 alsanız dahi acımaz üstelerseniz rezil edebilir.Dikkat edilmesi gereken bir hocadır vizeyi zor sorar ama finalde kolay kolay bırakmıyor bildiğim kadarıyla.
Prof.Dr.Kurtuluş Kayalı : Okulumuzun en sevimli hocasıdır kendisi Uluslararası İlişkiler mezunudur Siyasal'dan ama sosyologluğu tercih etmiştir sonra alan olarak Kültür Tarihi derslerini verir daha çok ben kensinden ders almayan bahtsızlardanım sert bir hoca diye dedikodu yayılmıştı okulda hiç dersini almadım zaten okula kırk yılda bir gelirdim ama 4 sınıfta tanıdım kendisini arkadaşlar dersini alıyorlardı öve öve bitiremezler not konusunda dikkatlidir çünkü öğretmeyi istermiş derslere çok önem verir dersi iyi anlatmaya çalışır kendisini dinletirmiş ısrarla dinlemeyenleri de rezil etmeye çekinmez bir kez dersini almadığım halde dersine girdim kulağınız onda değilse vay halinize bence çok da iyi yapıyor diğer birçok hoca gibi öğrenciyi kendi haline bırakmıyor öğretiyor öğrenmek istemeyeni de kendisi istemiyor.Kesinlikle tüm derslerini alın tabi ilgi ve araştırma alanınıza giriyorsa.
Prof.Dr.Ayşe Onat : Ton ton görünümlü kısa boylu hocamız Erken İç Asya gibi Erken Asya Tarihi, Tarihte Türk-Çin İlişkilerine dair dersler veriyor.Önemli bir hocamızdır ama öğrenciyle pek diyaloğu yoktur.Dersi anlatır çıkar notu da kısmaz çalışırsanız 70 almak çok zor değil (bize 60 yetiyordu ama fazlasını almak (80) hiç de zor olmuyordu..
Prof.Dr.İzzet Öztoprak : Dil-Tarih'in klasik hocalarındandır kendisi Cumhuriyet Dönemi'ne dair bazı dersler verir odasında işler zor bir hocadır iyi çalışılması gerekir yoklamaya önem verir okulda pek bilen yoktur.Az ders verir ve az öğrenci alır.Ben bir dersini almıştım benim için faydalı olmuştu dersin adını tam hatırlayamıyorum ama Kaynak ve Arşiv tarama ile ilgili bir dersti.
Prof.Dr.Azmi Süslü : Okulumuzun sessiz ve pek bilinmeyen hocalarındandır kendisi derslerinin kontenjanı az oluyordu sanırım bu yüzden hiç dersini almadım bizim dönemimizde ders kaydını kendin hocaların odasını tek tek gezip boş kontenjan bulabilirsen ancak yapabiliyordun ve genellikle hocalar 15 dakikalığına gelip kontenjanı doldurup gidiyorlardı bu alanı sever misin yapabilirsin veya en basitinden ders ile ilgili bir soru sormazlardı.Bazı hocalar bu konuda seçici idi alakasız bölümlerden kişilere ve her öğrenciye ders vermezdi.Ama Azmi hocamızın dersi hiç nasip olmadı son senemde Diplomasi ile ilgili bir dersini kontenjan dolduğu için alamadım ne kadar üzülmüştüm.Dersini alamadığım için hocamız hakkında pek bilgim yok okulda fazla durmaz zaten Enstitü'de ders verdiğinden sanırım.Bence Diplomasi, Cumhuriyet Dönemi Siyasi Hayatı gibi dersler veriyor yanlış hatırlamıyorsam.
Doç.Dr.Hamiyet Sezer Feyzioğlu : Hocamızdan bir kaç ders almıştım ama derslerine girmediğimden aklımda pek bir şey kalmamış ama not konusunda sıkıntıya girmezsiniz.Osmanlı'da değişik dönemler hakkında dersler veriyor ama pek aklımda kalmamış.
Doç.Dr.Abdullah Gündoğdu : Okulun öğrenciyle arası iyi olan birkaç hocasından biridir.Orta Asya Karadeniz'in Kuzeyi ve Rusya hakkında dersler vermektedir.Kendisini yetiştirmiş saygıdeğer bir hocamızdır.Pek öğrenciyi kıramaz ve kontenjanı hep hedefi aşardı.Not konusunda da dersler konusunda da öğrenciyi sıkmaz dersleri sıkıcı değildir öğretmek istediğinden öğrenmek isterseniz derslerini kaçırmayın.
Doç.Dr.Yılmaz Kurt :Kendisi Osmanlıca okutmanıdır ve harika bir insandır biz 4.sınıfta iken geldi sanırım bu yüzden Osmanlıca'yı adam akıllı öğrenemedik.Öğretmek gibi bir ünü vardır öğrenmek istemeyenler için beladır.Derslerine devam şartı koyar ve eğer kafanızı ona verirseniz ve ödevleri yaparsanız bitirdiğinizde arşive girip giriş seviyesi belgeleri okuyabilecek düzeye gelirsiniz.
Doç.Dr.Neşe Özden : Okulun öğrenciyle arası iyi birkaç hocadan biri demiştim ya bu konuda en saygıdeğer hocamız Neşe hocadır kendisi biz 4.sınıftayken geldi
Doç.Dr.Seyit Sertçelik :Sözde Ermeni Soykırımı üzerine çalışıyor ama Osmanlı hakkında dersler veriyor yanlış bilmiyorsam.Bir dersini almıştım sanırım 1. sınıfta ama pek aklımda kalmamış.Bildiğim kadarıyla sessiz hocalarımızdan öğrenciyle pek diyalogu yoktur.Not konusunda olumsuz bir şey kalmamış hafızamda.
Doç.Dr.Turgut Yiğit : Turgut hocamız biraz serttir derslerine dikkat edin ve derslerinde sessiz olun dırdırcıları
rezil etti derste.Eski Doğu İmparatorlukları ve Eski Doğu ve Batı ile derslere giriyor kendisi.Dersleri öğreticidir ve not konusunda öğrenciyi zor duruma düşürmez ama eğer dönem dair merakınız yoksa ders notlarını okurken sıkılabilirsiniz ve sınav sizin için zor geçebilir ama bilgi doludur dersleri eski doğunun gizemli ve ilginç tarihini okumaktan eminim sizde zevk alacaksınız.
Yrd.Doç.Dr.Ayşegül Akalın : Bu hocamız hakkında hiç bilgim yok.
Yrd.Doç.Dr.Abdullatif Armağan : Osmanlıca okutmanıdır kendisi 1.sınıfın korkulu rüyası dersini verirdi.Kendisi iyi bir hocadır öğrencilerle arası iyidir.Yılmaz Kurt geldikten sonra ne oldu bilmiyorum tabi sanırım hala Osmanlıca ile ilgili dersler veriyordur.
Yrd.Doç.Dr.Sedat Erkut : Bu hocamız hakkında a bir bilgim yok.
Yrd.Doç.Dr.Selda Kaya Kılıç : Osmanlı tarihinin son dönemlerine dair dersler veriyor Tanzimat Dönemi gibi mesela pek bir bilgim yok dersini almakla birlikte derslerine sanırım hiç katılmadım devamsızlık hep korkulu rüyam oldu zaten.Not konusunda zor bir hoca değildir.
Yrd.D.oç.Dr.Bekir Koç : Osmanlıca ve Osmanlı Diplomatikası dersleri verir kendisi geçen yıl doçentliği kazandı sanırım.Özellikle Osmanlı Diplomatikası dersi Tarih bölümünün sanırım en zor dersidir çünkü belgeleri okumaktan çok analiz edersiniz.Belgenin anlatımını kavramya özen gerektirir ve bunun için bu derse dikkat edilmesi gerekir eğer bir tarihçi olmak istiyorsanız.
Arş.Gör.Dr.Hülya Arıkan Boyana : Bu hoca da benim için bilinmezlerdendir kendisi hakkında bir bilgim yok ki zaten araştırma görevlisi olduğu için sanırım Neşe Özden hocamızın yerini dolduranlardan.
Arş.Gör.Dr.Cağfer Güler : Cağfer hoca Cumhuriyet Dönemi Siyasi Hayatı ile ilgili dersler verir.Bu hocamız da Neşe Özden'in alanında boşluğu doldurmuştur.Sert kişiliği vardır ve öğrenciyle bir düzeyden öte samimi olmaz.Okuyan ama yazamayanlardan biliriz kendisini.
Arş.Gör.Dr.Hatice Oruç : Araştırma görevlileri hakkında bir bilgim olmadığı için bu hocamız hakkında da bilgim yok
Arş.Gör.Dr.Hülya Taş : Aynı durum bu hocamız için de geçerli ben pek okula gelen bir öğrenci olmadığım için araştırma görevlileriyle pek tanışamadım ki zaten çoğu doktora tezi hazırladığı için pek de okulda olmazlar sırayla gelip gidiyorlar.
Arş.Gör.Dr.Mustafa Uyar : Bu hocamızda ki aslında hoca adayı desek daha doğru olur araştırma görevlileri için ama neyse kendisi hakkımda bir bilgim yok.
Tarih Bölümü Hocaları ve Kişisel Yorumlarım
Prof.Dr.Üçler Bulduk : İlginç bir hocadır Selçuklu tarihine dair dersler veriyor ağırlıklar sanırım ama ben sadece 1 kez dersini aldım sanırım ve derslerine girmediğim için
pek yorum yapamayacağım.Prof.Dr.Musa Çadırcı : Ters bir hocadır demem yanlış olmaz sanırım kendisi bölüm başkanıdır ve oldukça kıdemlidir pek bir şey anlatamazsınız meramınızı en fazla bir cümleyle özetleyip bir an önce odasından kaçmaya bakın.Notlara gelince bu konuda zor bir hocadır kolay kolay not vermez kavramlara önem verir buna dikkat edin.
Prof.Dr.Ömer Çapar : Eski Batı Tarihi adlı dersin hocasıydı sanırım başka da bir ders almamıştım kendisinden ders anlatımı oldukça ilginçtir el kol hareketlerini çok sever dersi neşeli geçer ve not konusunda da kimseyi sıkıntıya sokmadı sanırım ne yazdıysanız alırsınız kırmaz öyle.
Prof.Dr.Melek Delilbaşı : Sanırım bu hocadan hiç ders almadım bir şey diyemeyeceğim.
Prof.Dr.İlhan Erdem : Okulun en acayip hocası denilebilir İslam Tarihi Selçuklu Tarihi derslerine girer kendisi çok zor bir hocadır en azından benim için öyle oldu bir dersinden ek sınavla geçtim.Hocamızın konuşması oldukça değşiktir eğer hassas bir kulağa ve kelimeleri ayırt etme beceriniz yoksa benim gibi bazen dediklerini anlamaya bilirsiniz.Not konusunda birazcık acımasızdır hocanın derslerine iyi çalışın zira ek sınavda benim gibi kaç kişi kan-ter içinde kaldı pek acımaz.
Prof.Dr.Sadettin Gömeç : Okulun tavizsiz tek hocasıdır sanırım Orta Asya ile ilgili dersler verir ama kontenjanı azdır genellikle o yüzden fazla bir dersini aldım sadece.Yoklamaya çok önem verir sanırım % 30 devamsızlık hakkı vardı bizim dönemde ve bir ders dahi aşsanız sizi bırakır finalede almaz habersiz girip 100 alsanız dahi acımaz üstelerseniz rezil edebilir.Dikkat edilmesi gereken bir hocadır vizeyi zor sorar ama finalde kolay kolay bırakmıyor bildiğim kadarıyla.
Prof.Dr.Kurtuluş Kayalı : Okulumuzun en sevimli hocasıdır kendisi Uluslararası İlişkiler mezunudur Siyasal'dan ama sosyologluğu tercih etmiştir sonra alan olarak Kültür Tarihi derslerini verir daha çok ben kensinden ders almayan bahtsızlardanım sert bir hoca diye dedikodu yayılmıştı okulda hiç dersini almadım zaten okula kırk yılda bir gelirdim ama 4 sınıfta tanıdım kendisini arkadaşlar dersini alıyorlardı öve öve bitiremezler not konusunda dikkatlidir çünkü öğretmeyi istermiş derslere çok önem verir dersi iyi anlatmaya çalışır kendisini dinletirmiş ısrarla dinlemeyenleri de rezil etmeye çekinmez bir kez dersini almadığım halde dersine girdim kulağınız onda değilse vay halinize bence çok da iyi yapıyor diğer birçok hoca gibi öğrenciyi kendi haline bırakmıyor öğretiyor öğrenmek istemeyeni de kendisi istemiyor.Kesinlikle tüm derslerini alın tabi ilgi ve araştırma alanınıza giriyorsa.
Prof.Dr.Ayşe Onat : Ton ton görünümlü kısa boylu hocamız Erken İç Asya gibi Erken Asya Tarihi, Tarihte Türk-Çin İlişkilerine dair dersler veriyor.Önemli bir hocamızdır ama öğrenciyle pek diyaloğu yoktur.Dersi anlatır çıkar notu da kısmaz çalışırsanız 70 almak çok zor değil (bize 60 yetiyordu ama fazlasını almak (80) hiç de zor olmuyordu..
Prof.Dr.İzzet Öztoprak : Dil-Tarih'in klasik hocalarındandır kendisi Cumhuriyet Dönemi'ne dair bazı dersler verir odasında işler zor bir hocadır iyi çalışılması gerekir yoklamaya önem verir okulda pek bilen yoktur.Az ders verir ve az öğrenci alır.Ben bir dersini almıştım benim için faydalı olmuştu dersin adını tam hatırlayamıyorum ama Kaynak ve Arşiv tarama ile ilgili bir dersti.
Prof.Dr.Azmi Süslü : Okulumuzun sessiz ve pek bilinmeyen hocalarındandır kendisi derslerinin kontenjanı az oluyordu sanırım bu yüzden hiç dersini almadım bizim dönemimizde ders kaydını kendin hocaların odasını tek tek gezip boş kontenjan bulabilirsen ancak yapabiliyordun ve genellikle hocalar 15 dakikalığına gelip kontenjanı doldurup gidiyorlardı bu alanı sever misin yapabilirsin veya en basitinden ders ile ilgili bir soru sormazlardı.Bazı hocalar bu konuda seçici idi alakasız bölümlerden kişilere ve her öğrenciye ders vermezdi.Ama Azmi hocamızın dersi hiç nasip olmadı son senemde Diplomasi ile ilgili bir dersini kontenjan dolduğu için alamadım ne kadar üzülmüştüm.Dersini alamadığım için hocamız hakkında pek bilgim yok okulda fazla durmaz zaten Enstitü'de ders verdiğinden sanırım.Bence Diplomasi, Cumhuriyet Dönemi Siyasi Hayatı gibi dersler veriyor yanlış hatırlamıyorsam.
Doç.Dr.Hamiyet Sezer Feyzioğlu : Hocamızdan bir kaç ders almıştım ama derslerine girmediğimden aklımda pek bir şey kalmamış ama not konusunda sıkıntıya girmezsiniz.Osmanlı'da değişik dönemler hakkında dersler veriyor ama pek aklımda kalmamış.
Doç.Dr.Abdullah Gündoğdu : Okulun öğrenciyle arası iyi olan birkaç hocasından biridir.Orta Asya Karadeniz'in Kuzeyi ve Rusya hakkında dersler vermektedir.Kendisini yetiştirmiş saygıdeğer bir hocamızdır.Pek öğrenciyi kıramaz ve kontenjanı hep hedefi aşardı.Not konusunda da dersler konusunda da öğrenciyi sıkmaz dersleri sıkıcı değildir öğretmek istediğinden öğrenmek isterseniz derslerini kaçırmayın.
Doç.Dr.Yılmaz Kurt :Kendisi Osmanlıca okutmanıdır ve harika bir insandır biz 4.sınıfta iken geldi sanırım bu yüzden Osmanlıca'yı adam akıllı öğrenemedik.Öğretmek gibi bir ünü vardır öğrenmek istemeyenler için beladır.Derslerine devam şartı koyar ve eğer kafanızı ona verirseniz ve ödevleri yaparsanız bitirdiğinizde arşive girip giriş seviyesi belgeleri okuyabilecek düzeye gelirsiniz.
Doç.Dr.Neşe Özden : Okulun öğrenciyle arası iyi birkaç hocadan biri demiştim ya bu konuda en saygıdeğer hocamız Neşe hocadır kendisi biz 4.sınıftayken geldi
Doç.Dr.Seyit Sertçelik :Sözde Ermeni Soykırımı üzerine çalışıyor ama Osmanlı hakkında dersler veriyor yanlış bilmiyorsam.Bir dersini almıştım sanırım 1. sınıfta ama pek aklımda kalmamış.Bildiğim kadarıyla sessiz hocalarımızdan öğrenciyle pek diyalogu yoktur.Not konusunda olumsuz bir şey kalmamış hafızamda.
Doç.Dr.Turgut Yiğit : Turgut hocamız biraz serttir derslerine dikkat edin ve derslerinde sessiz olun dırdırcıları
rezil etti derste.Eski Doğu İmparatorlukları ve Eski Doğu ve Batı ile derslere giriyor kendisi.Dersleri öğreticidir ve not konusunda öğrenciyi zor duruma düşürmez ama eğer dönem dair merakınız yoksa ders notlarını okurken sıkılabilirsiniz ve sınav sizin için zor geçebilir ama bilgi doludur dersleri eski doğunun gizemli ve ilginç tarihini okumaktan eminim sizde zevk alacaksınız.Yrd.Doç.Dr.Ayşegül Akalın : Bu hocamız hakkında hiç bilgim yok.
Yrd.Doç.Dr.Abdullatif Armağan : Osmanlıca okutmanıdır kendisi 1.sınıfın korkulu rüyası dersini verirdi.Kendisi iyi bir hocadır öğrencilerle arası iyidir.Yılmaz Kurt geldikten sonra ne oldu bilmiyorum tabi sanırım hala Osmanlıca ile ilgili dersler veriyordur.
Yrd.Doç.Dr.Sedat Erkut : Bu hocamız hakkında a bir bilgim yok.
Yrd.Doç.Dr.Selda Kaya Kılıç : Osmanlı tarihinin son dönemlerine dair dersler veriyor Tanzimat Dönemi gibi mesela pek bir bilgim yok dersini almakla birlikte derslerine sanırım hiç katılmadım devamsızlık hep korkulu rüyam oldu zaten.Not konusunda zor bir hoca değildir.
Yrd.D.oç.Dr.Bekir Koç : Osmanlıca ve Osmanlı Diplomatikası dersleri verir kendisi geçen yıl doçentliği kazandı sanırım.Özellikle Osmanlı Diplomatikası dersi Tarih bölümünün sanırım en zor dersidir çünkü belgeleri okumaktan çok analiz edersiniz.Belgenin anlatımını kavramya özen gerektirir ve bunun için bu derse dikkat edilmesi gerekir eğer bir tarihçi olmak istiyorsanız.
Arş.Gör.Dr.Hülya Arıkan Boyana : Bu hoca da benim için bilinmezlerdendir kendisi hakkında bir bilgim yok ki zaten araştırma görevlisi olduğu için sanırım Neşe Özden hocamızın yerini dolduranlardan.
Arş.Gör.Dr.Cağfer Güler : Cağfer hoca Cumhuriyet Dönemi Siyasi Hayatı ile ilgili dersler verir.Bu hocamız da Neşe Özden'in alanında boşluğu doldurmuştur.Sert kişiliği vardır ve öğrenciyle bir düzeyden öte samimi olmaz.Okuyan ama yazamayanlardan biliriz kendisini.
Arş.Gör.Dr.Hatice Oruç : Araştırma görevlileri hakkında bir bilgim olmadığı için bu hocamız hakkında da bilgim yok
Arş.Gör.Dr.Hülya Taş : Aynı durum bu hocamız için de geçerli ben pek okula gelen bir öğrenci olmadığım için araştırma görevlileriyle pek tanışamadım ki zaten çoğu doktora tezi hazırladığı için pek de okulda olmazlar sırayla gelip gidiyorlar.
Arş.Gör.Dr.Mustafa Uyar : Bu hocamızda ki aslında hoca adayı desek daha doğru olur araştırma görevlileri için ama neyse kendisi hakkımda bir bilgim yok.
Kayıt: 2007-09-20 (10:24)
Mesaj: 223
Mesaj: 223
Ya sen ajan mısın?
..
..
Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
Lütfen konuyu çarpıtmayalım
Rus Dilinde okuyorsunuz benim gibi Rusça öğrenmeyi planlayanlara bölümünü tanıtmıyorsunuz.Hala araştıyorum ama bizim üniversite bilgilerini güncelleme ve tanıtım konusunda gerçekten çok başarısız.
Hala Dil-Tarih'ten mezun olan ünlü şahsiyetleri araştırıyorum ama Halil İnalcık ve İlber Ortaylı gibi ülkemizin büyük değerlerini ve fakültenin önemini vurgulama adına bir tanıtıma rastlayamadım anlaşılan epey bir biyografi okumam gerekecek.
Çünkü aklımda kaldığı kadarıyla birçok değerli şahsiyet bizim Dil-Tarih'ten mezun.Neyse arada fakültenin eksik yönlerini ve sosyal ortamı hakkında bilgilerde geçeceğim.
Rus Dilinde okuyorsunuz benim gibi Rusça öğrenmeyi planlayanlara bölümünü tanıtmıyorsunuz.Hala araştıyorum ama bizim üniversite bilgilerini güncelleme ve tanıtım konusunda gerçekten çok başarısız.
Hala Dil-Tarih'ten mezun olan ünlü şahsiyetleri araştırıyorum ama Halil İnalcık ve İlber Ortaylı gibi ülkemizin büyük değerlerini ve fakültenin önemini vurgulama adına bir tanıtıma rastlayamadım anlaşılan epey bir biyografi okumam gerekecek.
Çünkü aklımda kaldığı kadarıyla birçok değerli şahsiyet bizim Dil-Tarih'ten mezun.Neyse arada fakültenin eksik yönlerini ve sosyal ortamı hakkında bilgilerde geçeceğim.
Kayıt: 2007-09-20 (10:24)
Mesaj: 223
Mesaj: 223
Bence de eksik yönlerini ver, okuması daha zevkli oluyo..
Bilgi konusunda da..dedigim gibi zor ya bosver napicaksın.. =)
Sana yardımcı oliyim biyografi okuma bak ünlü isimlerden Ergin Altay, Ataol Behramoğlu DTCF Rus dili mezunlarımızdan..
Bilgi konusunda da..dedigim gibi zor ya bosver napicaksın.. =)
Sana yardımcı oliyim biyografi okuma bak ünlü isimlerden Ergin Altay, Ataol Behramoğlu DTCF Rus dili mezunlarımızdan..
Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'ne Dair Eleştirel Bilgiler :
- Dil Tarih'te ders geçme notu 100 üzerinden 70'tir.Bu bence en doğru olanıdır ancak bunun karşılığında öğrenciyi zorlamayı hakedecek bir eğitim vermeleri gerekmektedir ancak bu olmadığı için geçme notu birçok öğrenci için dönem uzatma riskini arttırmaktadır.
- Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Fen-Edebiyat statüsündedir bu nedenle eğitim fakültesi mezunlarıyla fırsat eşitliğine sahip değillerdir ancak formasyon alınırsa öğretmenlik hakkı doğar ancak atamada eğitim fakülteliler öncelikli olduğu için atama olasılığınız notunuz yüksek dahi olsa (söz gelimi atama baraj puanı 80 siz çalışıp didinip 80 alsanızda atanma ihtimaliniz mevcut şartlarda sıfır) eğitim fakültesi mezunları öncelikli olduğu ve atama kadrosu ne yazık ki kısıtlı olduğundan atanma sırasında epey geriye düşme ihtimali yüksek yani fırsat eşitliği yok ve bu sorun çözülene kadar sorun devam edecek gibi gözüküyor.
- Dil Tarih ne yazık ki öğrenci olaylarının merkezi durumundadır.İstanbul Fen-Edebiyat, ODTÜ kampüs ve Hacettepe Beytepe Kampüsü, Muğla Üniversitesi ve DTCF ne yazık ki öğrenci olaylarının sık görüldüğü okullardır.Çok şükür Allah'a ben daha sağ-salim gidip geldim okula ve hiç çatışma ortasında kalmadım.Evet abartı gelebilir ama resmen çatışma çıkıyor tek fark ateşli silahların yerine ilkel (çok şükür ilkel yoksa ellerine silah verseniz birbirlerini acımadan vuracak kadar ideolojilerine esir düşmüşler) silahlarla (taş, sopa, döner bıçağı, bıçak vb) şiddetlenen kavgalar 4 yıllık öğrecilik hayatım boyunca birçok kişinin basit yaralarla hastanelik olmasına birkaç kişininde koma haline girecek kadar yaralanmasına şahitlik ettim.Ancak şunu belirtmek de fayda var ki taraf olmadığınız sürece taraflar size bulaşmazla bu konuda rahatsınız ki zaten Orta Bahçe olarak geçen sol görüşlülerin konumlandıkları alanda toplasanız 50 kişi ancak var olaylara katılan, KANTİN denilen sağ görüşlülerin sayısı da 30 kadar oluyor.Yani 7000 kişilik fakülte bu 80 kişinin (dışardan gelenlerle 100'ü geçebiliyor) ideolojik kavgaları yüzünden başarıları veya kalitesiyle bilinmek yerine kavgaları ve olaylarıyla gündemi işgal ediyor.Neyse ki bu olaylar belli dönemlerde ve genellikle birilerinin kışkırtmasıyla ortaya çıkıyor.Onun dışında eğitime engel olacak bir çapa ulaşmıyor.
- Dil Tarih'te yıllardır devam eden inşaat faaliyetleri başta öğrenciler olmak üzere akademik görevliler dahil tüm fakülte mensubları çileden çıkarmıştır.Bir rivayete göre okulun inşaatı 12 yıldır devam ediyor ancak bu yıldan itibaren nerdeyse % 90 oranında tamamlandı.Ancak hala eksiklikler devam ediyor.Ancak öğrencileri ilgilendiren bölüm katları çoğunlukla bakımdan geçirildi ve fakülte ana binası komple boyandı.Şimdi köhne görüntüsünün yerine tarihe meydan okuyan bir görüntü geldi ne mutlu bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmeyecek olanlara.
- Dil Tarih'te akademik kadro oldukça zayıftır.Geçmişi çok parlak olmasına karşın bu miras geleceğe aktarılamamıştır.Öğrenci olaylarının 68'den itibaren 80'e kadar şiddetli bir şekilde devam etmesi geçmişin başarılarının geleceğe aktarılmasında başarısız olunmasının temel etkenlerindendir.Ayrıca kişisel olarak bu olayların nitelikli hocaların Dil-Tarih'i tercih edip kimi zaman hocalara dek uzanan şiddet olaylarından çekinmesine dolayısıyla Dil-Tarih'i seçmemesine sebeb olmuştur ancak her şeye rağmen geçmişten gelen kökleri yeni bir güçlü gövdenin oluşmasına hazır bir zemin sunmaktadır.Dil-Tarih'i seven ve eski günlerine dönmesini isteyen idareciler, fakültenin ün veya varlık sahibi mezunları ve üstlendiği misyonu ciddiye alan öğrencilerle eski günler çok da hayal değildir.Bu konuda konuya ekleyeceğim İlber Ortaylı'ya ait bir makale durumu daha iyi kavramanıza yardımcı oalcaktır.
- Dil Tarih gerek şehrin ortasında kurulmasından gerekse de kurulduğu dönemde kampüs anlayışının olmayışından dar denilebilecek bir alanda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.Orta Bahçe olarak anılan küçük bir bahçeye ve KANTİN olarak anılan basket sahasına ve de nispeten daha geniş olan ÖN BAHÇEYE sahip bir fakültedir.Bu öğrenciler için ilk anda büyük bir hayal kırıklığına sebeb olmaktadır zira günümüz gençliği üniversite denilince eğlenceli, sistemi kolay, bahçesi geniş ve yeşil bir üniversite hayal etmektedir.Aslında bu pek de yanlış bir hayal değildir zira modern tüm üniversiteler geniş bir alan üzerine kurulmuştur.Ancak Dil-Tarih kurulduğu yıl olan 1936'da büyük bir misyonun faaliyet sahası durumunda olduğu için daha çok ilmi bir kurum olarak verilen misyonu gerçekleştirmeye çalışmıştır.Dolayısıyla tarihini bilen ve amacı ilimle iştigal etmekte olanlar için çok da büyük bir kusur değildir.
- Dil Tarih yönetim (dekanlık) ve idari (öğrenci işleri) konuda öğrenciler tarafından son devirde sürekli eleştirilmiştir ve bu konuda haklılığımız üniversitenin gerek akademik durumundan gerekse de bitmeyen inşaatlarından ve yalnızca 4.30 çalışan öğrenci işlerinden gayet ortadadır.Ancak herhangi bir kıpırdama ufukta gözükmemektedir.Bunun başlıca sebebi 1980 darbesi sonrası Türkiye'de oluşan yeni yapı ve üniversitelerin özerkliğini kısıtlayan YÖK'tür.Zira üniversiteler 1980 sonrası ilim yuvaları olmaktan çıkarak iktidarların ve devlet oligarşisinin fikrine uygun adam yetiştirme kurumları olarak görülmüş ve bu amaca itilmiş ve amaç dışına saptığı anda YÖK ve onun kurucuları olanlar tarafından hizaya getirilmiştir.Özellikle 1997 postmodern darbesi sonucu oluşan yapıyla birlikte artık bir kale gibi algılanmaya başlanmıştır oligarklarımız tarafından.Başörtü sorunu ortaya çıkarılmış, üniversitelerin mali ve akademik durumları önemsenmemiş hatta yaşanan skandallar ve yolsuzluklar sümen altı edilmiştir.Tüm bu olaylardan en çok etkilenen okullardan birisi de Dil Tarih olmuştur zira bahsi geçen okulu Mustafa Kemal kurmuştur ayrıca bu okul oligarkların üssü olan Ankara'nın göbeğindedir.Tüm bu sebeblerden ötürü üniversite geçmişten gelen başarıları geleceğe aktaramamıştır.
- Dil Tarih birçok fakülteye hatta üniversiteye kıyasla zengin bir kütüphaneye sahiptir özellikle el yazması ve geçmişe ait eski eserler bakımından oldukça zengindir ancak son dönemlerde açılan yeni üniversitelere gönderilen birçok önemli ve paha biçilmez eserlerin eksikliği fakültemiz kütüphanesini fakirleştirmiştir.Buna bir de yeni eserler konusunda oluşan eksikliklerde eklenince ortaya kötü bir durum çıkmıştır.Ancak yine de özellikle tarih ve dil alanında önemli kaynak eserlere sahiptir.
- Dil Tarih'te ders geçme notu 100 üzerinden 70'tir.Bu bence en doğru olanıdır ancak bunun karşılığında öğrenciyi zorlamayı hakedecek bir eğitim vermeleri gerekmektedir ancak bu olmadığı için geçme notu birçok öğrenci için dönem uzatma riskini arttırmaktadır.
- Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Fen-Edebiyat statüsündedir bu nedenle eğitim fakültesi mezunlarıyla fırsat eşitliğine sahip değillerdir ancak formasyon alınırsa öğretmenlik hakkı doğar ancak atamada eğitim fakülteliler öncelikli olduğu için atama olasılığınız notunuz yüksek dahi olsa (söz gelimi atama baraj puanı 80 siz çalışıp didinip 80 alsanızda atanma ihtimaliniz mevcut şartlarda sıfır) eğitim fakültesi mezunları öncelikli olduğu ve atama kadrosu ne yazık ki kısıtlı olduğundan atanma sırasında epey geriye düşme ihtimali yüksek yani fırsat eşitliği yok ve bu sorun çözülene kadar sorun devam edecek gibi gözüküyor.
- Dil Tarih ne yazık ki öğrenci olaylarının merkezi durumundadır.İstanbul Fen-Edebiyat, ODTÜ kampüs ve Hacettepe Beytepe Kampüsü, Muğla Üniversitesi ve DTCF ne yazık ki öğrenci olaylarının sık görüldüğü okullardır.Çok şükür Allah'a ben daha sağ-salim gidip geldim okula ve hiç çatışma ortasında kalmadım.Evet abartı gelebilir ama resmen çatışma çıkıyor tek fark ateşli silahların yerine ilkel (çok şükür ilkel yoksa ellerine silah verseniz birbirlerini acımadan vuracak kadar ideolojilerine esir düşmüşler) silahlarla (taş, sopa, döner bıçağı, bıçak vb) şiddetlenen kavgalar 4 yıllık öğrecilik hayatım boyunca birçok kişinin basit yaralarla hastanelik olmasına birkaç kişininde koma haline girecek kadar yaralanmasına şahitlik ettim.Ancak şunu belirtmek de fayda var ki taraf olmadığınız sürece taraflar size bulaşmazla bu konuda rahatsınız ki zaten Orta Bahçe olarak geçen sol görüşlülerin konumlandıkları alanda toplasanız 50 kişi ancak var olaylara katılan, KANTİN denilen sağ görüşlülerin sayısı da 30 kadar oluyor.Yani 7000 kişilik fakülte bu 80 kişinin (dışardan gelenlerle 100'ü geçebiliyor) ideolojik kavgaları yüzünden başarıları veya kalitesiyle bilinmek yerine kavgaları ve olaylarıyla gündemi işgal ediyor.Neyse ki bu olaylar belli dönemlerde ve genellikle birilerinin kışkırtmasıyla ortaya çıkıyor.Onun dışında eğitime engel olacak bir çapa ulaşmıyor.
- Dil Tarih'te yıllardır devam eden inşaat faaliyetleri başta öğrenciler olmak üzere akademik görevliler dahil tüm fakülte mensubları çileden çıkarmıştır.Bir rivayete göre okulun inşaatı 12 yıldır devam ediyor ancak bu yıldan itibaren nerdeyse % 90 oranında tamamlandı.Ancak hala eksiklikler devam ediyor.Ancak öğrencileri ilgilendiren bölüm katları çoğunlukla bakımdan geçirildi ve fakülte ana binası komple boyandı.Şimdi köhne görüntüsünün yerine tarihe meydan okuyan bir görüntü geldi ne mutlu bizim çektiğimiz sıkıntıları çekmeyecek olanlara.
- Dil Tarih'te akademik kadro oldukça zayıftır.Geçmişi çok parlak olmasına karşın bu miras geleceğe aktarılamamıştır.Öğrenci olaylarının 68'den itibaren 80'e kadar şiddetli bir şekilde devam etmesi geçmişin başarılarının geleceğe aktarılmasında başarısız olunmasının temel etkenlerindendir.Ayrıca kişisel olarak bu olayların nitelikli hocaların Dil-Tarih'i tercih edip kimi zaman hocalara dek uzanan şiddet olaylarından çekinmesine dolayısıyla Dil-Tarih'i seçmemesine sebeb olmuştur ancak her şeye rağmen geçmişten gelen kökleri yeni bir güçlü gövdenin oluşmasına hazır bir zemin sunmaktadır.Dil-Tarih'i seven ve eski günlerine dönmesini isteyen idareciler, fakültenin ün veya varlık sahibi mezunları ve üstlendiği misyonu ciddiye alan öğrencilerle eski günler çok da hayal değildir.Bu konuda konuya ekleyeceğim İlber Ortaylı'ya ait bir makale durumu daha iyi kavramanıza yardımcı oalcaktır.
- Dil Tarih gerek şehrin ortasında kurulmasından gerekse de kurulduğu dönemde kampüs anlayışının olmayışından dar denilebilecek bir alanda eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir.Orta Bahçe olarak anılan küçük bir bahçeye ve KANTİN olarak anılan basket sahasına ve de nispeten daha geniş olan ÖN BAHÇEYE sahip bir fakültedir.Bu öğrenciler için ilk anda büyük bir hayal kırıklığına sebeb olmaktadır zira günümüz gençliği üniversite denilince eğlenceli, sistemi kolay, bahçesi geniş ve yeşil bir üniversite hayal etmektedir.Aslında bu pek de yanlış bir hayal değildir zira modern tüm üniversiteler geniş bir alan üzerine kurulmuştur.Ancak Dil-Tarih kurulduğu yıl olan 1936'da büyük bir misyonun faaliyet sahası durumunda olduğu için daha çok ilmi bir kurum olarak verilen misyonu gerçekleştirmeye çalışmıştır.Dolayısıyla tarihini bilen ve amacı ilimle iştigal etmekte olanlar için çok da büyük bir kusur değildir.
- Dil Tarih yönetim (dekanlık) ve idari (öğrenci işleri) konuda öğrenciler tarafından son devirde sürekli eleştirilmiştir ve bu konuda haklılığımız üniversitenin gerek akademik durumundan gerekse de bitmeyen inşaatlarından ve yalnızca 4.30 çalışan öğrenci işlerinden gayet ortadadır.Ancak herhangi bir kıpırdama ufukta gözükmemektedir.Bunun başlıca sebebi 1980 darbesi sonrası Türkiye'de oluşan yeni yapı ve üniversitelerin özerkliğini kısıtlayan YÖK'tür.Zira üniversiteler 1980 sonrası ilim yuvaları olmaktan çıkarak iktidarların ve devlet oligarşisinin fikrine uygun adam yetiştirme kurumları olarak görülmüş ve bu amaca itilmiş ve amaç dışına saptığı anda YÖK ve onun kurucuları olanlar tarafından hizaya getirilmiştir.Özellikle 1997 postmodern darbesi sonucu oluşan yapıyla birlikte artık bir kale gibi algılanmaya başlanmıştır oligarklarımız tarafından.Başörtü sorunu ortaya çıkarılmış, üniversitelerin mali ve akademik durumları önemsenmemiş hatta yaşanan skandallar ve yolsuzluklar sümen altı edilmiştir.Tüm bu olaylardan en çok etkilenen okullardan birisi de Dil Tarih olmuştur zira bahsi geçen okulu Mustafa Kemal kurmuştur ayrıca bu okul oligarkların üssü olan Ankara'nın göbeğindedir.Tüm bu sebeblerden ötürü üniversite geçmişten gelen başarıları geleceğe aktaramamıştır.
- Dil Tarih birçok fakülteye hatta üniversiteye kıyasla zengin bir kütüphaneye sahiptir özellikle el yazması ve geçmişe ait eski eserler bakımından oldukça zengindir ancak son dönemlerde açılan yeni üniversitelere gönderilen birçok önemli ve paha biçilmez eserlerin eksikliği fakültemiz kütüphanesini fakirleştirmiştir.Buna bir de yeni eserler konusunda oluşan eksikliklerde eklenince ortaya kötü bir durum çıkmıştır.Ancak yine de özellikle tarih ve dil alanında önemli kaynak eserlere sahiptir.
Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
Öncelikle yazıyı kesinlikle okumanızı tavsiye ederim zira geçmişi bilmek geleceğe olan bakış açısının dar veya geniş olması ikilemelerinden geniş olanı elde etme fırsatını vermektedir.Ayrıca basit bir fakülte algısına sahip Dil Tarih'in hiç de öyle olmadığı İlber hocamızın makalesinden anlaşılacaktır.Hiç değilse onca eksik yönüne rağmen büyük bir tarihi geçmişe sahip bir okulun öğrencisi olmak bir tesellidir.
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Hüzünlü Yıldönümü
9 Ocak salı günü Ankara’da pek dikkati çekmeyen önemli bir yıldönümü kutlandı (65. yıl). Şarkla garbı birleştiren bir mimari eserin, Bruno Taut’un gerçekleştirdiği Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin girişinde bir resepsiyon vardı. Törene Başbakan ve YÖK Başkanı da katıldı. Sayın Bülent Ecevit 1945’te Hukuk Fakültesi’ndeki öğreniminden vazgeçerek, bağışıklık sınavıyla İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü ikinci sınıfına kaydını yaptırmış. Bir yıl önce davransaydı, pek sevdiği Sanskrit ve Hint dilinin büyük üstadı Walter Ruben’in öğrencisi olacaktı. Ruben bu tarihten kısa bir süre sonra Dil Tarih’i terk etmek zorunda olanların arasındaydı. Fakülteden giden diğer Almanlar gibi Amerika’ya değil, Doğu Berlin’e göçtü.
1935’te Atatürk, Fakültenin kurulması için adını koyarak talimat verdiği, merhume Afet İnan hocamın notlarından anlaşılıyor. Bugünkü Batıcıların ve kör Doğucuların aksine, Fakültenin kuruluş ilkesi, Türklüğü dünya tarihinin içinde özgün bir yere oturtmaya çalışan nesli ve zihniyeti temsil ediyordu. Fakültenin zamanlar ve mekanlara hükmetmeye çalışan bir bilim ocağı olarak düşünülmesidir; Mezopotamya’dan Rönesans Avrupası’na, Çin’den İngiliz Adaları’na, bütün zaman ve mekanlara...
1933’te Avrupa medeniyetini yıkacak Nazizm felaketinin önünden kaçan seçkin uzmanlar, bu Fakültede melce-i ilticayı bulmuştur. Landsberger (Asur bilimi), Hans Güterbock (Hitit bilimi), Rohde (Klasik diller), Eberhart (Çin - Japon bilimi), Ruben (İndioloji) vs. gibi... İlk kuşak öğrenciler sadece Türkiye’de değil, dünya çapında ün yapan bilginler olarak yetiştiler; Sedat Alp (Hititolog), Ekrem Akurgal (Klasik arkeolog), Kemal Balkan ve Muazzez İlmiye Çığ, (Sümerolog Hititolog), Tahsin Özgüç (Önasya arkeologu), Mübeccel Kıray (sosyolog), Halil İnalcık (Osmanlı tetkikleri), Osman Turan, Faruk Sümer, Mehmet Altan Köymen gibi. Liste daha uzayıp gider.
Atatürk ve etrafı bazılarının devamlı tekrarladığının aksine sadece bir kültür değişiminin değil, dünyayı tanıma çabasının örneğini verdiler. Zaman ve mekanlara hükmeden sadece zengin ve emperyalist Batılılar değil, Asya’nın batısındaki eski imparatorluğun mirasçısı bir ulus da olmalıydı. Buğday ve incir satarak geçinen 15 milyon nüfuslu bir ülkenin çivi yazısı uzmanı yetiştirmesi, klasik arkeoloji ve Bizantinistik dalında uzmanlaşsınlar diye Avrupa’ya öğrenci yollaması nasıl izah edilebilir ki? Nitekim bugün bu hava hiç yok. 1980’lerin sonunda "açlık çeken Rusya’nın Slav ve Bizans uzmanlarını Türkiye’ye çağıralım; hem onlar gönenir, hem bizim çocuklar bir şey öğrenir" diye kapılarını çalanlara Ankara’daki bürokratlar "bu ne diyor" diye bakıyorlardı.
1947 olaylarıyla Fakülte büyük darbe yedi. Söz konusu olaylar galiba en objektif biçimde genç tarihçi Mete Çetik’in "Cadı Kazanı"nda anlatılıyor. İş sağ - sol meselesi değil;muhafazakar kanat hocalarından hukukçu Vasfi Raşid Sevig olayları; "görülmemiş edebsizlik" olarak vasıflandırıyor. Fakültenin yöneticileri ve rektör olayları kontrol edemezdi çünkü maalesef koridorlardaki kavgacılar arasında, dokunulmazlığına sığınan bazı CHP mebuslarının bulunduğu da malum. Ama olaylardan sonra da Ankara Üniversitesi ve Dil Tarihi yönetenler, gereken vakar ve cesareti gösteremediler ve mesele üç solcu ve solcu denen profesörün uzaklaştırılmasıyla kalmadı; ünlü Alman hocalara da aba altından yol gösterildiği anlaşılıyor. 1960’larda ise fakülteye "dışarda genç kalmasın" politikası ile talebe dolduruldu. Güzelim Bruno Taut binası garib bir mimari biçimsizleştirmeye uğradı, her yere sınıf yapıldı. Koridorlar ve eser teşhir yerleri bile iptal edildi. 1950’lerde kısa pantolonla annemin derslerinde bir köşede oturduğum fakültenin henüz şekli ve havası muhteşemdi. 1969’da talebe olduğumda ise lenduhaya dönmüş mektepte eskinin izlerini ancak koklayarak araştırmak gerekiyordu.
Başbakanımız ve ilgili zevat bir zamanlar dünyanın sayılı beşeri bilim merkezlerinden biri olan bu kurumun, can çekişen haline eğilip, dertlerine derman olsunlar. O eski muhteşem kütüphanenin kalıntılarını kurtarmaya çalışan mustarip Dekanlığa yardımcı olsunlar; yeni kurulan Yunanca ve İbrance bölümlerine dışardan uzman hoca getirilmesini kolaylaştırsınlar. 1938’de biten fakültenin bugünkü binası o devrin Başvekalet ve Hariciye vekaletinden daha muhteşemdi: zamanla onun içi ve etrafı bir mimari ucube haleni dönüştürüldü. Bugünün yöneticileri daha çok imkana sahip ama, dünya çapında bir eski eser olarak korunması olarak korunması gereken bu binayı tamir için bile yeterli tesisat ayırmıyor.
İLBER ORTAYLI
Kaynak : Milliyet
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin Hüzünlü Yıldönümü
9 Ocak salı günü Ankara’da pek dikkati çekmeyen önemli bir yıldönümü kutlandı (65. yıl). Şarkla garbı birleştiren bir mimari eserin, Bruno Taut’un gerçekleştirdiği Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nin girişinde bir resepsiyon vardı. Törene Başbakan ve YÖK Başkanı da katıldı. Sayın Bülent Ecevit 1945’te Hukuk Fakültesi’ndeki öğreniminden vazgeçerek, bağışıklık sınavıyla İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü ikinci sınıfına kaydını yaptırmış. Bir yıl önce davransaydı, pek sevdiği Sanskrit ve Hint dilinin büyük üstadı Walter Ruben’in öğrencisi olacaktı. Ruben bu tarihten kısa bir süre sonra Dil Tarih’i terk etmek zorunda olanların arasındaydı. Fakülteden giden diğer Almanlar gibi Amerika’ya değil, Doğu Berlin’e göçtü.
1935’te Atatürk, Fakültenin kurulması için adını koyarak talimat verdiği, merhume Afet İnan hocamın notlarından anlaşılıyor. Bugünkü Batıcıların ve kör Doğucuların aksine, Fakültenin kuruluş ilkesi, Türklüğü dünya tarihinin içinde özgün bir yere oturtmaya çalışan nesli ve zihniyeti temsil ediyordu. Fakültenin zamanlar ve mekanlara hükmetmeye çalışan bir bilim ocağı olarak düşünülmesidir; Mezopotamya’dan Rönesans Avrupası’na, Çin’den İngiliz Adaları’na, bütün zaman ve mekanlara...
1933’te Avrupa medeniyetini yıkacak Nazizm felaketinin önünden kaçan seçkin uzmanlar, bu Fakültede melce-i ilticayı bulmuştur. Landsberger (Asur bilimi), Hans Güterbock (Hitit bilimi), Rohde (Klasik diller), Eberhart (Çin - Japon bilimi), Ruben (İndioloji) vs. gibi... İlk kuşak öğrenciler sadece Türkiye’de değil, dünya çapında ün yapan bilginler olarak yetiştiler; Sedat Alp (Hititolog), Ekrem Akurgal (Klasik arkeolog), Kemal Balkan ve Muazzez İlmiye Çığ, (Sümerolog Hititolog), Tahsin Özgüç (Önasya arkeologu), Mübeccel Kıray (sosyolog), Halil İnalcık (Osmanlı tetkikleri), Osman Turan, Faruk Sümer, Mehmet Altan Köymen gibi. Liste daha uzayıp gider.
Atatürk ve etrafı bazılarının devamlı tekrarladığının aksine sadece bir kültür değişiminin değil, dünyayı tanıma çabasının örneğini verdiler. Zaman ve mekanlara hükmeden sadece zengin ve emperyalist Batılılar değil, Asya’nın batısındaki eski imparatorluğun mirasçısı bir ulus da olmalıydı. Buğday ve incir satarak geçinen 15 milyon nüfuslu bir ülkenin çivi yazısı uzmanı yetiştirmesi, klasik arkeoloji ve Bizantinistik dalında uzmanlaşsınlar diye Avrupa’ya öğrenci yollaması nasıl izah edilebilir ki? Nitekim bugün bu hava hiç yok. 1980’lerin sonunda "açlık çeken Rusya’nın Slav ve Bizans uzmanlarını Türkiye’ye çağıralım; hem onlar gönenir, hem bizim çocuklar bir şey öğrenir" diye kapılarını çalanlara Ankara’daki bürokratlar "bu ne diyor" diye bakıyorlardı.
1947 olaylarıyla Fakülte büyük darbe yedi. Söz konusu olaylar galiba en objektif biçimde genç tarihçi Mete Çetik’in "Cadı Kazanı"nda anlatılıyor. İş sağ - sol meselesi değil;muhafazakar kanat hocalarından hukukçu Vasfi Raşid Sevig olayları; "görülmemiş edebsizlik" olarak vasıflandırıyor. Fakültenin yöneticileri ve rektör olayları kontrol edemezdi çünkü maalesef koridorlardaki kavgacılar arasında, dokunulmazlığına sığınan bazı CHP mebuslarının bulunduğu da malum. Ama olaylardan sonra da Ankara Üniversitesi ve Dil Tarihi yönetenler, gereken vakar ve cesareti gösteremediler ve mesele üç solcu ve solcu denen profesörün uzaklaştırılmasıyla kalmadı; ünlü Alman hocalara da aba altından yol gösterildiği anlaşılıyor. 1960’larda ise fakülteye "dışarda genç kalmasın" politikası ile talebe dolduruldu. Güzelim Bruno Taut binası garib bir mimari biçimsizleştirmeye uğradı, her yere sınıf yapıldı. Koridorlar ve eser teşhir yerleri bile iptal edildi. 1950’lerde kısa pantolonla annemin derslerinde bir köşede oturduğum fakültenin henüz şekli ve havası muhteşemdi. 1969’da talebe olduğumda ise lenduhaya dönmüş mektepte eskinin izlerini ancak koklayarak araştırmak gerekiyordu.
Başbakanımız ve ilgili zevat bir zamanlar dünyanın sayılı beşeri bilim merkezlerinden biri olan bu kurumun, can çekişen haline eğilip, dertlerine derman olsunlar. O eski muhteşem kütüphanenin kalıntılarını kurtarmaya çalışan mustarip Dekanlığa yardımcı olsunlar; yeni kurulan Yunanca ve İbrance bölümlerine dışardan uzman hoca getirilmesini kolaylaştırsınlar. 1938’de biten fakültenin bugünkü binası o devrin Başvekalet ve Hariciye vekaletinden daha muhteşemdi: zamanla onun içi ve etrafı bir mimari ucube haleni dönüştürüldü. Bugünün yöneticileri daha çok imkana sahip ama, dünya çapında bir eski eser olarak korunması olarak korunması gereken bu binayı tamir için bile yeterli tesisat ayırmıyor.
İLBER ORTAYLI
Kaynak : Milliyet
Kayıt: 2007-12-31 (00:32)
Mesaj: 380
Mesaj: 380
mnur demiş ki:
Bence de eksik yönlerini ver, okuması daha zevkli oluyo..
Bilgi konusunda da..dedigim gibi zor ya bosver napicaksın.. =)
Sana yardımcı oliyim biyografi okuma bak ünlü isimlerden Ergin Altay, Ataol Behramoğlu DTCF Rus dili mezunlarımızdan..
Bilgi konusunda da..dedigim gibi zor ya bosver napicaksın.. =)
Sana yardımcı oliyim biyografi okuma bak ünlü isimlerden Ergin Altay, Ataol Behramoğlu DTCF Rus dili mezunlarımızdan..
Okuması daha zevkli olduğundan değil ama hakikati ortaya koyma anlamında epey uzun bir yazı yazdım.
Sen yaz zor olup olmadığına biz kara verelim elbette zordur bir defa alfabe farklı ben hala ezberleyemedim harfleri çok emek isteyen bir dil ama benim için biraz mecburiyet haline geldi umarım öğrenmek nasip olur.
Öyle iki tane ile olmaz ben zaten biliyorum kaç tanesini ama bilinmeyen o kadar çok ki.


