Kayıt: 2008-02-12 (03:21)
Mesaj: 2.097
Yeryüzünün en büyük hayalet şehri 22 yıldır virane, yıkık ve kimsesiz halde ve 900 yıl daha, burada hiç kimse yaşayamayacak.
Bu bir korku filminin senaryosu değil, gerçeğin ta kendisi. 22 yıl önce, 26 Nisan 1986 akşamı, Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktöründe bir patlama yaşandı. Dünya bu faciadan zar zor haberdar oldu. Sovyetler'in iletişimi engelleme mekanizması tam olarak devreye girmişti. Ama sonunda korkunç boyutlara ulaşan nükleer faciayı gizleyememişti.
O gün bugün hayalet şehir olan Pripiat, 900 yıl daha böyle kalacak. Bilim adamları, Çernobil'den sızan en zararlı radyoaktif partiküllerinin yok olması için en az 900 yıl geçmesi gerektiğini söylüyor. Tüm radyoaktif partiküllerinin tamamen yok olması için ise, 48 bin yıl geçmesi gerekiyor…
Hiroşima ve Nagasaki'den beter
Çernobildeki 4 numaralı reaktörün patlaması sonucu Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan bombalarının 100 katı kadar radyasyon havaya karıştı, radyoaktif bulutlar rüzgarında etkisiyle Güney Afrika'ya kadar ulaştı. Yağan yağmurlar Karadeniz ve Edirne'de bulutları yere indirdi. En mütevazı rakamlara göre, üç ülkede 146 bin kilometrelik bir alan radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı.
Çernobil’den ürkütücü rakamlar
- 3 milyon çocuğun tedavi görmesi gerekiyor.
- Kazanın sonuçlarıyla başa çıkılması, “temizlik” ve patlayan reaktörün üzerini örten lahdin inşa edilmesi işlerinde çalışan 600 bin insanın radyasyona maruz kalmanın etkileri açısından sürekli olarak izlenmeleri gerekiyor.
- Yetişkinlerde tiroit kanserine rastlanma oranı kazadan sonra on kat artış gösterdi.
- 3 milyondan fazla insan faciadan doğrudan etkilenen Çernobil kurbanları statüsünde kayıtlı durumda.
- ,5 milyon hektarı aşkın zengin tarım toprağında artık kullanılamıyor.
- Şu anda bir milyonu çocuk olmak üzere 3,5 milyon insan, Ukrayna’nın radyasyonla kirlenmiş topraklarında yaşıyor.
- Sakat doğumlar ve büyüme bozuklukları Ukrayna’da % 230, Beyaz Rusya’da ise % 180 arttı. Şiddetli bağışıklık sistemi bozuklukları görülen çocuklara, 2 ile 3,5 kat daha fazla rastlanıyor.
- 380 bin kadar çocukta kan kanserleri, tiroit sorunları ve anemiler saptandı.
7.1 milyon insanın gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşaması bekleniyor.
Ve nükleer çalışmalar çeşitli ülkelerde hala devam ediyor…Yeni nükleer santralle kuruluyor…İnsanların hayatlarıyla ve gelecekleriyle oynamak bu kadar ucuz mu ?
Kayıt: 2008-02-12 (03:21)
Mesaj: 2.097
Dönemin yetkilileri Çernobil'in Türkiye'de üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı şeklindeki açıklamalarına karşılık radyoaktif değeri 600 Bq/kg’ın altında olduğu belirtilen ve İngiltere’ye ihraç edilen fındık İngiltere tarafından geri gönderilmiştir.
Yine 22 kasım 1986’da Almanya'ya gönderilen 320 bin mark değerindeki 40 ton iç fındık yüksek düzeyde radyasyon yüklü olduğu gerekçesiyle geri çevrildi.
Bunun ardından siyasi otoritenin Ünye’nin doğusunda üretilen ve radyasyon seviyesi yüksek kabul edilen 110.000 ton fındığın imha edilmesi şeklindeki kararı üzerine fındık borsasında fiyatlar arttı ve çikolata sektöründe şok yaşandı. Türkiye’nin kendi ürettiği, AET’nin yüksek radyasyon içerdiğini belirttiği fındıkların imha edilmesi uluslararası etki yaratacaktı. Sonuç olarak o yıl 135.000 ton fındık ihraç edildi.
Hatırlayınız o yıllarda ilkokul çocuklarına teneffüslerde paket paket fındık dağıtılıyordu…
Kayıt: 2008-04-20 (11:34)
Mesaj: 589
Ucuzdur orda araziler

dürre
Türkiye, İstanbul
Özel Gökyüzü Lisesi (Y.D.A.)
Kayıt: 2007-12-25 (20:46)
Mesaj: 1.477
Alıntı:
Ve nükleer çalışmalar çeşitli ülkelerde hala devam ediyor…Yeni nükleer santralle kuruluyor…İnsanların hayatlarıyla ve gelecekleriyle oynamak bu kadar ucuz mu ?
bence bu sorunun cevabı çok açık, hemde dünyanın her yerinde

1 defa değiştirildi
En Son: 2008-04-27 21:35:42
Kayıt: 2008-02-12 (03:21)
Mesaj: 2.097
Ezahir-el-Zebani demiş ki:
Ucuzdur orda araziler

Hocam yanlış yere mi açtım konuyu

Dur eğlence köşesine açıyım.
Kayıt: 2008-04-20 (11:34)
Mesaj: 589
Yazılanı okudum, bilgilendirdiğin için ayrıca teşekkür ederim.
Konu hakkında konuşmak gerekilirse ben hala Çernobil'in bir kaza sonucu oluşmadığını düşünüyorum. Bu kadar büyük bir aptallık ile yazıda dediğin gibi 900 yıllık bir gelecek karartılamaz. Yani bunu o devlet yapmaz
Kayıp şehir süs de tamamen psikolojik savaş. Bir ülkenin insanlarını öldürebilirsiniz bu normaldir, fakat arazisini öldürürseniz bu anormaldir
Rusya bunun için bu kadar örtbas etmiş olabilir mi

calilarınkusu
Türkiye, İstanbul
İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi
Kayıt: 2007-12-26 (14:54)
Mesaj: 156
çernobil geçmiş bir hikaye bende
bizi şuan candan tehdit eden ermenistandaki nükleer santrali
Metsamor, Ermenistan toprakları içerisinde, Türk sınırına 16 km uzaklıkta, Sovyet dizaynı eski bir nükleer enerji santralidir. Metsamor’un, çevresindeki ülkeleri her an için Çernobil benzeri bir problemle karşı karşıya bırakabilecek, eski teknolojiye ve yetersiz güvenlik önlemlerine sahip olduğu bir gerçektir. Tüm bunların yanısıra, önemli sismik hareketlerin olduğu bir yerde kurulmuş olması da tehlikeyi daha da artırmaktadır. Hemen Iğdır yakınındaki santralin olası kaza durumunda etkileyeceği ilk ülke Türkiye olacaktır. Türkiye’nin doğusunda, özellikle Metsamor santraline yakın yerleşim yerlerindeki insanların hayatlarının tehlike altında olduğu açıktır. Bölgedeki insanlar kazadan kurtulsalar bile gelecekleri ile ilgili şüpheleri her zaman olacaktır. Bunun yanısıra, Türkiye’nin büyük yatırımlar yaptığı, gelecek planlarını buna göre kurduğu GAP bölgesi büyük risk altındadır. Bununla birlikte çevredeki göller, ekili alanlar, topraklar tamiri uzun yıllar alacak zararlara açık olacaktır.
şuan bu metsamor santraliyle burun burunayız
http://www.youtube.com/watch?v=pEkvKwYQ-tA
MB69
Türkiye, İstanbul
İstanbul Teknik Üniversitesi
Kayıt: 2007-06-24 (14:42)
Mesaj: 5.661
vay be 900 yıl daha kulanılmayacakmış he

bilgilendirdiğin için saol hamza abi
Kayıt: 2008-04-20 (00:36)
Mesaj: 43
"Hemen Iğdır yakınındaki santralin olası kaza durumunda etkileyeceği ilk ülke Türkiye olacaktır"
Sanirim onlarin asil amaci da iste bu.
1 defa değiştirildi
En Son: 2008-04-30 01:16:36
Kayıt: 2008-04-29 (13:36)
Mesaj: 58
Bakan Aral: "Biraz radyasyon iyidir"
Radyasyonun etkileriyle ilgili yayınlara yasak getirilirken, halkı 'rahatlatma' kampanyası başlatıldı. Bakan Aral TV'ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral'ın akıllara kazınan bu görüntülerine "biraz radyasyon iyidir" sözleri eşlik etti.
Aral gazetelere verdiği demeçlerde de, ”dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu.
Özal: "Radyoaktif çay daha lezzetli"
Dönemin Başbakanı Turgut Özal "radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren "radyasyon kemiklere yararlıdır" diyordu.
"Çayları imha edin" denilen rapor görmezden gelindi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden (ODTÜ) bilim adamlarının yaptığı bir araştırmada 'çayların imha edilmesi gerektiği' uyarısı yapıldı. Zira bilim adamları çayda kilogram başına 10 bin ton bekörel oranında radyasyon tespit etmişti.
ODTÜ yine uyardı: "Çayları imha edin"
“1985 tarihli bazı Çay Çiçeği paketleri yüksek radyoaktivite göstermiştir. Çaydan suya geçen Cs yüzdesi halka bildirilen yüzde 3’ten çok daha yüksek olup, yüzde 65’tir. Günde 5 bardak çay içen bir kişi yıllık 65-105 mrem’lik bir doz alacaktır. Yılda 105 mrem’lik bir doz almak ise ICRP 1990’da tavsiye edilen sınırın üzerindedir. Radyasyonun eşik dozu yoktur ve maruz kalınan radyasyonu en aza indirmek için her türlü önlem alınmalıdır."
Bakan'dan yıllar sonra gelen itiraf: "Gizledik"
Bakan Aral, 1992'de özel bir söyleşi sırasında şöyle dedi: “Hükümet gerçekten de Çernobil’in Türkiye üzerindeki etkileri konusundaki gerçekleri ve rakamları gizlemiştir.”