DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ''1 Mayıs'ta emekçilere yaşattıklarından dolayı özür dilemesi gereken Başbakan, özetle 'En iyi savunma saldırıdır' diyor'' dedi ve Başbakan'ı ''hırçın'' ve ''saldırgan'' olmakla suçladı.
Süleyman Çelebi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP grubunda 1 Mayıs'ta yaşanan durumla ilgili yaptığı açıklamaya, yazılı bir açıklamayla yanıt verdi.
Açıklamada, "Suçluluk psikolojisi içinde kendini savunmaya çalışan Başbakan Erdoğan AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, 1 Mayıs 2008'in bütün faturasını yine işçi ve emekçilere çıkardı" denildi.
Açıklamada daha sonra, Başbakan'ın tutumunun arkasında yatan nedenler madde madde "açıklandı":
• AKP 2002'de işbaşına geldi. 2001 krizinden etkilenen kitleler, kriz sorumlusu olarak gördükleri partileri cezalandırdı ve AKP'yi iktidar yaptı.
• 2002-2007 arası, dünyada ekonomik durum iyi gitti. Türkiye de bundan yararlandı. Bu dönemde, Türkiye'ye bol ve sıcak para girdi.
• Ekonomi 5 yıl büyüdü, enflasyon da düştü. Ancak bu durum işsizliğin azaltılmasını sağlamadı. Yoksulluk sorunu “kömür", "gıda" paketleriyle kontrol altına alınmaya çalışıldı.
• Bu dönemde: çalışanların hakları yok sayıldı. AB sürecinde, ele alınmayan tek konu sendikal haklardır. Sosyal güvenlik ve sağlık haklarımız gaspedildi.
"Ekonomideki huzursuzluğun üstünü örttü"
• Şimdi de sırada, istihdam paketi adı altında kıdem tazminatı haklarımız elimizden alınmak isteniyor.
• AKP, başka gündemler yaratarak (türban, vb.) veya başka gündemleri takip ederek (cumhurbaşkanlığı, parti kapama vb.) ekonomideki huzursuzluğun üstünü örttü. Fakat öyle görülüyor ki AKP'nin saadet dönemi artık sona erdi.
• Dünyada ekonomik durgunluk önce ABD etkilendi, sonra Avrupa-Türkiye de bundan etkilenecek.
• İlk işaretler: Enflasyon yeniden yükseliyor, büyüme oranı düşüyor, işsizlik, gerçek olarak yüzde 20'lerde.
• AKP, bu gündemi gizlemek için, kendisini “mağdur" göstermeye çalışıyor.
"Faşizan tavır..."
• “Parti kapatma" davası nedeniyle, AB'ye sarılıyor. Ama “demokratlığı", “özgürlükçü" görünüşü, konu çalışanlara gelince faşizan bir tavra dönüşüyor.
• 1 Mayıs'ta bizim dile getireceklerimiz bunlardı (İş, aş, sosyal haklar, eşitlik, özgürlük) Ama fırsat vermediler. Çünkü yapay gündemlerinin değişmesinden korktular.
• Artık gündem, “ayaklar-başlar", “ayak-baş" gündemidir. Türk-Kürt, laik-şeriatçı gibi “yapay" kutuplaşmaların da gerçek çözümüdür. Türkiye'nin esas gündemi, işsizlik, yoksulluk, açlık, adaletsizliklerdir.
"Malum sendika..."
• AKP tarafından bunlar görüldüğü, uygulamalarının ve ekonomik-politik yönelimlerinin gerçek yüzünün işçi ve emekçiler tarafından açığa çıkarılacağını anladıkları için Sayın Başbakan “hırçın" ve “saldırgan"dır. AKP'nin gerçek yüzünü açığa çıkartacak bir güç olarak gördüğü için DİSK'in adını anmamakta ve “malum sendika" demektedir.
• Sayın Başbakan işçi ve emekçilerin etkili bir siyasi aktör olmasını istemiyor; halkın hiçbir kesiminin siyasi aktör olmasını istemiyor. Onun anladığı demokraside yönetenler “baş", yönetilenlerse “ayak"tır".
• Emek ve emekçi düşmanlığını politikalarının odağına yerleştiren siyasi iktidar mazlumların karşısında saf tutmayı yeğlemiştir. Eşyanın tabiatı gereği, karşıt kendi karşıtını yaratıyorsa; bugün emekçilere açlık, yoksulluk, baskı ve yasaklamaları reva görenleri, “bunlar 300-500 kişi" diye alay edenleri tarihin akışına havale ediyoruz.
