Üniversitelilerin Yeni Öğretim Döneminde Eğitim Modelleri Sorgulanmalıdır

Prof. Dr. İbrahim Ortaş <br /> Çukurova Üniversitesi
Kendisini sorgulamayan hiçbir kişi veya sistem sağlıklı gelişmez.
Yarının gelişmiş ve çağdaş bir Türkiye'si için Milli Eğitim, YÖK ve
Üniversiteler kendi eğitim sistemlerini mutlaka masaya yatırarak
sorgulamak zorundadırlar. Sorgulama bir bütün olarak ele alınmalıdır.


MEZUNLARIMIZIN KALİTESİ VE TOPLUMDAKİ PROFİLLERİ DÜŞÜK

Ülkemizin gelişmişlik düzeyi, mezunlarının kültürel yapısı, sorun
çözme yetisi, ve topluma hizmet sunma kapasitesi toplam olarak eğitim
sistemimizin kalitesinin bir göstergesidir. Neresinden tutarsanız
tutun, bugün ki eğitim sistemimiz baştan sona her yönü ile plansız
programsız, ne aradığını bilmeyen bir yapıda. Bunun doğal sonucu
olarak sistemin çıktısı olan mezunları da aynı şekilde plan ve
program yapamamakta, toplumda öncü rol alamamakta ve kendi başlarına
üretime katkı sunamamaktadırlar. Her yıl yüz binleri bulan
mezunlarının büyük çoğunluğunun aldıkları ezberci eğitimin de bir
yansıması olarak sağlıklı düşünme ve üretme yeteneklerini
sergileyemedikleri görülmektedir. Bu nedenledir ki toplum nezdinde ki
mesleki bilgisi ve sosyal profilleri çok düşük olmaktadır. Çukurova


Üniversitesi Öğretim Üyeleri üniversite öğrencileri ile yaptıkları bir araştırmada, gençlerin üniversitede
olaylara bakış, sorun çözme yönünde eğilimlerinin değişmediği ve
neredeyse üniversiteye geldikleri değer yargıları ile mezun
olmaktadırlar. Bunun anlamı üniversitelerimiz ve eğitim sistemimiz
öğrencilere çağdaş bir eğitim ve üniversitelilik ortamı
sunamamaktadır.


ÜNİVERSİTE NEDİR, TOPLUMA NE KAZANDIRIR?

Üniversite kelimesinin kökeni Latince'de "bağımsız tüzel kişiliğe
sahip ve müşterek çıkarları olan kişiler topluluğu" anlamına gelen
"üniversitat" kelimesine dayanmaktadır. Topluluğun müşterek çıkarları
"bilgi"yi aramak-araştırmak; bulmak ve yaymak olarak özetlenebilir.
Bugün bütün dünyada yüksek öğrenimin eğitim ve öğretimdeki temel
amacı, salt bir öğretim kurumu değil, aynı zamanda hedefi, işlevi ve
yükümlülüğü; bir ülkenin nitelikli yetişmiş insan gücünü sağlamak,
insan gücünü yetiştiren bilim insanı veya öğretim üyesi yetiştirmek,
evrensel ölçekte araştırma faaliyetleri ile bilgi üretmek, üretilen
bilgiyi teknolojiye dönüştürmek ve topluma aktarabilmektir.
Üniversite eğitimi veya yüksek öğretimin amacı kişiye bir mesleğin
gerekli bilgilerini sağlamaktan önce ve onun ötesinde; bir bütün
olarak kişiyi hayata hazırlamak ve geliştirmek için bulunduğu
coğrafyadaki toplumu, dünyayı ve evreni tanıması-öğrenmesi olanağını
sağlayan bir ortamdır.

Ayrıca öğrencinin olay ve olguları analiz edebilmesi, yaşamsal
amacına uygun olarak kendisini kültürel olarak geliştirmesi, olaylara
bakış açısını akıl süzgecinden geçirerek olgunlaşmasını sağlamalıdır.
Yüksek öğretim için üniversite kapısına ayak basan kişi iyi ve
başarılı bir mezun olmadan önce ve mesleğin (zanaatının)
inceliklerini öğrenmenin ötesinde, "iyi insan-iyi yurttaş, akılı
insan"; uygar ve kültürlü, bir birey; bilgi küpü olmaktan çok,
bilginin nerde olduğunu ve nasıl aramasını bilen, çok boyutlu
düşünebilen ve düşündüklerini açık, net, düzgün bir dille, inandırıcı
bir biçimde yazan ve anlatabilen bir kişi olmalıdır. Ayrıca mezun
olan kişi, iletişim çağının gereği olan olay ve olgular süreci içinde
sosyal yaşamın (toplumun) oluşumunu ve işleyişini kavrayabilecek
kadar temel kavramlardan haberli olmalıdır. Eskilerin ifadesi ile dünyadan haberdar olması için
öğrencinin üniversite dersliklerinde öğrendiği teorik bilginin
ötesinde üniversite ortamını teneffüs ederek çeşitli sosyal
faaliyetlerde (konferans, seminer, panel, kurs, sergi, konser,
tiyatro, sinema v.b.) girmesi gerekir ki bu faaliyetlerin kişinin
ileriki yaşamında dünya görüşünün şekillenmesinde yaşamdan haz almasına kadar pek çok konuda yararlı olmaktadır. Sınıf dışı bu faaliyetler insanı insan yapan nüvelerdir. Aslında gelişen dünya
ülkeleri bugünlerde Sokrates ve Erasmus programları ile gençlerini
dünyadan haberdar etmek için farklılıkları tanımasını sağlamaya
çalışmaktadırlar.


EĞİTİM SİSTEMİMİZ EZBERCİ VE KİŞİYİ GELİŞTİRMİYOR

Ezberci eğitim, bilgiyi günlük öğretir veya ezberletir, fakat onun ne
işe yaradığını ve nasıl kullanılması gerektiğini öğretmez. Modern
eğitim anlayışında bu metot artık çoktan rafa kalktı ve onun yerine
bugünkü bilgi toplumunun ve iletişim çağının gereği olan bilginin her
yerde ulaşılabilir olduğu bir dönemde, öğretmenin bildiklerini
öğrencilere aktarması yerine öğrencinin öğrenmeye yönlendirilmesi,
sorun çözmeyi kendi kendine öğrenmesi hedeflenmelidir. Burada temel
espri öğrenmesi gereken öğrencinin kendisidir. Öğretmen yalnızca
yardımcı rehber, koordinatörüdür ve güdümleyici, ancak yine öğrenmeyi
öğrencinin kendisi becermelidir. Buradaki amaç artık öğrencinin bilgi
depolamayı değil, düşünmeyi öğrenmesidir. Düşünmeyi öğrenen kişi de,
o düşünceyi nasıl ve nerede kullanacağını yöntem olarak beni
mser. Böyle bir eğitim eleştirel ve yaratıcı bir düşünce
eğitimidir. Bu tür eğitim aktif öğrenme olarak tarif edilmektedir.
Aktif öğrenme aynı zamanda kolektif çalışmayı içerdiği için kişinin
toplumsal düşünmesini de sağlamaktadır.


EĞİTİM VE ÖĞRETİM SORUN ÇÖZMEYE DAYANMALI MODELLERE GEÇMELİ

Üniversite eğitimi sorun çözebilen insan yetiştirmeyi hedeflemelidir.
Mezun olan öğrencilerimizin büyük çoğunluğu karşılaştıkları sorunu
çözmeyi bilmedikleri sık sık gündeme gelmektedir. Ayrıca eğitim
sistemi analitik düşünmeyi sunmadığı ve sorun yanlış algılandığı için çözümü de başka yerde aranmaktadır.
Ülke olarak sorunların doğru algılanması ve nasıl çözülebileceği
konusunda zihinlerin zinde olması gerekir. Sorgulayıcı ve sorun
çözücü interaktif yaklaşımlar sağlanması gerekir. Bu da
interdispliner yaklaşımla sağlanabilir. Bu yaklaşım kişinin kendisini
tanımasını ve çevresinde olup bitenlerin farkına varmasını ve
eğiliminde değişimlerin yaratılmasını sağlar.


Günümüz teknolojisinde aktif eğitim ve problem çözmeye dayalı eğitim
yöntemleri veya bütünleşmiş eğitim sistemi klasik eğitime göre daha
nitelikli insan gücü yetiştireceği beklenilmektedir. Probleme dayalı
öğrenme sisteminde DÜŞÜNME, SORGULAMA, ARAŞTIRMA VE ÜRETİME geçiş bir
bütünlük içinde işlenmektedir. Ayrıca aktif öğrenmede küçük gruplar
halinde sorgulayarak öğrendiği için kişi yaşam boyu sorgulayıcı
niteliğe sahip, yeni gelişen teknolojiye daha çabuk adapte
olmaktadır. Ülkemizde bir iki üniversitede uygulanan bu modelin tüm
üniversitelerde pilot olarak başlanması ve sonuçlarının kamuoyu ile
paylaşılması gerekir. Belki bu model İlköğretime kadar
yansıtılmalıdır. Çünkü sorunun temeli aşağıdan yani İlköğretimden
gelmektedir.


Klasik eğitimde eğitmene dayalı öğrenmede gündelik hayattan kopuk,
pratik hayatın sorunlarının ötesinde ezbere dayalı karmaşık ve
anlaşılmaz bilgi yerine, düşünsel bir uğraşı içinde pratik,
insanların sorunlarının çözümüne yardımcı bir uğraş olarak kişiyi
işin içine çekmek daha öğretici olacaktır. Bu bağlamda toplumsal
sorunların çözümüne, doğa bilimlerinin de başarısını dikkate almalı
ve bunların üzerine kurulmalıdır.
Bütün dünyada yüksek öğretim de temel hedef "daha kaliteli" bir
eğitim vererek yarının iyi beyinlerini yetiştirmektir. Kaliteli
eğitim bir yerde kurumun doğrudan öğretim üyelerinin kalitesi öğrenci
kalitesine yansımaktadır. Doğal olarak sorun çözmeye dayalı eğitim
sistemi beraberinde öğretim elamanı kalitesi ve potansiyelini gündeme
getirecektir. Çünkü aktif öğrenme yapacak öğretim üyesinin
isteklendirme güdüsünün ve bütünsel bakma kapasitesinin yüksek olması
gerekir. Bu bakımdan öğretim üyelerinin statüleri değişmek zorunda
kalacak. Araştırmacı, öğretici, hem araştırıcı hem de öğretici
öğretim üyesi yanında yalnızca yönetici öğretim üyesi kadrosunda
öğretim üyesinin oluşturulması gerekir. Bu konu ileride tartışılır.


YAN DAL EĞİTİMİ SAĞLANMALIDIR

Gelecekte ülkede yetişkin ve çok yönlü düşünen ve üreten bireyler
yetiştirmek için mutlaka çok boyutlu olarak eğitilmeleri gerekir.
Bunun için üniversite öğretimi süresince birden çok programı aynı
anda tamamlamaları gerekebilir. Birden çok alan kişilerin analiz ve
sentez yeteneğinin gelişmesine katkıda bulunacaktır. Aslında insan
beynin çalışma prensiplerine de uygun düşmektedir. Bu da her alanda
öğrencinin yoğun eğitimler görme dönemini beraberinde getirecektir.
Örneğin Matematikçi aynı zamanda felsefe eğitimini de sürdürecek.
Veya Tıp Doktoru aynı zamanda psikoloji görecek, belki buna güzel
sanatlar katılabilir.


ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ NEYİ ÖĞRETMEYİ HEDEFLEMELİ

Öğretmen merkezli eğimden öğrenici merkezli öğrenmeyi hedeflemeli,
Sorgulayıcı ve araştırıcı modeli amaçlayan,
Dinleyen ve verileni alan tüketici öğrenme sisteminden düşünmeye
yaratmaya ve keşfedici öğreten sisteme geçmeyi,
Bireysel öğrenme yerine işbirliğine dayalı toplumcu ve kolektif
olarak birlikte öğrenmeyi hedefleyen,
Teorik dersler yanında uygulamalı, pratik öğrenmeyi benimseyen,
Belirli bir alanda bilgi birikimi oluşturmak yerine problem çözmeye yönelmeye,
Güncel öğrenmeyi günün koşullarına göre düzenlemeyi, seçimlik ders
sayısının arttırılması, ders notlarının günün koşullarına göre
yenilenmesi, yeni dersler konulması vb.
Kurumlar arası akademisyen öğretim üyesi transferi ile bilgi
dolaşımından yararlanmayı,
Güçlü bir öğrenmeye isteklendirmesi için, kavramsal amaçlara vurgu
yapmak yerine bireysel bilgi ve beceri kullanımını artıran amaçlara
vurgu yapmayı ön plana çıkarmaktır.


YÖNETİCİLERİN ÇİZECEĞİ YOL HARİTASI ÇOK ÖNEMLİ

Vehbi Koç, ''Bu memleket ancak iyi yetişmiş, iyi eğitilmiş insan
gücüyle kalkınabilir'' diyordu. Bir memleketin kalkınması yetişmiş
insan gücüne bağlıdır. Bu da üniversitelerin öğrencilerine vereceği
mesaja bağlıdır. Yükseköğretimin yöneticileri eğitim ve öğretin
modellerini yani yol haritaları ile öğrencilerine, öğretim üyelerine,
çalışanlarına ve hata topluma hedef ve umutlar sunmaları
gerekmektedir. İşin zoru ne kadar kaliteli öğrenci yetiştirdik,
bunlardan kaçı işe girebildi, kaçı kendi yeteneğini sergiledi, ne
kadar her yönü ile üniversiteyi üniversite yapacak yetenek ve
bilimsel kapasitede bilim adam yetiştirdik, ne kadar buluş, patent,
araştırma yaptık olmalıdır. Yaptıkları araştırmaların kaçı başka
araştırıcılar tarafından dikkate alınmakta ve üretime dönüştürülmek
istenmektedir. Maalesef biz şimdilik bu konuların çok uzağındayız.


Yapılması gerekenler;

1. Eğitim ve Öğretim bir bütünlük içerisinde her türlü kaygıdan ve
art düşünceden uzak olarak masaya yatırılmalı ve her yönü ile
sorgulanmalıdır.

2. YÖK yasası çağdaş bir yüksek öğretim yasasına dönüştürülecek
şekilde geleceğin eğitim modeline göre yeniden ele alınmalı.

3. Ezberci eğitim sistemi yerine düşünen, sorgulayan, araştıran ve
üreten bir yapıda probleme dayalı aktif eğitim sistemine geçilmesi
tartışılmalıdır.

4. Ülkenin ihtiyaç duyduğu iş alanlarına yönelik yüksek öğretim
programları yapılmalıdır.

5. Öğretim üyesi yetiştirme programı yeniden ciddi olarak ele
alınmalı ve öğretim üyeliği bir iş kapısı değil bir yaşam biçimi
olacak standartlara kavuşturulmalıdır.

Yeni bir öğretim yılına gerçek üniversite yaratma umudu ile
kolaylıklar ve zihin açıklığı dilerim. Yazara Mail: asportas@cu.edu.tr

2004.15.10

Aradığın bilgileri bulamadın mı? Sorularını Mesaj Panosuna yaz!
Yardımsever Turkstudent topluluğundan kısa sürede cevap alacaksın ;-)
» Mesaj Panosuna geçmek için tıkla!
Ücretsiz Kayıt Ol