Maaş Ünvana mı Yoksa Bilime mi?

Prof. Dr. İbrahim Ortaş<br /> Çukurova Üniversitesi
Üniversitelerde bilim adamı yetiştirmenin birinci basamağı olan
araştırma görevliliğinin özlük haklarının iyileştirilmesi ve böylece
araştırma görevliliğinin cazip hale getirilmesi uzun süredir
tartışılan bir konu olmakla birlikte, bu güne kadar iyileştirme
yönünde hiçbir somut çalışma yapılmamıştır. Bilim ormanının fidanlığı
olarak görülmesi gereken Araştırma Görevliliğinin en üst düzeyde
teşviki son derece önem taşırken, son yıllarda gerçekleştirilen maaş
iyileştirmelerinde, araştırma görevlileri hiç konu edilmemiştir. Kimi
zaman iyileştirmeler araştırma görevlilerinin yararlanamadığı ek ders
ücretleri üzerinden yapılmış ve bilerek yada bilmeyerek Yard. Doç ve
Araştırma görevlilerinin bu iyileştirmelerden yararlanması
engellenmiştir.


Profesör ve doçentlerin maaşına zam yaparak,
üniversitelerden yükselen sesleri kısmen de olsa azaltmak ana amaç olmamalıdır. Burada
amaç, sağlıklı, verimli, üretken ve çağdaş eşdeğerleriyle yarış
halinde bir üniversite toplumu yaratmak olmalıdır. Üniversite
toplumunda "akademik personel" kimlik kartı verilen araştırma
görevlileri ve yardımcı doçentlerin varlığının inkar edilmesi, zımnen
profesör ve doçentlerin varlığının inkar edilmesi değil midir?
Ülkemizin, gelecekte bilgi toplumundaki yerini alabilmesi için, en
iyi beyinleri üniversitelere ve araştırma kurumlarına taşıması
gerekir.

Uzun süren mücadele ve kamuoyu baskısı sonucu kabul edilen
küçük bir maaş artışı ile Doçentler ve Profesörler memnun edilmiş
gibi görülebilir. Ancak üniversitelerin maaş artışı istemesindeki
temel amaç, nitelikli bilim adamı bulmak, bir çok yetenekli
araştırmacı arasından en iyisini seçmektir. Bir başka ifadeyle,
yüksek kapasiteli, çok yönlü eğitilmiş, aktif, dinamik, heyecanlı,
motivasyonu yüksek, yabancı dil bilen, girişken, yeni perspektifler
geliştirebilen ufku geniş, paylaşımcı kişilerin üniversitede
tutulması ancak özlük haklarının iyileştirilmesi ile gerçekleşebilir.
Aksi halde, yukarıdaki özelliklere sahip ve bilimsel potansiyeli
oldukça yüksek genç beyinlerin özel sektöre gitmeleri kaçınılmazdır.


Bunun sonucunda da geriye, sadece hocasının gölgesinde
yürüyebilen, en iyi meziyeti söyleneni yapmak olan bilim adamları
kalabilmektedir.
Eğitimsiz bir personelden daha düşük maaş alan nitelikli personelin
üniversitede tutulması nasıl mümkün olabilir? Bu sorunun cevabı
bulunmadıkça, Türkiye üniversitelerinin olması gereken noktaya
ulaşması, çağdaş gelişmiş üniversitelerle yarışması söz konusu bile
olamaz. Yetkililerimiz, salt pragmatik düşünce ile, biraz zam yaparak
bilim adamlarını uyuttuklarını düşünüyorlarsa ne yazık ki
yanılıyorlar.


Üniversiteliler olarak, üniversite kalitesinin artırılması için Yard.
Doç., Ar-Gör ve diğer araştırıcıların mali durumlarının bir bütünlük
içerisinde iyileştirileceğini bekliyorduk. Ancak, şu anda tam bir
hayal kırıklığı ve üzüntü içerisindeyiz. Yapılan iyileştirmeye
yardımcı doçent ve araştırma görevlilerinin dahil edilmemesi,
neredeyse sınıfsal bir ayrım yapıldığını çağrıştırmakta ve genç
araştırıcıların, devletin kendilerini dışlamış olduğunu
hissetmelerine neden olmaktadır. Bugün bazı kurumlarda, son derece
başarılı, üretken, Ar-Gör, ya da Yard. Doç. kadrosunda olan gençler,
hayatında çok az yayın yapmış, hiçbir proje üretmemiş bazı hocaların
ağırlığı altında ezilmektedir. Başarılı insanların teşvik edilmesi ve
onurlandırılması batılı ülkelerde sık aralıklarla yapılmaktadır.


Bu durumun ihmal edilmemesi ve gençlerin küstürülmemesi
gerekir. Eminim ki bu ülkenin gelecekte bilgi toplumunun koşullarını
yakalamış, çağdaş batılı anlamda medeni, üreten, mutlu bir toplum
olmasını isteyen yetkililerimiz iyi fidanlarının bahçelerinde
kalmasını isteyeceklerdir. Bunun yolu iyi ücret ödemekten geçiyorsa, ödenmelidir.

Aksi takdirde kötü, zayıf fidanların oluşturduğu bahçenin ürünleri hiçbir değer taşımaz.
Üniversitelerde işin sürekliliği söz konusu olduğu için görevler arasında ayrım yapılmaması gerekir.
Sürekli çalışan, yayın yapan, taşıdığı unvanı
sonuna kadar hak etmiş bilim adamları Ar-Gör ünvanlı olabilir de
profesör ünvanlı da.
Sağduyu sahibi yetkililerimizin Ar-Gör ve Yard. Doç. arkadaşlarımızın
maaşları konusunu en kısa zamanda çözeceklerine olan inancım tamdır.
Bu yanlış uygulamaya, adaletin en önemli temsilcisi olan Sn.
Cumhurbaşkanımız tarafından da dikkat çekileceğini ummaktayız.

31/12/ 2002 Adana

Aradığın bilgileri bulamadın mı? Sorularını Mesaj Panosuna yaz!
Yardımsever Turkstudent topluluğundan kısa sürede cevap alacaksın ;-)
» Mesaj Panosuna geçmek için tıkla!
Ücretsiz Kayıt Ol