Türklerin Belçika'da Eğitimdeki Yeri ve Sorunları

Dr. Altay A. Manço - Belçika eğitim sistemindeki Türk öğrencilerinin sayısı 1970'lerin başından beri büyük bir artış göstermiş, neredeyse ikiye katlanmıştır. Bu artışın hızında belirgin bir yavaşlamanın hissedilmesine rağmen, daha bir kaç yıl süreceğe benzemektedir.
Dr. Altay A. Manço, Liège Üniversitesi Öğretim Üyesi, Belçika

TÜRKLERİN BELÇİKA EĞïTïM SİSTEMİNDE YERİ

Belçika'nın Fransızca konuŞulan kesiminde (Valonya ve Brüksel) 27.000 Türk genci yaŞamaktadır (3-24 yaŞ). Bir o kadar genç de Flaman bölgesinde bulunmaktadır. Halen bunların 19000'i ülkenin Fransızca konuŞulan güneyinde, 17000'i ise ülkenin Hollandaca konuŞulan kuzeyinde bir okula devam etmektedirler.

Valonya ve Brüksel'de 3000 çocuk anaokullarına, 8000 öğrenci ilkokullara, 7000 genç ortaokul ve liselere, 400 kadar genç de yüksek öğrenime devam etmektedirler. Flaman bölgesinde bu sayılar sıra ile 4000, 8000, 5000 ve 200 olarak belirlenmiŞtir. Bu gurubun eğitim derecelerine göre % 40-50'lik bir bölümü kızlardan oluŞmaktadır. Eğitim sistemindeki Türk öğrencilerinin sayısı 1970'lerin baŞından beri büyük bir artıŞ göstermiŞ, neredeyse ikiyle katlanmıŞtır. Bu artıŞın hızında belirgin bir yavaŞlamanın hissedilmesine rağmen, daha bir kaç yıl süreceğe benzemektedir. Türk öğrencilerinin aŞağı yukarı % 4'ü özürlü okullarına devam etmektedir. Bu oranı Belçikalı özürlü gençlerin sayısı ile karŞılaŞtırırsak (% 2), iki katı daha yüksek olduğunu ve 1974'ten bu yana artmakta olduğunu gözleriz. Belçika'da Türk çocuklarının ancak bir bölümü anaokul eğitiminin tamamını (üç yıl) izlemektedir. Kaldıki bunların üçte birinin devamsız olduğu tespit edilmiŞtir. 1991'de yapılan bir anket sonucu, Türk çocuklarının üçte ikisinin ilkokulda en az bir kere sınıfta kaldığı gözlenmiŞtir. Bunların % 25'i diploma alamazken, ortaokullara devem eden gençlerin % 60'ı meslek okullarına kayıtlıdır, % 40'ı en az bir defa sınıfta kalmıŞtır. Gençlerimizin ancak yarısı orta öğrenim diploması alabilmektedir. Liseyi bitirenlerse üçte biri aŞmamaktadır. Her elli gençten ancak biri yüksek öğrenime kayıt yaptırmakta ; bunların da ancak yarısı eğitimlerini tamamlayabilmektedir.

ANAOKULU EĞïTïMï VE SORUNLARI

Belçika'da eğitim sistemi 2,5-6 yaŞ çocuklarına seslenen anaokulu ile baŞlar. Eğitim yaŞanılan bölgeye göre Fransızca, Hollandaca veya Almanca yapılır. Anaokulu mecburi eğitime dahil değildir. Ancak, 3 yaŞından itibaren Belçikalı çocukların hemen hepsi (% 98) ücretsiz olan anaokulularına devam ederler. Anaokulunu izlemeyen veya devamlı izleyemeyen çocukların ilkokulda baŞarı düzeyinin düŞük olduğu gözlenmiŞtir. Türk çocuklarının anaokullarındaki varlığının son yıllarda artmasına karŞın, ilgili yaŞ grubunun ancak % 80'i gerçekten eğitim görmektedir. Devamsızlıklar haliyle eğitim kalitesini etkilemektedir ve yabancı dil öğrenimini zorlaŞtırmaktadır. Türk çocuklarının genel olarak eğitim alanındaki sorunlarının bir bölümü, anaokul çağındaki devamsızlıklarından kaynaklanmaktadır. Kimi aileler, anaokullarını sadece bir bakımevi veya yuva olarak görmektedir. Bu bağlamda aile, anaokullarının eğitim ve öğretim iŞlevlerini gözardı etmektedir. ∑üphesiz okul, göçmen çocuklarının sosyalleŞme ve uyum sürecinde temel kurum olarak görülmelidir. Ancak göçmen ailelerin uyum sürecini Şekillendirebilecek bir eğitim siyasetinin yokluğu, Belçika'daki göçmenlerin uyum bilincini de zedelemiŞtir. 1997 yılında Liège Üniversitesi tarafından yapılan bir araŞtırmada göçmen aillerinde ilkokul öncesi eğitime baŞlama yaŞının ailenin yapısıyla iliŞkili olduğu gözlenmiŞtir. Kalabalık ailelerin çocukları diğerlerine oranla daha geç okula baŞlamaktadırlar. Ayrıca, Türkiye'de doğan çocukların Belçika'da doğanlara göre anaokuluna daha geç baŞladıkları bilinmektedir. Kendileri eğitim görmemiŞ ana-babaların çocukları diğerlerine göre okula geç baŞlamaktadırlar. Annenin yaŞının, ilk çocuğun okul eğitimine baŞlama yaŞıyla iliŞkisi vardır : annenin yaŞı ne kadar gençse çocukta o denli geç eğitim alacaktır. Yabancı dil bilgisi kıt olan ana-babaların çocukları anaokuluna geç baŞlamaktadırlar. Türk ailelerinde, anaokullu çocuklar genellikle babaları tarafından okullarına götürülmektedirler. ïŞ sahibi babalar çocuklarını anaokuluna diğerlerine göre daha erken yaŞta ve hergün daha erken saatlerde bırakmaktadırlar. Babanın bu rolünü çalıŞmayan anne üstlendiğinde çocuklarda devamsızlık oranı büyümektedir. Belçika'da ev ve meslek sahibi olmuŞ ve bu memlekete uzun zamandır temelli yerleŞmiŞ göçmen ailelerinde, ilkokul öncesi eğitim dahil, öğrenime genel olarak verilen önem büyük olmakta ve bu çocukların okula devamına olumlu olarak yansımakta. Kısaca, velilerin iŞ hayatı ve akŞam yatma, sabah kalkma saatleri, okullu çocukların eğitim kalitesine etki edebilmektedir.

Liège'de yapılan ankette, öğrenci, öğretmen ve velilerin iliŞkilerine dikkat edilmiŞtir. Değerlendirme sonucunda, Türk velilerin ancak yarısının çocuklarının öğretmenleri ile devamlı iliŞki içerisinde oldukları anlaŞılmaktadır : bu velilerin okuldaki toplantılara katıldıklarına iŞaret edilmektedir. Özellikle annelerin okullarla iliŞkilerinin daha yoğun olduğu görülmektedir. Kimi anneler gerektiğinde öğretmenlere yardım edebilmekteler. Görüldüğü gibi anneler, okulla aile arasındaçok önemli bir kenetlenme unsuru olabilmektedirler. Bu göçmen kadınların yabancı dil bilgisi konusunu gündeme getirmektedir. Okul ve göçmen aile, iliŞkileri sayesinde karŞılıklı olarak birbirlerinden neler bekleyip birbirlerine neler getirebileceklerini anlayabilirler. AnlaŞmanın olumlu etkileri çocukların eğitimdeki baŞarısına yansımaktadır. Okullar ve aileleri yaklaŞtırmaya çalıŞan projelerin mutlaka desteklenmesi gerekmektedir. Velinin öğretmenlerle temasında, uzlaŞmayı sağlayacak belirli bir dil birikimine ihtiyaç vardır. Bununla birlikte Fransızca veya Hollandaca bilmeyen velilerin de eğitimcilerle uzlaŞabildiği gözlenebilir. Nitekim Türklerin yoğun olarak bulundukları kimi mahallerde, okul yöneticileri, öğrencilerin velileri ile sağlıklı ilŞkiler kurulmaya özen göstermektedirler. Aile ile okul arasındaki sosyal iliŞki, dil bilmeyenler için komŞular, tercümanlar aracılığıyla kurulabilmektedir. Göçmenler arası yardımlaŞma, Belçika'ya yeni yerleŞen ailelerin da kaynaŞmasına destek olmaktadır. Okullarda gerçekleŞtirilen velilere yönelik etkinlikler (dil kursları, toplantılar, gösteriler, günler, vs.) iletiŞimi kolaylaŞtırdığı kadar, velilerin okulla bağdaŞlaŞmasını sağlamaktadırlar.

İLKOKUL EĞïTïMï VE OKULDA BAŞARI

Son yıllarda yapılan araŞtırmalar, Türk çocuklarının Belçika'da ilkokulda baŞarısız olduklarını göstermiŞtir. Bu öğrencilerin % 60'ı ilköğrenimleri sırasında en az bir kez sınıfta kalmaktadırlar. Aynı oran, Belçikalı öğrenciler arasında % 20'dir. ïlkokul döneminde baŞarısızlıklar, fransızca konuŞulan Valon bölgesinde daha yoğundur. Aynı bağlamda araŞtırmalar, Belçika doğumlu Türklerin, Türkiye'den gelenlere oranla, daha baŞarılı olduğunu ıspatlamıŞlardır. Türk çocuğunun okuldaki baŞarısızlığı en önce eğitimin verildiği dili yeterince bilmemesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca, psikolojik açıdan, iki "dünya", iki kültür ve hatta iki lisan arasında ikileme giren çocuk, Şüphesiz sorunlu bir kimlik geliŞtirebilmektedir. Dolaysıyla gerek okulu ve gerek ailesi ile yaŞadığı kültür çatısmalarının eğitimdeki baŞarısına darbe vurması olasıdır. Bunun yanında, göçmen ailelerinin yaŞayabileceği ekonomik sıkıntılar, baŞarısızlığı körüklemektedir. Belçika eğitim sistemi, tarihi boyunca, kendisine fırsat eŞitliğini, fikir özgürlüğü ve sosyal adaleti bir ideal olarak belirlemiŞtir. Ancak, bu sistem farklı kültürlerden gelen göçmen gruplara hizmet götürmekte zorlanmakta, baŞarısızlığa uğramakta ve eğitim alanında ayrımcılığa neden olmaktadır. Örneğin, 90'lı yıllarda toplanan Belçika Sosyal Alanda ÇalıŞan Türkler Birliği üyeleri araŞtırmalarında, kırsal kesimden gelen Türk ailelerinin, Belçika eğitim kurumlarından çekindiklerini ; burada endiŞe ve arzularını yeterince dile getiremediklerini gözlemiŞtir. Ayrıca, 1970'lerde Belçika'ya göç eden Türklerin üçte bir gibi önemli bir bölümünün okula gitmemiŞ olduğunu anımsamak anlamlıdır. Aslında Belçika okulları ve göçmen veliler arasında yok diye bileceğimiz kadar az olan iliŞkiler bu karŞılıklı dıŞlanma gerçeğine ıŞık tutmaktadır.

BELÇïKA'DA TÜRK DïLï VE KÜLTÜRÜ EĞïTïMï

Belçika'da Türk dili eğitimi, Avrupa Konseyinin karaları doğrultusulda, azınlık dilleri eğitim programları bünyesinde hayata geçirilmektedir. Dersler, Türkiye'den gelen ve T.C.'nin görevlendirdiği öğretmenler tarafından verilmektedir. Bu öğretmenler, altı yıl kadar hizmet verdikten sonra Türkiye'ye geri dönmektedirler. Aralarında yabancı dil öğrenen ve Belçika eğitim sistemine intibak edenlerin sayısı azdır. Verilen dersler, genellikle Türkiye'de izlenilen müfredata sadıktır ve Avrupa'da yaŞayan gençlerin gündemine uygulanması Şarttır. Dersler akŞam saatlerinde, kısıtlı bir çerçeve içerisinde verilmektedir. Belçika okullarının bu dersi bünyelerine ciddi bir Şekilde entegre etme arzusunu gösterdikleri söylenemez. Bu yetersizlikleri gidermek için halen kimi çalıŞmalar yapılmaktadır. Bunlara Avrupa'da eğitim görmüŞ Türk asıllı eğitim ve dil uzmanlarını ortak etmek gerekmektedir. Diplomatik kanal aracılığıyla elde edilen bilgilere göre, bugün Belçika'da 8000'e yakın Türk öğrencisi Türk dil etkinliklerine katılmaktadır. 150 kadar Türk eğitmen bu alanda hizmet vermektedir. ÇalıŞmalar, özellikle Türk çocuklarının yoğun olduğu mahallelerde gerçekleŞtirilir. Türkçe derslerinden faydalanan en büyük öğrenci kitlesi ilkokulda okumaktadır. Ayrıca ana ve orta okullarda da Türkçe dil dersleri verilmektedir.

Belçika'nın üç büyük üniversitesinin (Liège, Gand, Brüksel) eğitim müfredatlarına Türk dil etkinliklerini dahil etmiŞtir. Ancak bu ek programlar Türkçe öğretmeni yetiŞtirmek için yeterli değildir.
Brüksel üniversitesinin gerçekleŞtirdiği bir ankette, Belçika'da doğup büyümüŞ Türk gençlerinin % 80'inin Türk dilini rahatlıkla konuŞup, okuyup yazabildiğini göstermektedir. Bu baŞarıda ailelerin payı büyüktür. Ancak aynı gençlerin yaŞadıkları bölge dilini bilme dereceleri nispeten düŞük olabilmektedir : gençlerin % 66'sı bu alanda hiçbir zorluk çekmediklerini söylemekteler. Fransızca veya Hollandaca dıŞında baŞka bir yabancı dil bilen Türklerinin gençlerinin sayısı çok azdır. Belçika'daki Türk gençlerinin hemen hepsi Türk yazılı basınını ve televizyonlarını izlerken, ancak % 60'ı aralıklı olarak Belçika basınını okumakta. Bu veriler öğrencilere birden çok dili birden öğretmenin yollarını aramanın önemini gündeme gertirmektedirler. Anadile verilen önem, yabancı dilleri öğrenmenin temel anahtarı olduğu gibi, aynı zamanda kültürel uyuma atılan bir adımdır. Ancak, yaŞanılan memleketin dilini veya dillerini iyi bilmek sosyal ve ekonomik uyumun anahtarıdır. Böylelikle iki dil, iki kültür arasında geliŞtirilen mantık unsuru bireysel entegrasyonu kolaylaŞtıracak bir güç, bir seçkinlik olacaktır.

ÖZÜRLÜ EĞïTïMï VE SORUNLARI

Belçika'da özel eğitim hizmetleri, fizik veya zihinsel özürlü çocukların devam ettiği öğretim müfredatlarıdır. Bu okullar, ana, ilk ve orta düzeydedir. Bu okullara giden çocukların yaklaŞık % 70'i, baŞarısızlıkla sonuçlanan ilkokul eğitimi sonucunda, özel eğitime, 9-10 yaŞına doğru gönderilir. ïstatistikler yaklaŞık 1500 Türk çocuğunun özel okullara devam ettiklerini tesbit etmiŞtir. Bu oran, ilkokul öğrenimi gören toplam öğrencilerin 4,7'sidir ve aynı öğrenimi gören Belçikalı çocukların oranının iki katıdır. Bu göçmen çocukların yarıdan çoğu (% 55) ilkokula devam etmektedir. Özel (spécial) orta öğrenim öğrencilerinden % 59'u Flamanca, % 41 ise Fransızca konuŞan bölgede okumaktadır. Özel ortaokullardaki Türk çocuklarının ancak % 30'u kız çocuklarıdır. BaŞarısız öğrenciler, fakir mahalle okullarına ve bu okulların meslek eğitimi bölümlerine doğru kaydırılmaktadırlar. Kimi zaman yaŞanan öğrenim zorlukları, kimi öğretmenlerce güya kötü aile eğitimine, sözde akraba evliliklerine ve hatta çocukta gözlendiği sanılan kalıtımsal, ruhsal ve zihinsel bozukluklara dayandırılmaktadır.

ïlkokulun ilk yıllarında zorlanan sağlıklı bir çocuk, kendisini bu Şekilde özürlü okullarında bulabilmektedir. Yabancı ailelerin yaŞam koŞulları hakkında genelde bilgisi az olan ve önlerindeki vakaları salt birer Batılı gözü ile algılayan öğretmen ve psikologların önerileri ile -haklı veya haksız olarak- en baŞarısız öğrenciler belki de bir daha hiç çıkamıyacakları özürlü okullarına sevk edilmekteler. Bu, kimi "sorunlu" öğrencileri okul dıŞı bırakırken, adı geçen merkezlere ve halen boŞalmaya yüz tutmuŞ kimi özürlü okullarına yeni "müŞteriler" yaratmaktadır. Bu arada, okullardan gelen öneriyi geri çevirebileceğinin bilincinde olmayan veliler, çocuklarını "deli okulu" dedikleri bu kurumlara göndermeye boyun eğmekte, kimi zamansa, bu durumu çocuk parasını arttırdığı için kabul etmektedirler. Türk çocuklarının karŞılaŞtığı öğrenim zorluklarının büyük bir kısmına dil yetersizliğinin ve uygulanan klasik eğitim yöntemlerinin neden olduğu düŞünülürse, sonucun en baŞta normal okullardaki eğitimin kalitesini arttırmaktan geçtigi görülür.



Dr. Altay A. Manço
Liège Üniversitesi, Psikoloji ve Eğitim Bilimleri Fakültesi
Öğretim üyesi, Göç Tetkik Enstitüsü Müdürü (GÖÇ-TE/IRFAM)



KAYNAKÇA
-A. MANÇO (yönetiminde), Sociographie de la population turque et d'origine turque : 40 ans de présence en Belgique (1960-2000). Dynamiques, problématiques, perspectives, Brüksel, CRE ve

-IRFAM, 230 s., 2000. Eserin Türkçe ve Hollandaca çevirileri halen gerçekleŞtirilmektedir.

-A. MANÇO ve U. MANÇO (yönetiminde), Turcs de Belgique. Identités et trajectoires d'une minorité, Brüksel, Info-Türk ve CESRIM, 288 s., 1992.

-U. MANÇO (yönetiminde), Voix et voies musulmanes de Belgique, Publications des FUSL, Brüksel, 218 s., 2000.



Son günceleme: 2005.12.15 © TurkStudent

Aradığın bilgileri bulamadın mı? Sorularını Mesaj Panosuna yaz!
Yardımsever Turkstudent topluluğundan kısa sürede cevap alacaksın ;-)
» Mesaj Panosuna geçmek için tıkla!
Ücretsiz Kayıt Ol