Innsbruck'ta Dil Kursunda Neler Yaşadım Neler...

Ben sanıyorum ki, hoca Türkçe biliyo, yani bana öyle söylediler. Sınıfa girdim, MERABA dedim, hoca da MERABA dedi ve herkes gülmeye başladı…
Selcan - Innsbruck / Avusturya


Bütün engelleri aşıp Avusturya’daki ilk dersime girmeyi en sonunda başarmanın rahatlığı içindeydim… Çok kısa bir süre için olsa bile…

Bu arada ben sanıyorum ki, hoca Türkçe biliyo, yani bana öyle söylediler. Sınıfa girdim,

- MERABA dedim, hoca da

- MERABA dedi ve herkes gülmeye başladı… Sonra hoca bana bi kağıt verdi. Ben tabi Türkçe konuşuyorum.

-Ne yapacağım bu kağıdı?

Yine herkes gülmeye başladı. Hoca da benim söylediklerimi papağan gibi tekrar ediyo. Sonradan anladım ki, hoca Türkçe bilmiyormuş ve benimle dalga geçmişler.

Ben dersten çıktım ama nasıl ağlıyorum anlatamam… Hiçbişey anlamadım. Sonra babamı aradım, anlattım. Öğretmen Türkçe bilmiyo, sen bana biliyo dedin, yoksa nasıl Almanca öğrenicen dedin ama öyle değil dedim. Babam ne dese beğenirsiniz…

- IĞGGG KIZIM NEYAPACAZ O ZAMAN SEN NASIL ALMANCA ÖĞRENCEN???

Yolda yürürken bile korkuyordum biri gelecek bana Almanca bişey soracak diye. Hep insanlardan kaçıyordum. O günler halimiz tam bi perişanlıktı ya… Babama

- Beni burdan götür geri Türkiye’ye at da ne yaparsan yap baba, diyodum. Babam,

- Hayır kızım, okuyacaksın burda, benim kızım okuyacak diyordu hep.

Destek gerçekten çok önemli ya...

Böyle mi böyle, gittim kendime kocaman bi sözlük aldım. Bi de dalga geçtiler ya, kafaya koydum, başaracağım bu işi diye. Ya işte ben hergün inek gibi ders çalışıyorum, kendimi geliştirmeye bakıyorum. Okullar tatil oldu, ben o küçücük odanın içinden 3 ay dışarı çıkmadım. Hep ders çalışıyordum. Ve bu süre içinde depresyon geçirdim odanın içinde tek başıma. Babam da o zaman Türkiye’ye gitmesi gerekiyordu. Ama kafayı yedim ya... Kendimi sanki beni karanlık derin bi kuyunun içine atmışlar ve hiç bir çıkış yolu yok diyodum. Ki ben Ankara gibi kalabalık ve bisürü arkadaşlarım olan bi yerden geldim...

Aileme de belli etmek istemiyodum ama sonunda bir gün telefonda erkek kardeşime patladım. Ama nasıl ağlıyorum hıçkıra hıçkıra. Burası sizin sandığınız gibi değil, ben neler neler hayal ediyodum nelerle karşılaştım vs. diyerek... Biliyodum onları üzmüştüm ama artık dayanamıyodum ve yalnızlıktan nefret ediyodum.

Üç ay içinde Almanca’yı biraz söktüm ve artık işlerimi halletmeye başladım. Sigortamı, faturalarımı vs... Okulda benden hep babamın kağıtlarını istiyorlardı, elimde sözlükle sekreterin karşısına geçip anlatmaya çalışıyordum. Çünkü benim yardım isteyecek kimsem yoktu. Babam da zaten bana uzak olduğu için gelemiyodu. Yavaş yavaş çevremdekileri anlamaya başlıyodum. Okulda pratiğim gelişsin diye Almanlarla konuşmaya çalışıyodum. Almancamın üstüne çok düşüyodum. Derslere hep katılıyodum. Sonunda sınav günü geldi çattı ve o sınavdan Türklerden yalnız iki kişi geçtik. Biri ben biri de başka bi Türk.

Arkadaşlar bana diyo,

- SEN NASIL GEÇTİN YA, SEN DAHA DÜN HOCAYLA TÜRKÇE KONUŞUYODUN!

İşte bunlar benim Avusturya’da ve okulda ilk zamanlarım... Sanırım bu kadar yeter şimdilik...


2004 © TurkStudent

Aradığın bilgileri bulamadın mı? Sorularını Mesaj Panosuna yaz!
Yardımsever Turkstudent topluluğundan kısa sürede cevap alacaksın ;-)
» Mesaj Panosuna geçmek için tıkla!
Ücretsiz Kayıt Ol