İnsan Kendini İnancına Katabilmelidir

Recep Şükrü Apuhan
İnsan, kendisini inandığı, savunduğu, doğru ve güzel bildiği şeylere yiğitçe, mertçe, şerefle, heyecanla katabilmelidir. İnsan olma sanatının baş döndürücü incelikleri bu katılıştadır. Bu katılış yoksulluk getirebilir, ölüm getirebilir, yalnızlık getirebilir ki ah o ne soğuktur, her zorluğu getirebilir, ama şahsiyet abidelerinin yükseldiği kaide budur. Her nerede herkesin önünde yüreğinden gelerek eğildiği bir büyüklük varsa, zemini ancak budur. Bize bazen düşmanlarımızı bile şahsiyetli, saygıya layık gösteren, onların kendilerini inandıkları, savundukları, doğru bildikleri şeylere katmış olmalarıdır.

I. Dünya Harbi, Türkiye için felaketler getiren bir harp oldu. Cihan tarihine kazınmış bir imparatorluk canhıraş feryatlarla, nüfuz ettiği her dokudan sökülüp atıldı. İşte böyle bir harbin baş destekçilerinden biriydi İttihat ve Terakki Merkezi'nin önemli üyelerinden Dr. Bahattin Şakir. Harbin Türklere büyük kazançlar sağlayacağına inanmıştı bir kere. Enver Paşa'yı korkunç bir felaketle neticelenen Sarıkamış harekatına cesaretlendirenler arasında da başı o çekiyordu. Ama o, General Ali İhsan Sabis'in dediği gibi gazete sütunlarında, sokaklarda milleti harbe tahrik eden fakat kendilerinden ne bir zerre kan ne bir dakikalık rahat ve ne de bir kuruş vermeye yanaşmayan serserilerden, yaygaracılardan değildi. Bir ideal için yanıp tutuşanlardandı.

Harp mi istiyordu? Bu harp Türkiye'yi daha da güçlü mü yapacaktı? Turan ideali gerçek mi olacaktı? Öyleyse gidip savaşmalıydı.

Harp boyunca rahat rahat yaşayabileceği muhiti, nutuk atabileceği kürsüleri, elinin altında duran emrine hazır maddi imkanları, gerekli gördüğü en zorlu anda ve bir çırpıda terk edip, harbin en karanlık cephesi Kafks vuruşmasına koştu Dr. Bahaddin Şakir.

Ütülü elbiselerini, yolundaki iğrenç bir engel gibi bir kenara fırlatıp sırtına bir üniforma, ayağına çarık, başına kabalak geçirdi, tüfeğini omuzladı ve candan istediği ateşin içine tereddütsüz daldı. Kafkas Cephesi'nden gelen ölüler listesinde onun adı da yer alacaktır. İşte haysiyet, işte insanın inandığına, savunduğuna, doğru bildiğine katılışı budur.


Recep Şükrü Apuhan
2006.01.25

Aradığın bilgileri bulamadın mı? Sorularını Mesaj Panosuna yaz!
Yardımsever Turkstudent topluluğundan kısa sürede cevap alacaksın ;-)
» Mesaj Panosuna geçmek için tıkla!
Ücretsiz Kayıt Ol